Bizimle İletişime Geçin

Röportaj

Turizm sektöründe Karadeniz bir cazibe merkezi

İçindekiler

Turizm alanında eşsiz bir potansiyele sahip olan Karadeniz’in farklı kategorilere de hitap etmesi gerektiğini savunan Karadeniz Turistik İşletmeciler Derneği (KATİD) Başkanı Murat Toktaş, sadece ‘yayla turizmi’ sınırlamasından kurtulmaları gerektiğini ifade etti.

Turizm sektörü denildiğinde sadece Ege ve Akdeniz gibi bölgelerin akıllara geldiği ülkemizde Murat Toktaş, Karadeniz’in potansiyeline dikkat çekti. Kanal Daa’ya özel açıklamalarda bulunan KATİD Başkanı Toktaş, şunları söyledi:

Turizm Sektöründe Karadeniz

KATİD Başkanı Murat Toktaş, Karadeniz Bölgesi’nde Turizm Bakanlığına bağlı yaklaşık 500’e yakın bakanlık belgeli tesis olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir turizm zirvesi gerçekleştirildi. Siz de bu toplantıda yer aldınız? Toplantıya dair neler söylersiniz?

Çok uzun zamandır devlette bu kadar üst düzey katılımlı sektör toplantısı olmamıştı. Sayın Cumhurbaşkanımız başkanlığında; sektörün durumu ve yapılması gerekenler konuşuldu. Verimli bir toplantı oldu. Kısa Çalışma Ödeneği’nin tüm sektörler için 3 ay ve indirilen konaklama KDV’sinin de 1 ay uzatılmasına karar verildi.

Turizmin gelişmesi ve pandeminin yarattığı aksaklıkların giderilebilmesi için neler yapılacak?

Öncelikle hızlı bir şekilde vaka sayılarının azalması lazım. Bunun için sıkı tedbirler talep etmiştik. Bu sadece turizm sektörü için değil ekonomi içinde son derece önemli. Bunun için bir kapanma gerekiyordu ve 17 günlük kapanma gerçekleşti. Vaka sayıları Avrupa ülkelerinin belirlemiş olduğu sayıların altına inmediği sürece yurt dışından misafir almamız çok zor. Ayrıca işletmeler kredilerle 2020 yılını geçirdi ve büyük bir borç yükü oluştu. Mayıs sonuna geldiğimiz halde sektörde iç piyasada ve dış piyasada hareketlilik çok zayıf görünüyor. İşletmelerin krediye kolay ve uygun oranlarda ulaşması gerekiyor. İşletmeler ayakta kalamadığı takdirde ülkemizin cari açığı kadar döviz girdisi sağlayan bir sektör çok büyük yara alır. Bu konuda mutlaka bir destek almamız gerekiyor. Cumhurbaşkanımızla yapmış olduğumuz toplantıda bu konu da not alındı. Maliye Bakanımız bankalarla kredi konusunu takip ediyor. Ayrıca kalifiye elemanlarımız mutlaka sektörde tutmamız gerekiyor. Bizim en büyük avantajımız kalifiye elemanlarımız. Bunun içinde Kısa Çalışma Ödeneği’nin tekrar uzatılmasına ihtiyaç olabilir.

“Bizim için moral oldu”

Turizmcilerin kısa çalışma ödeneğinin uzatılması, yüzde 1 olan ve mayıs ayında sona erecek KDV oranının uzatılması talebini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim için biraz moral oldu. En önemlisi de personelimizi elimizde tutmak istiyoruz bu kapsamda Kısa Çalışma Ödeneği hem işletmeleri hem de çalışanları memnun etti. KDV’nin uzatılması da açık olan tesislere biraz nefes olacaktır.

Karadeniz Bölgesi’nde kaç turistik tesis var. Bu sektörde çalışan sayısı kaç?

Turizm Bakanlığına bağlı yaklaşık 500’e yakın bakanlık belgeli tesis var. Bizim bölgede tesisler çok büyük değil ama ortalama 60-65 oda civarında. Çalışan sayımız ise yaklaşık 15 bin civarı. Bu sadece otellerde çalışanlar. Turizmin diğer unsurları ile birlikte araç kiralama, restoranlar, belediye belgeli konaklama tesisleri, acenteler vs. bu sayısı yaklaşık 50 binin üzerindedir.

Farklı insanların, yerlerin, tarihin ve kültürel bilgilerin öğrenilmesine ve anlaşılmasına aracılık eden turizm endüstrisinin en önemli bileşenlerinden biri olan destinasyon kavramı, rekabetin hızla arttığı ve ziyaretçilerin daha seçici ve bilinçli olduğu günümüzde Karadeniz’i ön plana çıkaracak olan en önemli unsur nedir?

Çok haklısınız biz derneğimizi ilk kurduğumuzdan bugüne bölgede her görüşme ve toplantımızda destinasyonun önemine vurgu yapıyoruz. Şunu unutmayalım biz bir Bodrum veya Marmaris değiliz. Gelen kişi bir şehre gelsin ve orada 10 – 15 gün konaklamasın bu mümkün değil. Bu kapsamda Doğu Karadeniz, Orta Karadeniz ve Batı Karadeniz olarak bölmemiz ve bu şekilde pazarlamamız gerekiyor. Örneğin Orta Karadeniz’de Samsun, Sinop, Ordu, Amasya ve Çorum, harika bir destinasyon. Bölgemize gelen turistler, birçok turizm çeşidine ulaşabiliyor. Orta Karadeniz bölgesinde birbirinden çok farklı aktiviteler yapılabilir. En önemlisi de sürdürülebilir bir pazarlama yapabilmek.

Yerli ve yabancı ziyaretçiler için önemli bir kavram olan çevre, doğa, güneş, manzara, kültür ve konfor gibi unsurların yanı sıra tüm altyapı ve üstyapı hizmetleri bakımından Karadeniz Bölgesi ne durumda?

Bir turizm hareketi başlatmadan önce ilk yapılması gereken şey altyapı ve üst yapı eksikliklerin tamamlanması sonra da pazarlanması gerekir. Doğru sıra budur. Bu konuda Samsun gibi bazı şehirlerimiz altyapı eksikliklerini tamamlamışken bazı şehirlerimiz de ne yazık ki eksiklikler var. Bunların en kısa zamanda tamamlanıp ürünü piyasaya sunmalıyız.

Karadeniz, çekicilikler, ulaşım, iletişim, konaklama, destek hizmetleri, altyapı, gibi destinasyonu tercih edecek turistler için önemli bir konu. Karadeniz bu açıdan avantajlı mı?

Kesinlikle evet. Bazı eksikliklerimiz olabilir. Altyapı ve üst yapı gibi eksiklikler kısa sürede giderilebilir. Artık ülkemizde şehirlere ulaşım sorunu kalmadı. En önemlisi şehre gelen misafirlerinde rahatlıkla çevredeki turizm alanlarına ulaşabilecek yolları mevcut. Bölge insanımız çok sıcak kanlı ve doğal. Bu da gelenlerin diğer tatil yörelerindeki gibi fabrikasyon iletişim dışında rahat ve sıcak bir ortam sağlıyor.  En önemli tercih nedenimiz ise tabi ki doğamız.

Turizm sektöründe Karadeniz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, turizm temsilcileri ile bir araya geldi.

Özel sektör ve STK’larla işbirliği

Kamu kurum ve kuruluşlarına ne tür önerileriniz olabilir?

Biz turizmden ciddi pay alabilecek potansiyele sahibiz. Aslında önerilecek çok özel bir formül yok. Yapmamız gereken çok basit. Tek yapmamız gereken kamu önderliğinde, özel sektör ve STK’larla birlikte bir eylem planı oluşturup bunu karalılıkla uygulamak.

Küreselleşme olgusunun turizm endüstrisinin geleceği ile ilgili eğilimlere yön vermesiyle ortaya çıkan yeniliklere ayak uydurulabiliyor mu?

Artık dünya neredeyse kıtalar bazında tek devlet olmaya başladı. Bu küreselleşmeyi sağlayan aslında insanların içindeki merak ve yeni kültürler tanıma keşfetme farklı deneyimler yaşam duygusu. Bu yüzyıllardır böyleydi şimdi ise iletişim ve ulaşımın çok kolay olması bunu hızlandırdı. Bu da hem ekonomiye hem turizm büyük katkı sağladı. O yüzden turizm keşfetme duygusu ile her zaman yeniliklere son derece açık.

Teknoloji ile büyüyen bir neslin istek ve ihtiyaçlarını da dikkate almak gerekir. Bölgemiz bu konuda gerekli altyapıya sahip mi?

Son 10 yıldır teknoloji bizim bir parçamız oldu. Ayrıca her geçen günde bizim hayatımıza daha fazla giriyor. Birkaç yıl öncesine kadar çok fazla teknolojiyle iç içe değildi. Ama son dönemlerde değişen müşteri profili ve beklentileri ile bu ortama uydurmaya başladı. Artık yeni müşterilerimiz bu teknolojinin içine doğuyor.

Son dönemde Karadeniz Bölgesindeki turizm talebine yönelik Arabistan pazarında artışları dikkat çekmekte. Bu konu özelinde turizm arz olanakları ilgili pazarlar dikkate alınarak oluşturuluyor mu?

Ne yazık ki hayır. Ülkemizde de bölgemizde de arz talep dengesi gözetilmeden yatırım yapılıyor. Bu ciddi bir sorun. Bir aksilik olduğunda hem sektöre hem de o bölgedeki ekonomiye ciddi sıkıntılar açıyor. Ayrıca yurt dışı tek pazar bağımlılığımızda en büyük handikabımız. Bunu Suudi Arabistan ve BEA ile yaşadığımız siyasi gerilimde çok fazlasıyla hissettik.

Karadeniz Bölgesi dağları, yaylalar, kaynak suları, ormanları ile önemli bir potansiyele sahip. Ayrıca zengin florası ve faunası ile dikkat çekiyor. Bu özellikleri ile Karadeniz turizminin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Karadeniz Bölgesi, son yıllarda yaylalarıyla ön planda. Artık bu baskıdan çıkmalıyız. Sadece yaylayla anılmamalıyız. Bu bize zarar veriyor. Çünkü bölgemiz birçok turizm alternatifinin bulunduğu bir yer. Müşteri profilimizi yaylayla sınırlamadan çıkıp birçok farklı kategoride ki müşteriye hitap etmeliyiz. Bizim bu potansiyelimizi doğru yönetebilirsek çok büyük ekonomik katkıya sahip oluruz.

Turizm sektöründe Karadeniz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizmcilerin taleplerini dinledi.

Gelecekte tatil merkezlerin kuzeye doğru genişleyecek. Böyle bir öngörü var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Artık seyahat edenler sadece kum güneş ve de deniz tatili beklemiyor. Bu bir ihtiyaç ve hiç bitmeyecek ama tatil sürelerinin tamamını buna ayırmak istemiyorlar. Böylece güney bölgelerinden diğer bölgelere doğru bir kayış ve alternatif arayışları başladı. Biz de Karadeniz bölgesi olarak bundan yaralanmaya başladık. İnsanların ilgisini çekiyor ve çok sayıda yerli ve yabancı misafiri de ağırlıyoruz. Ama buna sahip çıkamazsak devamını getiremeyiz ve misafirlerin başka yerlere kaymasına neden oluruz.

“Beklentiler ve talepler değişiyor”

Yeni cazibe merkezlerine olan talebi düşürmemek için hizmet kalitesi nasıl olmalı?

Artık ne eski müşteri var nede eski hizmet beklentiler. Hele pandemi birçok şeyi çok hızlı değiştirdi. Bunun için müşteri beklentileri iyi anlamalı trendleri iyi takip etmeliyiz. Artık kalite deyince pahalı akla gelmiyor talepler farklılaştı. Ayrıca jenerasyon değiştikçe beklentilerde, taleplerde değişmeye başlıyor. Bununla birlikte teknolojide hizmet sektörünü etkisi altına aldı. Şimdi sektörde masa yeniden kuruluyor bizde geleceği doğru öngörmeli ve ona göre hareket etmeliyiz.

Küresel iklim değişikliği sizce Karadeniz bölgesini nasıl etkileyecektir?

Küresel iklim değişikliği her yeri etkilemeye başladı. Güney bölgeleri daha da sıcak olurken kuzey bölgeleri ılıman bir iklim geçirmeye başladı. Bu kapsamda Karadeniz bölgesi de sıcak birazda kurak günler geçiriyor. Bu iklim değişikliği ile birlikte belki 50 yıl sonra müşteriye sunacağımız aktivitelerde değişecek. Kış turizmden bahsedemezken daha çok deniz turizmi ön plana çıkacaktır. Bunları yaşamamayı umuyoruz. Doğayı tekrar dengesinde tutmayı başarabiliriz.

Yorum Yap

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İbrahim CANBULAT

Röportaj

Prof. Dr. Aydın : TEKNOFEST zihniyet değiştiriyor

Samsun Üniversitesi

Prof. Dr. Mahmut Aydın, Kanaldaa’ya konuk oldu. TEKNOFEST ile ilgili konuştu.

Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, “TEKNOFEST, gençlerimizin zihniyetini değiştiriyor” dedi.

Kanaldaa YouTube kanalındaki ‘Cevap Bekleyen Sorular’ programına Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın konuk oldu.

Programda TEKNOFEST’in önemine değinen Prof. Dr. Aydın, “Bu festival özellikle gençlerimize çok değer katacak” ifadelerini kullandı.

“Tabiri caizse ben burayı bir altın madenine benzetiyorum.” dediği Ballıca Kampüsüne de değinerek şunları söyledi:

Samsun Üniversitesi Ballıca Yerleşkesi 700 dönümlük bir arazi içerisinde kurulu. Tekel’in özelleştirilmesinden sonra Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne devredildi.

2018’te Samsun Üniversitesi kurulunca bize tahsis edildi. Burası şuanda Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi olarak hizmet veriyor.

Prof. Dr. Mahmut Aydın

Özdemir Bayraktar’ın adı verildi

Bulunduğumuz yerde 60 tane bin metrekarelik tütün kurutma hangarı var. 3 tane de 5 bin metrekarelik hangar var. Biz bunları yeniden yapılandırmaya başladık.

Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi’ni kampüsün diğer alanından buraya taşıyacağız. 6 hangardan oluşan bir havacılık fakültesi inşa ediyoruz.

2 hangarı bitti 4 hangarı da inşallah TEKNOFEST dönemine yetişecek. Bu arada Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültemizin adını değiştirdik.

Rahmetli Özdemir Bayraktar beyin adını verdik. Bunun yanında Sivil Havacılık Yüksekokulu, Mühendislik Fakültesi, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu bu kampüsümüzde konuşlanmış durumda.

İnşallah burası çok yakın bir zamanda ülkemizin en önemli havacılık kampüslerinden birisi olacak.”

Prof. Dr. Mahmut Aydın

Prof. Dr. Aydın : Başarılarımız Samsun için önemliydi

TEKNOFEST’in Samsun’da yapılacak olmasının önemine değinen Prof. Dr. Aydın şöyle devam etti:

TEKNOFEST ilk olarak 2018 yılında kapılarını İstanbul Havalimanı’nda yarışmalara ve konuklara açtı. Biz yarışmaya katıldık ve 2018 yılında roket takımımız Kızılırmak Roketiyle ikinci olmuştu.

TEKNOFEST’in serüveni ile üniversitemizin serüveni aynı. Dolayısıyla TEKNOFEST’le beraber yola çıktık.

O günden sonra özellikle Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültemiz TEKNOFEST ile özdeşleşti.

2019 yılında ve 2020 yılında ciddi dereceler aldık. En son 2021 İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki TEKNOFEST’te de 7 tane ödül aldık.

Yeni kurulan bir üniversite olmamıza rağmen, üniversiteler arasında ilk 10 da yer aldık. Bu başarılar Samsun için, Karadeniz Bölgesi için oldukça önemliydi.

Çünkü Karadeniz Bölgesi’nde Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi sadece Samsun Üniversitesi’nde var.

Muhtemeldir ki TEKNOFEST’in Samsun’a verilmesinde de bu fakültenin çok ciddi katkısı olduğunu düşünüyoruz.

Onun için de TEKNOFEST’i de fırsat bilerek şehrimizin başta valimiz olmak üzere Büyükşehir Belediye Başkanımız, milletvekillerimizin son derece ciddi ilgisi var.

Onların da destekleriyle inşallah bu kampüsü hak ettiği yere taşıyacağız. Ayrıca burası ülkemizin sayılı havacılık kampüslerinden birisi haline getireceğimizi düşünüyoruz.

TEKNOFEST özellikle gençlerimizin zihniyetini değiştirecektir.”

Okumaya devam et

Röportaj

TOGG yollara çıkmaya hazırlanıyor !

TOGG CEO’su Mehmet Gürcan Karakaş, Büyükşehir Belediyesi yayın organı Samsun e-Dergi’ye özel röportaj verdi.

Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye’nin ilk interaktif dergisi Samsun e-Dergi TOGG CEO’su Mehmet Gürcan Karakaş ile konuştu.

Bir otomobilden fazlası olan TOGG için: “Kullanıcılarımızı dinliyor, onları anlıyor, onlarla bütünleşiyor, onlara uygun çözümler sunuyor. Bu sayede  yalnızca bir otomobil değil, çok daha fazlasını; kullanıcısına göre dönüşen ve kullanıcısını da dönüştüren, kullanıcısının hayatını kolaylaştırmak için tasarlanmış, tarz sahibi ve akıllı bir cihaz sunmak üzere çalışıyoruz” diyen Karakaş’ın röportaj…

TOGG

Fotoğraf Samsun E-Dergi’den alınmıştır.

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu ile yollarınız nasıl  kesişti, hangi hedeflerle yola çıktınız?

Türkiye’de görev yaptığım yıllarda yöneticisi olduğum şirketi temsilen üyesi olduğum TAYSAD (Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği) toplantılarında bir gün Türkiye’nin de kendisine ait bir otomotiv markası olması gerektiğini konuşur, hayal ederdik.

2018 yılında yurt dışında yöneticilik yaptığım sırada TOGG’a gelmem teklif edildi. Bende bu hayali hayata geçirmek üzere kabul ettim. Her yenilik bir hayalle başlar.

Ama sonra bilgi ve akılla hayata geçirilir. TOGG’un doğuştan elektrikli araçlar üretmek ve bunu yaparken ülkemizin alanında çok deneyimli otomotiv tedarik sanayisini mobilite alanında iş ortaklarına dönüştürmek ve mobilite alanındaki girişimlerin de dahil olacağı bir ekosistem ortaya çıkarmak hedefi de bu aklı temsil ediyordu. Bu hedeflerle küresel bir marka oluşturmak ve ülkemizin mobilite ekosisteminin çekirdeğini oluşturmak üzere yola çıktık.

TOGG

TOGG için “Bir otomobilden daha fazlası…” derken neleri ifade etmek istiyorsunuz? Biraz bahseder misiniz?

Ekosistem, sözlük anlamıyla canlı ve cansız varlıkların etkileşimleriyle oluşan ve birbirlerini besleyerek süreklilik arz eden bir düzeni tarif ediyor.

Mobilite ekosistemi ise bütün  ulaşım alternatiflerinin ve hayatımıza değer katacak her türlü hizmetin birbirine akıllı bir şekilde bağlı ve interaktif olduğu bir dünya demek.

Otomotiv endüstrisi de büyük bir hızla mobilite ekosistemine dönüşüyor,  oyunun kuralları değişiyor. Bugünün otomobil dünyası ürün konseptini oluşturma, aracı geliştirme, üretme, satış ve sonrasındaki işleyişlerle ilgileniyor.

Bizim işimiz ise klasik araç üreticilerinin işinin bittiği yerde başlıyor, biz otomobili yeni nesil akıllı cihaza dönüştürüyoruz. Çünkü değişen kullanıcı beklentileri doğrultusunda geçmişte telefonda yaşanan dönüşüm bugün otomotivde yaşanıyor.

Başından itibaren akıllı cihazımızı kullanıcı odaklı, akıllı, empatik, bağlantılı, otonom, paylaşımlı ve elektrikli olarak tanımladık.

Türkiye'nin otomobili

O nedenle de başından itibaren her türlü tasarımı, ürün geliştirmeyi bu şekilde oluşturduk. İngilizcede ağa bağlı, otonom, paylaşımlı ve elektrikli araçlar için Case kısaltması kullanılıyor.  Ama bu bizim için yeterli değildi.

Bunun başına kullanıcı odaklı-User-centric, akıllı-Smart ve empatik-Emphatic kelimelerini de ekledik çünkü bizim yaptığımız, yapacağımız işin farkını bu kavramlar tanımlıyordu.

Ortaya  İngilizcesi “USE-CASE Mobility®️” olan bir kavram çıktı ve biz de küresel rekabete hazırlandığımız için biz kavramı Togg adına ticari marka olarak dünya çapında tescil ettirdik.

TOGG’u tanımlarken İngilizce olarak  “We are a global USE-CASE Mobility provider” diyoruz.

Yani mobilite alanında küresel bir platform örneği sağlayıcısıyız. Ama şu an yaptığımız işi de bu kavramı tersinden okuyarak “We are the Mobility USE-CASE of Türkiye”.

Yani biz Türkiye’nin mobilite alanındaki örnek platform sağlayıcısıyız diye tanımlıyoruz.

Türkiye'nin otomobili

Yerli üretimin ülkeler için önemi nedir sizce? Türkiye’nin yerli üretim hamlesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özgünlük ve millilik bizim açımızdan fikri ve sınai mülkiyet haklarının tamamıyla bize ait olması demektir. Bu şunun için önemlidir; Eğer fikri ve sınai mülkiyet hakları bize aitse, bu bizi bağımsız ve özgür kılar. Bu özelliğimiz sayesinde

  • Kararlarımızı Türkiye’deki merkezimizde kendimiz alıyoruz.
  • Özgün teknolojimizi kendimiz geliştiriyoruz.

O nedenle de millilik ve özgünlük elzem bir konudur. Eğer millilik sizdeyse ürün ve hizmetlerin yerlileştirilmesi, küresel rekabet açısından da avantaj sağlıyorsa, zaten kaçınılmazdır.

Biz yerlilik oranımızı başından itibaren daha üretim başlangıcında %51 olarak açıkladık. Ayrıca yıllar içinde rekabet şartlarını göz ardı etmeden artıracağımız sözünü de verdik.

TOGG

TOGG’un logosu neyi simgeliyor?

Logomuz doğu ile batı kültürlerinin, duygu ile aklın kesişim noktasını sembolize ediyor. Logomuzu tasarlarken de marka kimliğimizden ilham aldık. Doğu ve Batı kültürlerini birleştirmeyi sembolize edecek şekilde bir araya gelen okların tam ortasında birlikten doğan çokluk ve insan odaklılık ifade ediliyor.

İnsanı merkeze koyan teknoloji ve insanı bugünün ve yarının kesişim noktasında bir araya getiren, hayatı kolaylaştıran mobilite çözümlerini simgeliyor. Oluşan bu form aynı zamanda bir küresel teknoloji ve mobilite markasına uygun biçimde güç ile zarafet arasında denge oluşturuyor.

Öne çıkan teknik özellikler neler?

Türkiye’nin ilk doğuştan elektrikli, sıfır emisyonlu ve akıllı otomobili olarak üretilecek. Bu özellikteki C-SUV modeli, sınıfının en uzun aks mesafesi, en geniş iç hacmi, en iyi hızlanma performansı ve en düşük toplam sahip olma maliyeti gibi özellikleriyle de rakiplerinin önünde yer alacaktır.

Gelecekteki akıllı ulaşım ihtiyaçlarına şimdiden cevap verebilecek. «kalıpların ötesinde mobilite çözümleri» sağlamak üzere yola çıkan TOGG’un ilk akıllı cihazı 2023 yılının ilk çeyreğinde önce Türkiye’de, bu tarihten yaklaşık 18 ay sonra ise Avrupa’da yollara çıkacaktır.

300 ve 500 kilometre olmak sembolize edecek şekilde bir araya gelen okların tam ortasında birlikten doğan çokluk ve insan odaklılık ifade ediliyor.

İnsanı merkeze koyan teknoloji ve insanı bugünün ve yarının kesişim noktasında bir araya getiren, hayatı kolaylaştıran mobilite çözümlerini simgeliyor.

Oluşan bu form aynı zamanda bir küresel teknoloji ve mobilite markasına uygun biçimde güç ile zarafet arasında denge oluşturuyor.

TOGG

Araçların en kritik parçası olan batarya üretimi nasıl olacak?

Elektrikli araçlar için en kritik komponent bilindiği gibi batarya. Bu noktada Siro yatırımımızdan mutlaka bahsetmek gerekir.

Silk Road Temiz Enerji Depolama Teknolojileri A.Ş.  Togg’un enerji depolama çözümleri için Farasis firması ile ortaklığımız ve ülkemizde fikri ve sınai hakları bize ait olmak üzere modül ve paket üretimi yapacağız.

Şirket zaman içinde batarya kimyası için Ar-Ge çalışmaları yapacak ve hücre üretimi de gerçekleştirecektir.

Mehmet Gürcan Karakaş

Markalaşma adımları hakkında neler söylemek istersiniz?

Togg markasının nasıl bir karakteri var mı sorusunun cevabı şöyle oluştu:

“Dünyada olup bitenle ilgili, sürekli öğrenen, ileri görüşlü, proaktif ve çevresini daha güzel bir hâle dönüştüren; işine tutkuyla sarılan, girişimci, yetkinliği ön planda tutan, özü sözü bir, kendisinin ve çevresindekilerin prestijini önemseyen, dokunduğu herkese değer katma gayreti içerisinde olan, tarz sahibi, hayat dolu bir karakter.”

Dünyadaki dönüşümün ve insanların bu dönüşümü yakalama isteğinin farkındaydık. Bu yüzden ilk adım olarak, bildiğiniz otomobil deneyimini dönüştürmek için yola çıktık…

Kullanıcılarımızı dinliyor, onları anlıyor, onlarla bütünleşiyor. Onlara uygun çözümler sunuyor. Bu sayede yalnızca bir otomobil değil, çok daha fazlasını; kullanıcısına göre dönüşen ve kullanıcısını da dönüştüren, kullanıcısının hayatını kolaylaştırmak için tasarlanmış, tarz sahibi ve akıllı bir cihaz sunmak üzere çalışıyoruz.

Tesiste kaç kişi istihdam edilecek?

4.300 kişiye doğrudan, en az 20 bin kişiye de dolaylı olarak iş imkanı sağlayacağız.

TOGG’u tam olarak ne zaman yollarda göreceğiz?

2023 yılının ilk çeyreğinde yollarda olacağız.

2023’te TOGG yollara çıktığında gelecek yoğun talebi karşılayabilecek misiniz?

Çalışmalarımızı gelecek talebi karşılamak üzere planlı bir şekilde sürdürüyoruz. Gemlik tesislerimizde yılda 175 bin adet akıllı cihaz üretebilecek kapasitemiz var. Zaman içinde belli bir plan ve program çerçevesinde gerek ülkemizden, gerekse bir süre sonra ihracata başlayacağımızı Avrupa pazarından gelecek talebi sağlıklı bir şekilde karşılamak üzere çalışıyoruz.

Okumaya devam et

Röportaj

Yakup Özden : Futbol oynamak, futbolcu olmak hayalimizdi

Ampute futbolu

Yakup Özden ile Ampute Futbolu üzerine sohbet ettik. Nasıl sakat kaldığından bugün geldiği noktaya kadar her konuya cevap verdi.

Yakup Özden kimdir ?

Samsun Bedensel Engelliler Spor Kulübü Başkanıyım. 1960 doğumluyum. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Küçük yaşlarda geçirdiğim bir kaza sonucu sakat kaldım.

Yaşadığınız kaza nasıl oldu?

İlkokula gidiyordum. Okuldan çıkıp eve geldim. Üstümü değiştirip top oynamak için dışarıya çıktım. Eksiden Piazza’ya giden yol üzerinde mezbahane vardı.

Onun yanında da at yarışlarının deve güreşlerinin yapıldığı bir alan vardı. Oraya da TIR’larla at getirmişlerdi. Biz de sahaya top oynamaya gitmeden önce onları izliyorduk.

O sırada Çarşamba tarafından gelen tren düdüğünü öttürünce atlar ürktü. Ben de korkup ters tarafa doğru kaçtım. Karşı taraftan gelen kamyonun altında kaldım. Sonra ayağımız kesildi.

Ampute futbolu

Kazadan sonra hayata bakışınız değişti mi?

7 yaşına kadar sokakta koşuyorsun, okula gidiyorsun. Arkadaşlarında top oynuyorsun. O yaştan sonra sakat kalıyorsun. Bir yıl evden dışarı çıkmadım.

Sonra arkadaşlarımın eve gelip gitmesi ile yavaş yavaş dışarıya çıkmaya başladım. Tekrar tek bacağımda arkadaşlarımla birlikte futbol oynamaya başladım. Belki de amatör liglerde tek bacağı ile futbol oynayan tek kişi Yakup Özden olarak benimdir.

Futbol oynamak, futbolcu olmak, antrenörlük yapmak, kulüp başkanı olmak hayalimizdi. Basamak basamak hepsini yaparak bugünlere kadar geldik.

Yakup Özden ampute futbolunun doğuşunu anlattı.

Samsun’da Ampute Futbol Takımı ne zaman kuruldu?

Samsun’da ilk ben kurmuştum. Tabi o zaaman Ampute değil ‘Koşar Futbol’ deniyordu. Parmağı olmayan, eli olmayan, ayağı olmayan bir spordu.

Bizim sayemizde basının aracılığıyla ‘Koşar Futbol’ tüm Türkiye’ye yayıldı. Sonra dünyada bir Ampute futbolu diye bir şey ortaya çıktı. Bir gün beni GATA’dan aradılar ve Ankara’ya davet ettiler. Ben de GATA’ya gittim. Gazilerimiz var. Onların spora teşvik etmek için…

Yakup Özden : Spor sayesinde insanlar hayata bağlandı

Bana Ampute futbol var, siz de Koşar Futbol diyorsunuz. Bu ikisini harmanlayabilir miyiz? Tamam dedik ve şöyle oldu. Dedi ki; kolu olmayanlar kaleci olsun, ayağı olmayanlar futbolcu olsun. Türkiye’de bu şekilde Ampute futbolunu kurduk. Türtiye’de Ampute futbolu kuran kişiyim. Gururluyum.

Daha önce evlerinde çıkamayan engelli arkadaşlarımız, kardeşlerimiz bu spor sayesinde hayata tutundu. Kendileriyle barıştı. Hayata bağlandılar. İş sahibi oldular, aile sahibi oldular.

Ampute futbolu

Kaç sporcunuz var ?

250 sporcumuz var. Samsun’da ilçelerimizle birlikte 150 bin engelli vatandaşımız var. İnsanlarımızı spor yapmaya çağırıyoruz. Sadece futbola değil, tüm branşlara. Tabi çogu gelmek istemiyor.

Samsun’da Ampute Futbol Takımı’nın durumu nasıl?

5 yıl öncesine kadar Türkiye’de bir numaraydık. Ancak kulüplere yardım yapılmıyor. Sporcularımız da büyük takımlara transfer oluyor. Elimizdeki oyuncuları tutamıyoruz. Böyle olunca da Samsun olarak pek iyi durumda değiliz.

Ampute Milli Takım hatıralarınızdan bahseder misiniz?

Yine Ankara’da toplandık ve milli takım için ne yapabiliriz diye konuştuk. Türkiye’deki tüm engelli sporcuları Antalya’ya davet ettik. 40-50 kişi geldi. Antalya’da 2 ay kamp yaptık. Seçmeler yapıldı ve sayıyı 22 kişiye indirdik. Milli takım kuruluşu böyle başladı. İlk defa kurulan milli takım, dünya üçüncüsü oldu.

İyi ki sporcu olmuşum dediğin an oldu mu?

İyi ki sporcu olmuşum, iyi ki engelli olmuşum. Engelli olmasam kim bilir ne olacaktım.

Engelli sporcular destek görüyor mu?

Yeterli desteği gördüğümüzü söyleyemeyeceğim. Bakın Samsun spor kenti diyoruz. Ama Samsun’da engelli spor kulüpleri kapandı. Maddiyatsızlıktan faaliyetlerini durdurdu. Destek olsa daha çok engelli kardeşimize dokunabiliriz.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021 | Tüm hakları saklıdır. İnternet sitesinde yer alan görsel ve metinlerin izinsiz kopyalanması yasaktır.