Bizimle İletişime Geçin

Kültür - Sanat

Sinema büyüsü

Başlarken…

Auguste ve Louis Lumière kardeşlerin 1895 yılında geliştirdikleri ‘Cinematograf’ aygıtı sayesinde ‘7’nci Sanat’, günümüzde de bizleri büyülemeyi sürdürüyor.  Lumiere Kardeşler‘in Paris-Grand Cafe’de yaptıkları ilk gösterimin üzerinden 126 yıl geçti ve sinema, beyazperdeye ilk bakış attığım günden bu yana benim için ‘En büyük sanat’ dalı olmayı sürdürüyor.

İyi bir sinema örneği, aynı zamanda iyi bir öyküdür, iyi bir dramadır. İyi bir sinema örneğinde muhteşem renkleri, tablo gibi görüntüleriyle resim sanatını da görebilirsiniz. Kendine özgü bir dil yakalamış iyi bir sinema filmi, birçok sanatsal temasıyla içerisinde birçok sanatı da barındırır.

Böylesine önemli bir sanat dalına dair bazı değerlendirmeler, bazı tanıtımlar ve anekdotlar ve beyan edeceğimiz bazı fikirler karşınızda olmanın heyecanını yaşayacağız. Dilimiz döndüğünce izlediğimiz, takip ettiğimiz sinema sanatına dair bilgiler ve notları sizlerle paylaşacağız. Umuyorum ve diliyorum ki, sinemaya olan sevginize çok küçük de olsa bir katkı sağlamış olacağız böylece.

Thomas Edison’un ‘Kinematoskop’u varsa, Lümiere biraderlerin de ‘Sinematograf’ı vardı… Bugün geldiğimiz noktayı biliyorsunuz, sevgili sinemaseverler…

Sinemada Kadının Adı: Francis McDormand

Bu yıl Nomadland filmiyle bir kez daha sinemaseverlerin kalbini fetheden ve bir kez daha oyunculu Oscar‘a aday gösterilen Francis McDormand, hiç kuşku yok ki günümüzün en iyi kadın oyuncularından birisi. Coen Kardeşlerin(Aynı zamanda Joel Coen’in sevgili eşi) Fargo filminde canlandırdığı hamile polis memuru Marge Gunderson rolüyle 1996 yılında ‘En İyi Kadın Oyuncu Oscarı‘nı kazanan McDormand, yaklaşık 20 yıl sonra, bu kez 2018’de, Martin McDonagh’ın yönettiği Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri filmiyle bir kez daha heykelciğin sahibi oldu.

Yetti mi, hayır?

Her filminde büyük oynayan büyük oyuncu, yine çok ama çok ‘BÜYÜK’ oynadığı bir filmle karşımızda. Nomadland!.. Muhteşem oyunculuğu sayesinde McDormand, bu yıl 93’üncüsü gerçekleştirilecek Oscar ödül törenlerinde bir kez daha ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülü için yarışacak.

Bana göre efsane oyuncunun bir önemli filmi de başrollerini Gene Hackman ve Willem Dafoe ile paylaştıği Mississipi Yanıyor’dur. 1988 yılı yapımı, Alan Parker yönetimindeki bu suç gerilim filmi, ABD’nin özellikle güney eyaletlerinde halen devam eden ‘Irkçılığa’ dair en önemli yapıtlardan birisi…

Fargo’nun hamile polis memuru Marge!.. Francis McDormand’un unutulmaz oyunculuk gösterisiydi kuşkusuz…

İzlemeden Olmaz!..

Bu bölümde, her hafta sizlere izlemenizi isteyeceğim film önerileri olacak. Tamamen kendime ait değerlendirmeler sonucu beğendiğim ve önerdiğimiz bu sinema eserlerini umarım sizler de keyifle izlersiniz.

Seri Katilin Peşinde Bir Ömür…
Zodiac (2007)

San Francisco’da bir seri katil, mektuplar ve şifreli mesajları ile polis ile alay etmektedir. Dedektifler, gazete muhabirleri, bu katili yakalamaya ant içmiş 4 kişi filmin esas karakterleridir. Bu katil yıllarca görünmedikten sonra yine ortaya çıktığında sadece öldürdüğü insanlar için değil tüm şehrin kabusu haline gelecektir. Yedi, Oyun ve Dövüş Kulübü gibi filmlerle gerilim alanında sağlam bir yer edinen David Fincher, son derece başarılı bir biçimde perdeye aktarıyor bilinen hikayeyi.

Seven(7), Fight Clup, Gone Girl derken David Fincher, bu kez de Zodiac ile sinirlerimizle oynamayı başarmıştı…

Aşk Kapıyı Çaldığında İşler Karışır…
Pride & Prejudice – Aşk ve Gurur (2005)

Film, Jane Austen’in 5 kız kardeş, Jane, Elizabeth, Mary, Kitty ve Lydia Bennet’i anlatan romanından uyarlanmıştır. Hikaye George dönemi İngilteresi’nde geçer. Ailenin yaşamı, genç ve zengin bir adam olan Bay Bingley’in ve onun en yakın arkadaşı Bay Darcy’nin komşu gelişleri ile tepetaklak olur. Kızların anneleri olan Bayan Bennet, onların evlenmelerini istemektedir. Bay Bingley’in iyi bir aday olduğuna kanaat getirir. Bu aday ise Jane’den etkilenecektir. Gururun, aşkın önüne geçtiği bir çizgide kız kardeşlerin yaşamları umulmadık bir biçimde karmaşıklaşacaktır.

Aşk ve gurur bir arada olur mu? Boşverin, çok takmayın, Keira Knightley’i izleyin, yeter!..

Tim Burton’dan Büyüklere Masallar…
Big Fish – Büyük Balık(2003)

Masalsı yönetmen Tim Burton’dan masalsı bir film. William Bloom, babası kanser nedeniyle ölüm döşeğinde olduğu için, aile evine geri döner. Gezgin bir satıcı olan babasını yakından tanımak için, efsanevi bir kişiliği olan adamın gençliğinde yaşadıklarına dair öyküler toplamaya başlar. Babasının yaşadıklarına dair efsaneler ve mitler, bir puzzle’ın parçaları gibi yerine oturacak ve anlaşılması güç olan adamın yaşamını zaferleriyle ve zaaflarıyla ortaya dökecektir.

Dedik ya, Tim Burton modern zamanların masalcısı diye. Yine kamera arkasından mükemmel bir masal anlatıyor bize…

Vizyondakiler…

Hepimizin bildiği üzere pandemi nedeniyle sinema salonları kapılarına kilit vurmuş durumda. Ama sinema durmuyor, sinemacılar durmuyor… Bazıları 2020, bazıları 2019 yılında yapılmış olsa da hemen her türde onlarca yapım vizyona girmeye devam ediyor. İşte bunlardan bazıları:

Burnunu Sokmasa Olmuyor!..
Pinocchio (2019)

Bildiğimiz, tanıdığımız masal kahramanı beyaz perdede. Merhametli, iyi yürekli bir marangoz olan Geppetto’nun yeteneği ile canlanan ahşap kukla Pinokyo, dış dünyayı sürekli merak etmektedir. Bir gün evden kaçan Pinokyo bir insan olmak istemektedir. Yönetmen Matteo Garrone. Başrolde ise Hayat Güzeldir filminin unutulmaz yönetmeni ve başrol oyuncusu Roberto Benigni.

Fakir ve yaşlı ağaç işleri ustası Gepetto dedenin insanlığa armağanıdır Pinokyo. Bakalım insan olma yolculuğu nasıl geçecek?

Sürpriz Bir Korku Gerilim…
Jakob’s Wife (2021)

Jakob’un Karısı, yönetmenliğini ve yapımcılığını Travis Stevens’ın üstlendiği, senaryosunu Stevens, Kathy Charles ve Mark Steensland’ın yazdığı 2021 Amerikan korku-gerilim filmidir. Filmde Barbara Crampton, Larry Fessenden ve Bonnie Aarons başrolde.

Küçük, sakin, güzel bir Amerikan kasabası… Rutin bir hayattan bunalmış bir kadın ve birden ortaya çıkan gizemli adam… Gerisi, filmde…

Dev Yaratıklar Karşı Karşıya…
Godzilla vs. Kong(2021)

Canavarların Dünya’da yürüdüğü bir zamanda, insanlığın geleceği için verdiği mücadele, Godzilla ve Kong’u gezegendeki en güçlü iki doğa kuvvetinin çağlar boyunca muhteşem bir savaşta çarpıştığını görecek bir çarpışma rotasına sokar. Alexander Skarsgard ve Rebecca Hall, filmin 2 ağır topu.

Ne King Kong, ne de Godzilla artık korkutamaz bizi. 2020 gibi bir yılı geride bıraktı insanlık, artık korkusuz!..

Muammer DİLBER.

Yorum Yap

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Muammer Dilber

Kültür - Sanat

Güliz Ayla 16 Haziran’da V Sahne’de

Güliz Ayla, 16 Haziran akşamı Samsun’da sahne alacak.

Aslen Samsunlu olan; 2015 yılında çıkardığı single ile kısa sürede müzik çevrelerinden büyük beğeni toplayan Güliz Ayla; “Benim evim” dediği Samsun’da hayranları ile buluşacak.

Atakum İlçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda yer alan V Sahne’de; hayranları ile buluşacak olan Güliz Ayla, unutulmaz bir gece yaşatacak.

Samsun sayesinde şahane bir çocukluk, ergenlik ve gençlik dönemi yaşadığını her fırsatta dile getiren Güliz Ayla, birbirinden güzel şarkılarını hayranları için seslendirecek.

Güliz Ayla kimdir ?

Güliz Ayla, 27 Nisan 1988’de Samsun’da doğdu. 1998 yılında Samsun’da iki yıllık Belediye Konservatuvarı Tiyatro ve Drama Bölümü’ne girdi.

Çeşitli orkestralarda solistlik veya koroistlik yaptı. Lise eğitimini Samsun Anadolu Lisesi’nde tamamladı.

2006 yılında Adelaide isimli gruba dahil oldu. Bu grupla Rock’n Dark Express Rock Müzik Yarışması’nda birinci oldu.

Güliz Ayla, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Batı Müziği bölümünü kazandı. Sonra da Müjdat Gezen’in yazdığı iki müzikalin şarkılarını seslendirdi. Müzik kariyerine Metin Özülkü, Işın Karaca ve Extra Orkestra gibi isimlere vokal yaparak başladı.

Vokalistliğin ardından albüm yapmaya karar veren Ayla’nın yolu Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır ile kesişti. Sıla ve Bahadır Ayla’nın albümünde prodüktör olmayı kabul ettiler. Sonrasında ise Uluslararası menajerlik, organizasyon ve iletişim danışmanlığı firması olan Day 1 Entertainment Turkey ve müzik şirketi Sony Music ile sözleşme imzaladı.

Güliz Ayla

İlk albüm 2015’te

16 Nisan 2015 tarihinde Ayla albüm öncesi söz ve müziğini kendisinin yaptığı “Olmazsan Olmaz” single’ını piyasaya sürdü. Ayla albüm öncesi single çıkartmasıyla ilgili olarak:

“Albümümüz bitmek üzere ama bir türlü gelmeyen baharın, geliyorum sinyallerini daha fazla göz ardı edemedik ve içimizde kaynayan enerjiyi sizinle paylaşmak istedik.” yorumu yaptı.[4] Şarkı, Youtube’da 175 milyon izlenme rakamına ulaşmayı başardı.

18 Eylül 2015’te Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır’ın prodüktörlüğünde kendi adını verdiği Güliz Ayla albümünü yayımladı. Ayrıca albümdeki şarkıların söz ve müzikleri Ayla, Gençoğlu ve Bahadır tarafından hazırlandı.

“Yalvarırım” şarkısının müziğini ise Yalın besteledi. Ayla’nın sözünü ve müziğini kendi yaptığı üç şarkı “Olmazsan Olmaz”, “Benim Olmazsan” ve “Sevgilim” albümde yer aldı. Ayla ilk albümünü şöyle açıkladı: “Öncelikle bu albüm uzun süren çalışmalarımız sonucunda hazırlandı. Çok küçük birkaç sentetik duyulan şeyler olsa da, sound olarak daha çok akustik ağırlıklı bir albüm olduğunu söyleyebilirim.

Albümde dokuz parça var. Bunlardan söz ve müziği sadece bana ait olan parçaların yanı sıra, Sıla Gençoğlu, Efe Bahadır ve Yalın’ın yer aldığı ortak çalışmalarımız da var. Bir de müziği Christos Dantis’a ait yunanca bir parça yer alıyor. Sözlerini yine Sıla Gençoğlu yaptı. Albümün prodüktörleri Efe Bahadır ve Sıla Gençoğlu.”

Albümün ikinci klibi sözünü Sıla’nın müziğini Dantis’in yaptığı “Bahsetmem Lazım” şarkısına çekildi. Şarkı, Türkiye Resmî Listesi’nde 5 numaraya kadar yükselmeyi başardı.

20 Nisan 2016 tarihinde “İlk Öpücük Benden Olsun” single’ı piyasaya sürüldü. Şarkının sözünü ve müziğini Yalın hazırladı. Klibin çekimleri ise Nihat Odabaşı tarafından gerçekleşti.

Okumaya devam et

Kültür - Sanat

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi 4 ilde ücretsiz oyunlar

Karadeniz

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi mayıs ayında; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını da içine alacak şekilde; üye tiyatrolarının bazılarının gösterimlerine belli bir kontenjan ayırıp; çocuk ve gençleri ‘ücretsiz tiyatro’ ile buluşturdu.

Genel merkezi Samsun’da olan Kooperatif’e bağlı tiyatro grupları Samsun, Amasya, Trabzon ve Giresun’da gençler ve çocukları tiyatroyla buluşturdu.

Özellikle maddi veya sosyal olarak dez avantajlı olan ve daha önce hiç tiyatro izlememiş çocuk ve gençlerin davet edildiği projede; Samsun, Amasya, Trabzon ve Giresun Bulancak’ta gerçekleştirildi. Ayrıca her tiyatro kendi salon kapasitesine göre bir kontenjan ayırıp; çocuk ve gençleri salonda ağırlayarak tiyatroyla buluşturdu.

Karadeniz Tiyatro

29 Mart 2021’de Samsun’da kuruldu

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı ve Samsun Düşevi Sahnesi Kurucusu Cem Kaynar; “29 mart 2021 yılında merkezi Samsun olarak kurulan Karadeniz Tiyatro Kooperatifi; özellikle ilk olarak 2021 yaz ayında Gümüşhane Belediyesi ile ortak bir tiyatro festivali düzenledi. Sonrasında birçok tiyatro meslek grubu ile ortaklaşa mesleki sorunlar üzerine çalışmalar yaptı. Şimdi de Türkiye Tiyatro Kooperatifleri Birliği bünyesinde çalışmalarını sürdürüyor” bilgisini verdi.

Yetişkinler ve çocuklar var

Son olarak 4 ilde gerçekleştirdikleri ücretsiz oyunlara değinen Cem Kaynar, şunları söyledi:

Karadeniz Tiyatro

“Proje kapsamında; özellikle Samsun’da Düşevi Oyuncular Dil Yurdu – Kuyunun Dibindeki Taş/Nazım Hikmet adlı yetişkin oyununu, Amasya’da İris Sanat Tiyatrosu Darbeli Çocuklar adlı yetişkin oyununu; Trabzon’da Tiyatro Panki Aldatan Oyun adlı yetişkin oyununu ve Ağustos Böceği ve Karınca adlı çocuk oyununu; yine Samsun’da Küçükeller Sahne Resimdeki Dinozor adlı çocuk oyununu; Giresun’un Bulancak İlçesi’nde ise Mürsel Gülmez Tiyatro Günleri kapsamında Karma Sahne; Antigone adlı yetişkin oyununu çocuklarla ve gençlerle buluşturdu.

Gördüğümüz ilgi projemizin amacına ulaşmasını göstermesi açısından da memnuniyet verici oldu. Karadeniz Tiyatro Kooperatifi olarak özellikle bölgemizde sanatsal akvitivitelerimizi sürdürebilmek hedefindeyiz.”

Okumaya devam et

Kültür - Sanat

Piyanist Yiğit Yüksel’den “Kurtuluş 1919” konseri

Piyanist

Piyanist Yiğit Yüksel, Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Kurtuluş 1919’ konseri ile sanatseverleri büyüledi.

Henüz 11 yaşında olan piyanist Yiğit Yüksel, ilk profesyonel konserine 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında çıktı ve sanat severlere piyano resitali sundu.

piyanist

Piyanist Yiğit Yüksel; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ekinlikleri kapsamında piyano resitali sundu. Henüz 11 yaşında olan ve ilk profesyonel konserine çıkan küçük piyanist; 1 saat süren konserde 10 eser çaldı. Konserde sahneye konan iki eserde Yiğit Yüksel’e; Samsun Klasik Türk Moziği Korosu’ndan İzzet Tekeli solist olarak eşlik etti.

Birbirinden güzel eserler

Samsun Devlet Opera ve Balesi Atatürk Kültür Merkezi Aydın Gün Salonu’nda düzenlenen ve sanat severlerin yoğun ilgi gösterdiği konserde Yiğit Yüksel, Emanuel Bach’ın ”Solfeggietto C Minor’”, Ludwin van Beethoven’in ”Allegro di molto e con brio, ”Adagio cantabile”, ”Rondo”, Tevfik Guliev’in ”Yalgızam’’, Nüşabe Muradova’nın “İntizar” adlı eserlerini çaldı. Ayrıca kendi bestelediği “Kurtuluş Balladı” nı da sahneye koydu.

piyanist

Samsunlu olduğunu; Kurtuluş Savaşı’nın sembol şehri Samsun’da ilk konserini 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında vermek istediğini belirten Yiğit Yüksel; bu sebeple de konserin temasını ‘”Kurtuluş 1919” olarak belirlediklerini söyledi.

Küçük piyanist; konser için salona gelen sanat severlere; kendisini yetiştiren hocalarına ve organizasyonda görev alan herkese teşekkür etti. Konser sonrası da bol bol hatıra fotoğrafı çekindi.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021