Bizimle İletişime Geçin

Kültür - Sanat

Stanley Kubrick ; Sinema İmparatorundan Başyapıtlık Öyküler

Stanley Kubrick, “Öyle çok kötü film izledim ki, daha iyisini, en iyisini yapabileceğime inandım” diye özetler sinemaya başlangıç öyküsünü. İyi ki bu inancının izinden gitmiş büyük film ustası Stanley Kubrick.

Çok sevdiği sinemaya ölümsüz eserler bırakmasına yol açan kötü filmleri yapanlara da mini bir teşekkür etsek yeridir. Çünkü gerçekten de Kubrick, öyle sinema filmleri çekti ki, her biri büyük bir sanat eseri, bazıları ise bir başyapıt olarak sinema tarihindeki yerlerini aldı.

New York’ta doğan, Bronx’ta büyüyen biri olmasına rağmen bir İngiliz gibi düşünen, öyle yaşayan bir kafa yapısına sahipti Stanley Kubrick. Ben mesela, onu hiçbir zaman bir Amerikalı gibi görmedim, hissetmedim.

Elbette takip ettiğim yaşam öyküsü, öğrendiğim, okuduğum hayata bakış açısı, diğer bir çok şeye dair düşünceleri, fikirleri ve hatta filmlerindeki atmosfer, olayları kurgulayışı, oyuncularına söylettiği, yaptırdığı şeyler…

Bu nedenledir ki Kubrick, 1962 yılında Lolita’yı çektiği Birleşik Krallık’tan daha sonra hiç ayrılmamış, 17’nci yüzyıldan kalma büyük bir konağa yerleşmişti. Daha sonra gelen birbirinden büyük prodüksiyonlarını bu tarihi konakta ‘sofistike montaj masaları’nda yaratmıştır.

Stanley Kubrick büyük bir sinematografçıydı

Kubrick, sadece bir yönetmen değildi elbette. O bir senarist, yapımcı, fotoğrafçı, belki de bütünün özünü oluşturacak kadar da büyük bir sinematografçıydı. Hemen her filminde birbirinden farklı teknik yöntemleri kullanmasının yanısıra, ‘kusursuzluğu’ arayan, bunu elde edebilmek için inanılmaz bir çaba sarf eden Stanley Kubrick, Martin Scorsese, Woody Allen gibi diğer büyük sinemacıların da ilham kaynağı olmuştur.

Stanley Kubrick Spartacus filmini çektiğinde 33 yaşındaydı

Sinema dünyasının belki de en ünlü Türk eleştirmeni olan Atilla Dorsay’ın dediği gibi: Tam bir sinema imparatoru, tam bir ayrıntı manyağı, tam bir perfeksiyonist o...

1961 yılında çektiği Spartacus, 4 Oscar, bir de En İyi Film Altın Küre’si aldığında Stanley Kubrick, henüz 33 yaşındaydı.  Tüm dünyayı alt üst eden Lolita ise 1 yıl sonra vizyona giriyor, Kubrick, tüm sinemaseverleri, hatta edebiyatçıları, kitapseverleri ve sanatın diğer tüm alanlarıyla ilgilenen herkesi adeta büyülüyordu.

Lolita, ünlü Rus Edebiyatçı Nabokov’un unutulmaz eseriydi ve Kubrick’in elinde bu büyük eser, büyük bir sinema şaheserine dönüşüyordu. (Filmin çevrildiği tarihte sansürün sinema üzerindeki etkisi çok güçlüydü ve romandaki temaların birçoğu son derece yumuşatılarak ekrana yansıtılmış, birçok şey de seyircinin hayal gücüne bırakılmıştı.)

Sonra sırasıyla 2001: Bir Uzay Macerası (1968), Otomatik Portakal (1971), Barry Lyndon (1975), Cinnet (1980), Full Metal Jacket (1987) geliyor, 1999 yılında Gözleri Tamamen Kapalı‘yı tamamlayıp Warner Bros’a sunduktan 4 gün sonra kendisi de gözlerini hayata tamamen kapatıyordu…

Bir büyük sinema ustasının, bir sinema devrimcisinin adıdır Stanley Kubrick. Özellikle bazı filmleri var ki, halen sinema konusunun geçtiği her yerde masaya yatırılmaya devam eder, uzun, soluksuz tartışmaların odağında yer alır.

Tüm sinema tarihinin en iyi filmi

Elbette Lolita böyle bir filmdir. Spartacus de öyledir. Ama 1968 yılında çektiği 2001: Bir Uzay Macerası filmi için örneğin, bakın ne denir mesela: Dönemin, toplumsal muhalefetiyle koşut olarak zenginleşen kültürel ortamına yakışan, felsefe ve sinemanın muhteşem buluşması!..

Bu film bir çok eleştirmene göre aynı zamanda, ‘Tüm sinema tarihinin en iyi filmi’dir de… Benim için ise Kubrick’i ve sinemasını ilk kez tanıdığım Otomatik Portakal’ın yeri bambaşkadır. Her ne kadar ‘kötülüğün önüne geçilmez’ gibi bir temayı dillendirse de Otomatik Portakal, suç, suçun devlet tarafından kontrol altına alınmaya çalışılması, şiddet psikolojisi gibi bir çok başlık altında incelenmesi gereken bir başka Kubrick başyapıtıdır. Muhteşem oyunculuklar, muhteşem diyaloglar, muhteşem görüntüler eşliğinde, 1971’den günümüze ve çok daha uzun yıllar geleceğe uzanan bir filmle karşı karşıyayızdır…

1971 yılına ait bu başyapıtın ardından gelen Barry Lyndon (1975) ile büyülenmiş, Cinnet’i (1980) nefeslerimiz kesilerek izlemiştik. Barry Lyndon, önemli bir eleştirmen grubu için ve tabi ki benim için de, ‘sinemadaki en olağanüstü gösterilerden’ birisiydi. Elbette Cinnet üzerine de, Full Metal Jacket üzerine de, Gözleri Tamamen Kapalı üzerine de söylenecek, yazılacak, anlatılacak o kadar çok şey var ki… Örneğin, Full Metal Jacket ile ilgili olarak, “Bugüne kadar yapılmış en iyi, en anlamlı savaş karşıtı film” demek kesinlikle abartı değildir!..

Evet bu yazımızın temasını oluşturan Stanley Kubrick hakkında ettiğimiz birkaç kelamın, okuyanlar arasında, “Bunları zaten biliyorduk” serzenişine yol açmasından korkmuyor değilim elbette… Yine de, okuyanlar arasında, “Vay be, bu filmleri nasıl oldu da izlememişim ben” diyen birkaç kişiye rastlayabilmek umuduyla sözü büyük usta Stanley Kubrick’e bırakalım:

“Bugüne kadar çevirdiğim filmlerin hepsinde amacım öykü anlatmaktı. Hep aynı türde film yapmak, bir türde uzmanlaşmak hiç de ilginç gelmiyor bana…”

Stanley Kubrick

Stanley Kubrick, ışığın, renklerin, Atilla Dorsay’ın tanımıyla, ‘Ayrıntının Manyağı’ bir yönetmendi. 1971 yılı yapımı Otomatik Portakal filminde tüm bu özelliklerini görmek mümkün.

İzlemeden Olmaz !..

Muhteşem ayrıntılar, muhteşem görüntüler, muhteşem müzikler

BARRY LYNDON(1975)

18. yüzyıl Avrupasında patlak veren Yedi Yıl Savaşları sırasında geçen film, İrlandalı bir serüvenci olan genç Redmond Barry (Ryan O’Neal)‘nin savaşlara katıldıktan sonra soylular arasına girmesini, yükselişini, servete kavuşmasını, dul bir soyluyla evlenerek Barry Lyndon adını alışını, sonra da hırslarına yenilerek yeniden sefalete düşmesini anlatmaktadır. ‘Olağanüstü güzellikte bir film yapma’ çabasının en güzel örneklerinden birisi.

Stanley Kubrick

Yapay olmasın diye spot ışık yerine mum ışığıyla çekilmiş unutulmaz sahnesiyle Barry Lyndon, sinemanın çığır açan filmlerinden birisidir.

Ewan McGregor’un güçlü performansıyla…

TRAINSPOTTİNG(1996)

Trainspotting, 20’li yaşlardaki Mark Renton ve arkadaş grubunun uyuşturucu müptelalığını konu ediyor. Renton hayatta uyuşturucu dışında hiçbir amacı olmayan bir gençtir. Arkadaş grubu da Renton’dan farklı değildir. Tek amaçları daha fazla uyuşturucu almak, partilere katılmak ve gittikleri yerlerde sorun yaratmaktır. Renton her bağımlı gibi uyuşturucuyu bırakmaya defalarca denese de başaramamıştır ve bir gün tekrar bırakmayı dener. Ancak başarılı olamayan adam aksine, bir altın vuruş deneyimiyle de karşı karşıya kalmıştır. Hastaneye kaldırılan Renton, artık daha başka biri olma yolundadır.

Starley Kubrick

Yeraltı edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Irvine Welsh’in ünlü romanı Trainspotting’ten sinemaya uyarlanan film, ünlü yönetmen Danny Boyle imzasını taşıyor.

Roman Polanski’den ‘Acı’ bir öykü

BITTER MOON(1992)

Bir yolcu gemisinin içerisinde yolculuk etmekte olan bir İngiliz çift, seyahat sırasında Oscar isimli gizemli bir adamla karşılaşırlar. Oscar, tekerlekli sandalyeye mahkum olan ve ilginç hikayeleri olan samimi bir adamdır. Tanıştıkları an itibarıyla Nigel’e, kendisi için son derece önemli olan bir anısını anlatmaya başlar. Oscar, vakti zamanında tanışmış olduğu ve kendisini oldukça etkileyen bir kadınla aralarında geçen ilişkiyi anlatmaktadır. Oscar’ın anlattıkları Nigel’i iyiden iyiye etkilemeye başlar. Bu hikayenin başrolü olan kadının da kendileriyle aynı gemide olması ise bir hayli ilginç bir durumdur.

Stanley Kubrick

Peter Coyote, Emmanuelle Seigner, Hugh Grant ve Kristin Scott Thomas’ın oynadığı Fransa-İngiltere ortak yapımı film, erotik ve gerilim sahneleriyle ses getirmişti.

Vizyondakiler…

Bruce Willis’i özlemişseniz eğer…

OUT OF DEATH(2021)

Bir gezgin lan Shannon, vahşi doğada yaptığı yürüyüş sırasında sırada, bir polis memurunun işlediği şuça tanık olur. Gördüklerini fotoğraflayıp kaçmaya çalışan kadın, bu sırada emekli bir polis olan Jack Harris ile karşılaşır. Ne pahasına olursa olsun ona yardım etmeye kararlı olan Jack, kendisini zorlu bir mücadelenin içinde bulur.

Bruce Willis

Temmuz ayı içerisinde sinemalarda gösterime giren Out of Death, usta oyuncu Bruce Willis ile eski modellerden yıldız oyuncu Jaime King’i bir araya getiriyor.

Biraz dram, biraz gerilim, biraz polisiye…

THE BIRTDAY CAKE (2021)

Giovanni, babasının ölümünün 10’uncu yıl dönümünü için gerçekleştirilecek anma gecesine pasta getirmekle görevlendirilir. Kutlama Giovanni’nin mafya babası olan amcasının evinde yapılacaktır. Ancak kutlamaya gitmeden hemen önce Giovanni’nin hayatını değiştirecek bir şey olur. O, babasının ölümün ardındaki gerçeği ortaya çıkaracak bir cinayete tanık olur.

Gerilim filmi

Rosamund Pike ile başrol oynadığı 2015 yapımı Return To Sender gerilim filmiyle yıldızı parlayan Shiloh Fernandez, bu filmde de başrolde.

Liam Neeson’un durmaya niyeti yok!..

THE ICE ROAD(2021)

Bir karayolu nakliye şirketinin sahibi olan Goldenrod, tehlikeli bir görevde kendisine etmesi için sürücü Mike ile anlaşır. Kanada’nun kuzey bölgesinde bir elmas madeni çökmüştür. İnsanlar büyük bir tehdit altında kendilerine yardım gelmesini bekler. Madencilerin yardımına gitmeye çalışan Mike, kendisini zorlu bir mücadelenin içinde bulur.

The İce

Jonathan Hensleigh tarafından yazılan ve yönetilen filmde Liam Neeson’ın yanısıra Laurence Fishburne ve Benjamin Walker gibi isimler de boy gösteriyor.

Muammer DİLBER.

Yorum Yap

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Muammer DİLBER

Kültür - Sanat

Güliz Ayla 16 Haziran’da V Sahne’de

Güliz Ayla, 16 Haziran akşamı Samsun’da sahne alacak.

Aslen Samsunlu olan; 2015 yılında çıkardığı single ile kısa sürede müzik çevrelerinden büyük beğeni toplayan Güliz Ayla; “Benim evim” dediği Samsun’da hayranları ile buluşacak.

Atakum İlçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda yer alan V Sahne’de; hayranları ile buluşacak olan Güliz Ayla, unutulmaz bir gece yaşatacak.

Samsun sayesinde şahane bir çocukluk, ergenlik ve gençlik dönemi yaşadığını her fırsatta dile getiren Güliz Ayla, birbirinden güzel şarkılarını hayranları için seslendirecek.

Güliz Ayla kimdir ?

Güliz Ayla, 27 Nisan 1988’de Samsun’da doğdu. 1998 yılında Samsun’da iki yıllık Belediye Konservatuvarı Tiyatro ve Drama Bölümü’ne girdi.

Çeşitli orkestralarda solistlik veya koroistlik yaptı. Lise eğitimini Samsun Anadolu Lisesi’nde tamamladı.

2006 yılında Adelaide isimli gruba dahil oldu. Bu grupla Rock’n Dark Express Rock Müzik Yarışması’nda birinci oldu.

Güliz Ayla, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Batı Müziği bölümünü kazandı. Sonra da Müjdat Gezen’in yazdığı iki müzikalin şarkılarını seslendirdi. Müzik kariyerine Metin Özülkü, Işın Karaca ve Extra Orkestra gibi isimlere vokal yaparak başladı.

Vokalistliğin ardından albüm yapmaya karar veren Ayla’nın yolu Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır ile kesişti. Sıla ve Bahadır Ayla’nın albümünde prodüktör olmayı kabul ettiler. Sonrasında ise Uluslararası menajerlik, organizasyon ve iletişim danışmanlığı firması olan Day 1 Entertainment Turkey ve müzik şirketi Sony Music ile sözleşme imzaladı.

Güliz Ayla

İlk albüm 2015’te

16 Nisan 2015 tarihinde Ayla albüm öncesi söz ve müziğini kendisinin yaptığı “Olmazsan Olmaz” single’ını piyasaya sürdü. Ayla albüm öncesi single çıkartmasıyla ilgili olarak:

“Albümümüz bitmek üzere ama bir türlü gelmeyen baharın, geliyorum sinyallerini daha fazla göz ardı edemedik ve içimizde kaynayan enerjiyi sizinle paylaşmak istedik.” yorumu yaptı.[4] Şarkı, Youtube’da 175 milyon izlenme rakamına ulaşmayı başardı.

18 Eylül 2015’te Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır’ın prodüktörlüğünde kendi adını verdiği Güliz Ayla albümünü yayımladı. Ayrıca albümdeki şarkıların söz ve müzikleri Ayla, Gençoğlu ve Bahadır tarafından hazırlandı.

“Yalvarırım” şarkısının müziğini ise Yalın besteledi. Ayla’nın sözünü ve müziğini kendi yaptığı üç şarkı “Olmazsan Olmaz”, “Benim Olmazsan” ve “Sevgilim” albümde yer aldı. Ayla ilk albümünü şöyle açıkladı: “Öncelikle bu albüm uzun süren çalışmalarımız sonucunda hazırlandı. Çok küçük birkaç sentetik duyulan şeyler olsa da, sound olarak daha çok akustik ağırlıklı bir albüm olduğunu söyleyebilirim.

Albümde dokuz parça var. Bunlardan söz ve müziği sadece bana ait olan parçaların yanı sıra, Sıla Gençoğlu, Efe Bahadır ve Yalın’ın yer aldığı ortak çalışmalarımız da var. Bir de müziği Christos Dantis’a ait yunanca bir parça yer alıyor. Sözlerini yine Sıla Gençoğlu yaptı. Albümün prodüktörleri Efe Bahadır ve Sıla Gençoğlu.”

Albümün ikinci klibi sözünü Sıla’nın müziğini Dantis’in yaptığı “Bahsetmem Lazım” şarkısına çekildi. Şarkı, Türkiye Resmî Listesi’nde 5 numaraya kadar yükselmeyi başardı.

20 Nisan 2016 tarihinde “İlk Öpücük Benden Olsun” single’ı piyasaya sürüldü. Şarkının sözünü ve müziğini Yalın hazırladı. Klibin çekimleri ise Nihat Odabaşı tarafından gerçekleşti.

Okumaya devam et

Kültür - Sanat

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi 4 ilde ücretsiz oyunlar

Karadeniz

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi mayıs ayında; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını da içine alacak şekilde; üye tiyatrolarının bazılarının gösterimlerine belli bir kontenjan ayırıp; çocuk ve gençleri ‘ücretsiz tiyatro’ ile buluşturdu.

Genel merkezi Samsun’da olan Kooperatif’e bağlı tiyatro grupları Samsun, Amasya, Trabzon ve Giresun’da gençler ve çocukları tiyatroyla buluşturdu.

Özellikle maddi veya sosyal olarak dez avantajlı olan ve daha önce hiç tiyatro izlememiş çocuk ve gençlerin davet edildiği projede; Samsun, Amasya, Trabzon ve Giresun Bulancak’ta gerçekleştirildi. Ayrıca her tiyatro kendi salon kapasitesine göre bir kontenjan ayırıp; çocuk ve gençleri salonda ağırlayarak tiyatroyla buluşturdu.

Karadeniz Tiyatro

29 Mart 2021’de Samsun’da kuruldu

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı ve Samsun Düşevi Sahnesi Kurucusu Cem Kaynar; “29 mart 2021 yılında merkezi Samsun olarak kurulan Karadeniz Tiyatro Kooperatifi; özellikle ilk olarak 2021 yaz ayında Gümüşhane Belediyesi ile ortak bir tiyatro festivali düzenledi. Sonrasında birçok tiyatro meslek grubu ile ortaklaşa mesleki sorunlar üzerine çalışmalar yaptı. Şimdi de Türkiye Tiyatro Kooperatifleri Birliği bünyesinde çalışmalarını sürdürüyor” bilgisini verdi.

Yetişkinler ve çocuklar var

Son olarak 4 ilde gerçekleştirdikleri ücretsiz oyunlara değinen Cem Kaynar, şunları söyledi:

Karadeniz Tiyatro

“Proje kapsamında; özellikle Samsun’da Düşevi Oyuncular Dil Yurdu – Kuyunun Dibindeki Taş/Nazım Hikmet adlı yetişkin oyununu, Amasya’da İris Sanat Tiyatrosu Darbeli Çocuklar adlı yetişkin oyununu; Trabzon’da Tiyatro Panki Aldatan Oyun adlı yetişkin oyununu ve Ağustos Böceği ve Karınca adlı çocuk oyununu; yine Samsun’da Küçükeller Sahne Resimdeki Dinozor adlı çocuk oyununu; Giresun’un Bulancak İlçesi’nde ise Mürsel Gülmez Tiyatro Günleri kapsamında Karma Sahne; Antigone adlı yetişkin oyununu çocuklarla ve gençlerle buluşturdu.

Gördüğümüz ilgi projemizin amacına ulaşmasını göstermesi açısından da memnuniyet verici oldu. Karadeniz Tiyatro Kooperatifi olarak özellikle bölgemizde sanatsal akvitivitelerimizi sürdürebilmek hedefindeyiz.”

Okumaya devam et

Kültür - Sanat

Piyanist Yiğit Yüksel’den “Kurtuluş 1919” konseri

Piyanist

Piyanist Yiğit Yüksel, Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Kurtuluş 1919’ konseri ile sanatseverleri büyüledi.

Henüz 11 yaşında olan piyanist Yiğit Yüksel, ilk profesyonel konserine 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında çıktı ve sanat severlere piyano resitali sundu.

piyanist

Piyanist Yiğit Yüksel; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ekinlikleri kapsamında piyano resitali sundu. Henüz 11 yaşında olan ve ilk profesyonel konserine çıkan küçük piyanist; 1 saat süren konserde 10 eser çaldı. Konserde sahneye konan iki eserde Yiğit Yüksel’e; Samsun Klasik Türk Moziği Korosu’ndan İzzet Tekeli solist olarak eşlik etti.

Birbirinden güzel eserler

Samsun Devlet Opera ve Balesi Atatürk Kültür Merkezi Aydın Gün Salonu’nda düzenlenen ve sanat severlerin yoğun ilgi gösterdiği konserde Yiğit Yüksel, Emanuel Bach’ın ”Solfeggietto C Minor’”, Ludwin van Beethoven’in ”Allegro di molto e con brio, ”Adagio cantabile”, ”Rondo”, Tevfik Guliev’in ”Yalgızam’’, Nüşabe Muradova’nın “İntizar” adlı eserlerini çaldı. Ayrıca kendi bestelediği “Kurtuluş Balladı” nı da sahneye koydu.

piyanist

Samsunlu olduğunu; Kurtuluş Savaşı’nın sembol şehri Samsun’da ilk konserini 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında vermek istediğini belirten Yiğit Yüksel; bu sebeple de konserin temasını ‘”Kurtuluş 1919” olarak belirlediklerini söyledi.

Küçük piyanist; konser için salona gelen sanat severlere; kendisini yetiştiren hocalarına ve organizasyonda görev alan herkese teşekkür etti. Konser sonrası da bol bol hatıra fotoğrafı çekindi.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021