Bizimle İletişime Geçin

Röportaj

Kadir Gürkan: Bu şehrin geleceğini Samsuncular belirleyecek

Samsun Makine Mühendisleri Odası Başkanı Kadir Gürkan, Samsun’un ekonomik potansiyelinin yüksek olduğunu şehrin menfaati adına bunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Şehrin özellikle üretim anlamında ulusal ve uluslararası düzeyde gurur duyulacak markalarının bulunduğunu ifade eden Gürkan, bu markaların sayısının artırılabilmesi için altyapısı tamamlanmış fabrika arazilerinin tahsisinin ve ara teknik eleman açığının kapatılmasının gerektiğini söyledi.

Kadir Gürkan kimdir?
Kadir Gürkan
, analitik düşünen, inovatif, üretken biri. Bunun yanı sıra her zaman ismimle yan yana gelmesini istediğim hassasiyetlerim var; Samsunlu, Samsuncu, Samsunsporlu.

Mühendisliği tercih etmenizin özel bir sebebi var mı?
İlk, orta, liseyi memleketimde, Samsun’da okudum. Yüksek öğretim zamanı gelince her genç gibi geleceğinizi etkileyecek tercih yapmanız gerekiyor. Rol model aldığım, yaşça benden büyük kuzenimin mesleki eğitim yol haritasına katkısı oldu. Trakya Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunuyum. Meslek seçimim tamamen kişisel kararım.

Samsun Makine Mühendisleri Odası Başkanı Kadir Gürkan.

Hayat yolculuğunuzda Kadir Gürkan olarak sizi etkileyen kişi ya da kişiler oldu mu?
Elbette. Olmaz olur mu? Örnek aldığım, deneyimlerinden faydalandığım, empati yaptığım çok insan oldu, olacak da.  Bu kişilerin içinde mesleki / sosyal açıdan başarılı kişiler olduğu gibi başarısız olanlar da vardı. Hepsinin deneyimlerin faydalanma fırsatını yakaladım diyebilirim.

Aile içi bağlarımız çok güçlü

Sakıncası yoksa biraz ailenizden bahseder misiniz?
Çarşambalıyım, tipik bir Anadolu ailesinden geliyorum. Aile içi bağlarımızın güçlü olduğunu, aramızdaki iletişimin güçlü olduğunu ifade edebilirim. Ama eklemeden geçmeyelim; dijitalleşen, değişen, dönüşen, gelişen dünyaya paralel olarak aile bağlarımızı yeni kurguya göre şekillendirmeye çalışıyoruz.

Çocuklarınızın sizin yolunuzdan ilerlemesini, mühendis olmasını ister misiniz?
Eşimle birlikte çocuklarımızın ilk önce iyi insan olmasını, daha sonra sevdikleri mesleği yapabilmeleri için gereken eğitimi almaları gerektiğini düşünüyor ve önemsiyoruz. Kendileri, meslekleri ve dünyayı tanıyabilmek adına bizden destek talep etmeleri halinde biz buradayız. Her ebeveyn gibi.

Samsun Büyükşehir Belediyesi’ndeki göreviniz kapsamında neler yapıyorsunuz?
Samsun Büyükşehir Belediyesi’nde Ulaşım Daire Başkanı olarak görev yapıyorum. Görevim gereği kent içi ulaşım ve trafik konularında çalışmalar içerisinde bulunuyorum. Ulaşım ana planı, otopark ana planı, bisiklet ana planı gibi planlamaların yanı sıra akıllı şehir trafik güvenliği ve elektrikli otobüs gibi uygulama projelerinin de içerisinde yer alıyorum. Günümüzde her alanda olduğu gibi ulaşım ve trafikte de dijitalleşme söz konusu. Samsun’un bu konuda altyapısını oluşturuyoruz.

Kadir Gürkan, genç meslektaşlarının eğitimi için sürekli etkinlikler düzenlediklerini söyledi.

Samsun sizin için ne ifade ediyor?
Bir ülkenin kuruluş hamlesinin başladığı 19 Mayıs Şehri.

Samsun’un geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Samsunumuzun geleceğini Samsunlu ve Samsuncular belirleyecektir.

Samsun’un ekonomik potansiyeline dair her zaman eleştiri getirilir. Bu konuda sizin yorumlarınız nelerdir?
İnsan, altyapı, ekonomi potansiyeli fazlasıyla var.

Kadir Gürkan kimdir? Sorusuna üretken biri şeklinde yanıt vermiştiniz. Peki Samsun bir üretim şehri mi?
Samsun üreten bir şehirdir. Tarım sektöründe Bafra ve Çarşamba ovalarında yetiştirdiği tarımsal ürünlerle ülke ekonomisine değer katan Samsun tarımdan gelen üretim anlayışını imalat sanayine de taşımaktadır.
Dikkat çekmek isterim; Tuttlingen (Almanya) ve Sialkot (Pakistan) şehirlerinden sonra tıbbi cihaz cerrahi el aletleri üretiminde dünyanın üçüncü kümelenme merkezi Samsun’dur.

Anadolu’daki tek ilaç fabrikası Adeka, ülkemizin cevherden bakır elde eden tek fabrikası konumundaki Eti Bakır, pompa vana, fittings ürünleri imalatında Samsun Makine Sanayi, tarımsal sulama ve ilaçlama dalında Domak Pompa, cam, ısı cam, temperli cam üretiminde Resman, ABD, Rusya ve Fransa’da bulunan satış kanallarıyla dünyanın çay içilen birçok ülkesine ihracat yapan Meşale Çay Kazanları, ev tekstili konusunda yurt içi ve yurt dışı satışlarıyla günden güne büyüyen Seral, çocuk oyun grupları imalatı konusunda ulusal bir marka olan Polfisan, polietilen kangal boru bağlantı adaptörleri kapsamında 2 binin üzerinde ürün üreten ve dünyaya ihraç eden Poelsan, ağır ve ticari araç yedek parça üretimi konusunda 2 bin 500 kişilik ekibiyle 140 ülkeye ihracat gerçekleştiren Sampa, buğday imalatı ve ihracatıyla günden güne büyüyen Ulusoy Un , motor, traktör ve hava / fren kompresörü firmalarına yönelik segman imalatı yapan Samsun Segman Sanayi, Dünyaca ünlü bateristlere zil imalatı yapan Amisos Zil aklıma ilk gelen üreticilerimiz.

Üretimin önemi…

Samsun’un üretim yapan yüzünü temsil eden bu markalar yeterli mi? Değil tabii ki. Şehrin üretim kapasitesini büyütmek, geliştirmek için çalışmaya ve tabii üretmeye devam.
Tabii bu noktada bazı sorunlar var ve bunların çözümü için de çabalamamız gerekiyor. Üreticilerimizin gelişimini desteklemek için altyapısı tamamlanmış sanayi parselleri yani fabrika arazileri konusunda daha çok çözümler üretilmesi gerekiyor. Yine üretimde çalışacak ara teknik eleman teknisyen / usta ihtiyacı için gayret şart.

Sivil toplumcu kimliğiniz de var. Makine Mühendisleri Odası’nda başkansınız. Biraz oradan bahsetmenizi istesem neler aktarabilirsiniz?
Bilindiği üzere oda yönetiminde görev yapmak isteyen üyeler kurullarının gözetiminde yapılan ve üyelerin oy kullandığı seçimler ile belirlenir. Benim başkanlık serüvenim biraz farklı.  Seçimlerde aday olup bizden destek istemeye gelen bir aday toplantısında yapmış olduğum yapıcı eleştiriler nedeniyle orada bulunan üyelerimiz tarafından önerilmiştim yönetime. Komisyon üyelikleriyle başlayan çalışmalarımızı şube başkanı olarak devam ettiriyoruz.

Seçilmenizi sağlayan faktör neydi?
Seçim yapmak ve seçilebilmek çok bilinmeyenli denklem. Analitik düşünce ve üyeye, şehre ve ülkeye hizmet edebilmek arzusuyla birleşince taşlar yerine oturuyor. Bizimki de öyle oldu herhalde.

Ulusal ve uluslararası düzeyde etkili projeler  

Uzun süredir şube başkanısınız. Sır nerede?
İşin doğrusu yaptığımız çalışmalardan ve yoğunluktan geçen zamanı pek fark edemiyoruz. Elbette eksik, daha iyi yapılması gereken işler, değinilmesi gereken konular oluyor. Ancak işin özünde samimiyet ve şeffaflık olduğundan bu tür eksikliklerimizi ve yanlışlıklarımızı hep birlikte doğruya ve güzele çevirme olanağı oluşturuyoruz.

Başkanlığınız döneminde hayata geçirdiğiniz projeleri anlatabilir misiniz?
Odamızın üyelerine ve kamuoyuna verdiği rutin hizmetler var. Bunların yanı sıra birçok faydalı iş yaptığımızı düşünüyorum. TİSKON Ulusal Tıbbi Cihazlar İmalat Sanayi Kongresi ve Sergisi güzel bir projeydi. Yine Samsun’un ülkemizin tıbbi cihaz üretim merkezi olduğunun altının çizilmesi, sektörün sorunlarına çözüm yollarının aranması, imalatçılarımızın ve ürettikleri ürünlerinin uluslararası düzeyde bilinirliğinin artırılması ilk öne çıkan ulusal / uluslararası çalışmamızdır.

Yine çalışma programlarımızda öncelik taşıyan, öğrenci üyelerimizin meslek hayatına hazırlanmasına yönelik CAD / CAM kursları, kodlama eğitimleri, kişisel gelişim eğitimleri, teknik geziler (fabrika / fuar) , zorunlu staj yeri oluşturma çalışmaları, yurt dışı yabancı dil eğitimi ve proje teknik destekleri üzerine yoğunlaştığımız çalışma başlıklarındandır.

Mezun olan ve Makine Mühendisleri Odası’na kayıt olan meslektaşlarımıza en az bir kez iş olanağı oluşturma çalışmalarımız kapsamında iki bini aşkın üyemize yurt içi ve dışında iş olanağı oluşturduk.

Mesleki çalışmaların dışında üyemizin sosyalleşebilmesi ve kültürel faaliyetleri takip edebilmesi adına onur gecesi, geleneksel gece, geleneksel kahvaltı, tiyatro ve sinema etkinlikleri de sosyo-kültürel çalışmalarımız kapsamında yer almaktadır.

Samsunspor sevgimin kaynağı babam…

Biraz da Samsunspor konuşalım istiyorum. Samsunspor’a gönül bağınız nereden geliyor?
Samsunspor sevgimin kaynağı rahmetli babam. Bu sevgiyi bu kalbe o aşıladı iyi ki de aşıladı.

Samsunluluk ile Samsunspor arasındaki ilişkiye nasıl bakıyorsunuz?
Kısa ve net; ayrılmaz ikili. Bir kalbe bir sevgili sığar. Sanırım mesaj da yerine gitmiş oldu.

Samsunspor’daki yöneticilik günlerinize de değinmek istiyorum.
Uzun dönem Samsunspor Kulübü Derneği yönetimlerinde yedek yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundum. Kazım Yılmaz’ın başkanlığı döneminde yönetimden topluca istifalar olunca istifa eden arkadaşlarımızın yerine yedekten asıla geçerek yarım dönem görev aldım. Daha sonra aday olmadım, olmak istemedim. Ancak İsmail Uyanık başkanın Yüksel Yıldırım ile Samsunsporumuzun dernek statüsünden şirket statüsüne geçirilmesi ve Avrupa hedefiyle yola çıktıkları heyecan verici proje kapsamında İsmail başkanın listesinde yer aldım ve üç yıl süreyle görev yaptım.

Samsunspor’un şirketleşme süreci, Yüksel Yıldırım-İsmail Uyanık ilişkisi, hassas bir dönemde yöneticilik yaptınız. O günleri nasıl anlatırsınız?
Benim için güzel bir deneyim oldu. Geleneksel modelli dernek üzerinden yönetim yapısından küresel modelli şirket odaklı yapıya geçiş söz konusuydu. Efsane Başkan İsmail Uyanık ve küresel bir iş insanı ve meslektaşım Yüksel Yıldırım ile çalışma fırsatı yakaladım. Yine Mustafa Erkanat -benim için Bay Şahane- ile tanışıp birlikte çalışma fırsatı yakaladım. Bunlar benim için çok güzel deneyimler oldu. Hepsi kendi alanında yetkinliğini ispatlamış Samsun’un değerleridir. Konusu açılmışkan değinmek isterim ki Mustafa Erkanat’ın aramızdan ayrılışı beni oldukça etkiledi.

Yöneticilik döneminde yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?
Şirketleşme sürecinde Nuri Asan Tesisleri’nin enerji ihtiyacının doğalgaz ile karşılanması, kulüp aidiyetini artırabilmek adına Petrol Ofisi Samsunspor Pozitif Kart çalışması, İşitme Engelliler Olimpiyatı Maskotu ‘Çakır’ın Samsunspor’a transfer edilmesi ve taraftarlarımızla kaynaştırılması, Samsunspor Danışma Kurulu’nda Samsun Akademik Odalar Birlikteliği’nin oluşturulmasının tarafımdan teklif edilmesi ve oy birliği ile kurulması ilk aklıma gelen çalışmalarımız.

Samsunspor’un geleceğine yönelik duygu, düşünce ve temennileriniz nelerdir?
Hedefleri olan, doğru donanım ve finansa sahip, taraftarıyla bütünleşebilen bir Samsunspor.

Yorum Yap

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Samsun’un ilk bölgesel gazetesi Halk’ta spor servisinde muhabirlik, editörlük, müdürlük yaptı. Ardından Asal Grup’un Türkiye distribütörü olduğu Errea ve Mizuno spor markalarının pazarlama iletişimi faaliyetlerini yürüttü. Bir sonraki durağı Samsunspor oldu. Store, reklam, bilet, sponsorluk süreçlerini yönetti. Peşinden arkadaşlarıyla FIFTY FIVE markasını oluşturdu. Markasıyla bir yandan şirketlere pazarlama iletişimi hizmetleri verirken diğer taraftan Kanal Daa için içerik üretiyor.

Samsun’un ilk bölgesel gazetesi Halk’ta spor servisinde muhabirlik, editörlük, müdürlük yaptı. Ardından Asal Grup’un Türkiye distribütörü olduğu Errea ve Mizuno spor markalarının pazarlama iletişimi faaliyetlerini yürüttü. Bir sonraki durağı Samsunspor oldu. Store, reklam, bilet, sponsorluk süreçlerini yönetti. Peşinden arkadaşlarıyla FIFTY FIVE markasını oluşturdu. Markasıyla bir yandan şirketlere pazarlama iletişimi hizmetleri verirken diğer taraftan Kanal Daa için içerik üretiyor.

Röportaj

Yakup Özden : Futbol oynamak, futbolcu olmak hayalimizdi

Ampute futbolu

Yakup Özden ile Ampute Futbolu üzerine sohbet ettik. Nasıl sakat kaldığından bugün geldiği noktaya kadar her konuya cevap verdi.

Yakup Özden kimdir ?

Samsun Bedensel Engelliler Spor Kulübü Başkanıyım. 1960 doğumluyum. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Küçük yaşlarda geçirdiğim bir kaza sonucu sakat kaldım.

Yaşadığınız kaza nasıl oldu?

İlkokula gidiyordum. Okuldan çıkıp eve geldim. Üstümü değiştirip top oynamak için dışarıya çıktım. Eksiden Piazza’ya giden yol üzerinde mezbahane vardı.

Onun yanında da at yarışlarının deve güreşlerinin yapıldığı bir alan vardı. Oraya da TIR’larla at getirmişlerdi. Biz de sahaya top oynamaya gitmeden önce onları izliyorduk.

O sırada Çarşamba tarafından gelen tren düdüğünü öttürünce atlar ürktü. Ben de korkup ters tarafa doğru kaçtım. Karşı taraftan gelen kamyonun altında kaldım. Sonra ayağımız kesildi.

Ampute futbolu

Kazadan sonra hayata bakışınız değişti mi?

7 yaşına kadar sokakta koşuyorsun, okula gidiyorsun. Arkadaşlarında top oynuyorsun. O yaştan sonra sakat kalıyorsun. Bir yıl evden dışarı çıkmadım.

Sonra arkadaşlarımın eve gelip gitmesi ile yavaş yavaş dışarıya çıkmaya başladım. Tekrar tek bacağımda arkadaşlarımla birlikte futbol oynamaya başladım. Belki de amatör liglerde tek bacağı ile futbol oynayan tek kişi Yakup Özden olarak benimdir.

Futbol oynamak, futbolcu olmak, antrenörlük yapmak, kulüp başkanı olmak hayalimizdi. Basamak basamak hepsini yaparak bugünlere kadar geldik.

Yakup Özden ampute futbolunun doğuşunu anlattı.

Samsun’da Ampute Futbol Takımı ne zaman kuruldu?

Samsun’da ilk ben kurmuştum. Tabi o zaaman Ampute değil ‘Koşar Futbol’ deniyordu. Parmağı olmayan, eli olmayan, ayağı olmayan bir spordu.

Bizim sayemizde basının aracılığıyla ‘Koşar Futbol’ tüm Türkiye’ye yayıldı. Sonra dünyada bir Ampute futbolu diye bir şey ortaya çıktı. Bir gün beni GATA’dan aradılar ve Ankara’ya davet ettiler. Ben de GATA’ya gittim. Gazilerimiz var. Onların spora teşvik etmek için…

Yakup Özden : Spor sayesinde insanlar hayata bağlandı

Bana Ampute futbol var, siz de Koşar Futbol diyorsunuz. Bu ikisini harmanlayabilir miyiz? Tamam dedik ve şöyle oldu. Dedi ki; kolu olmayanlar kaleci olsun, ayağı olmayanlar futbolcu olsun. Türkiye’de bu şekilde Ampute futbolunu kurduk. Türtiye’de Ampute futbolu kuran kişiyim. Gururluyum.

Daha önce evlerinde çıkamayan engelli arkadaşlarımız, kardeşlerimiz bu spor sayesinde hayata tutundu. Kendileriyle barıştı. Hayata bağlandılar. İş sahibi oldular, aile sahibi oldular.

Ampute futbolu

Kaç sporcunuz var ?

250 sporcumuz var. Samsun’da ilçelerimizle birlikte 150 bin engelli vatandaşımız var. İnsanlarımızı spor yapmaya çağırıyoruz. Sadece futbola değil, tüm branşlara. Tabi çogu gelmek istemiyor.

Samsun’da Ampute Futbol Takımı’nın durumu nasıl?

5 yıl öncesine kadar Türkiye’de bir numaraydık. Ancak kulüplere yardım yapılmıyor. Sporcularımız da büyük takımlara transfer oluyor. Elimizdeki oyuncuları tutamıyoruz. Böyle olunca da Samsun olarak pek iyi durumda değiliz.

Ampute Milli Takım hatıralarınızdan bahseder misiniz?

Yine Ankara’da toplandık ve milli takım için ne yapabiliriz diye konuştuk. Türkiye’deki tüm engelli sporcuları Antalya’ya davet ettik. 40-50 kişi geldi. Antalya’da 2 ay kamp yaptık. Seçmeler yapıldı ve sayıyı 22 kişiye indirdik. Milli takım kuruluşu böyle başladı. İlk defa kurulan milli takım, dünya üçüncüsü oldu.

İyi ki sporcu olmuşum dediğin an oldu mu?

İyi ki sporcu olmuşum, iyi ki engelli olmuşum. Engelli olmasam kim bilir ne olacaktım.

Engelli sporcular destek görüyor mu?

Yeterli desteği gördüğümüzü söyleyemeyeceğim. Bakın Samsun spor kenti diyoruz. Ama Samsun’da engelli spor kulüpleri kapandı. Maddiyatsızlıktan faaliyetlerini durdurdu. Destek olsa daha çok engelli kardeşimize dokunabiliriz.

Okumaya devam et

Röportaj

Lütfi Pirinç : Adana Kebap kırmızı çizgim

Lütfi Pirinç

Lütfi Pirinç, ‘Kanaldaa’ Youtube kanalı ‘Anlat İşini’ programına konuştu. Adana Kebap yapmanın püf noktası nedir? Neye dikkat etmek gerekir? Bu işe nasıl başladı?

Lütfi Pirinç, “Önce işime sonra eşime aşığım” diyerek meslekteki 40 yılını anlattı…

Sizi tanıyabilir miyiz?

1971 Şanlıurfa Siverek’te doğdum. Adana’da büyüdüm.

Sizin hikayeniz nerede ve nasıl başladı ?

Küçüklüğümde, 1980’li yılların başlarında çok hayta bir çocuktum. Ele avuca gelmeyen , rahat durmayan, düz duvara durmayan bir çocuktum. Buna istinaden rahmetli amcam, babam ve dayımla konuşmuş. ‘Bunu durdurabilmek için ne yapalım’ diye. O zaman işte beni lokantacılar odası başkanı ve dönemin en iyi ustalarından Nuri Usta’nın yanına verdiler beni. Orada iş başı yaparak kebapçılık serüvenimiz başladı.

Adana Kebap

Lütfi Pirinç, ekip ruhunun önemine de değindi.

Kebapçılık serüveniniz kaç yaşında başladı?

14 Şubat 1983’te. Hiç unutmam o tarihi. Aşkla sevgiyle başladık. Neredeyse 40’ncı yıla gireceğiz.

Her sabah kalktığımda aynı heyecanla işe başlıyorum. Bir müddet komilik yaptım.

Sonra ‘komilik bana göre değil’ diyerek bulaşık yıkamaya geçtim. Bir kaç gün bulaşık yıkadıktan sonra o zaman mezeci ustamı da takip ediyordum.

Bıçağı nasıl kullanıyor, domatesi soğanı nasıl doğruyor takip ediyordum. Bunları bir film sahnesi gibi gözümün önüne getire getire akşamları evde tatbik ediyordum.

Bir gün aldığım yevmiye ile gittim kasaba. 100 gram kıyma aldım. Bir tane de şiş aldım. Adana saplamayı öğreneceğim. Sabaha kadar uyumadan onu öğrendim.

Her zaman söylüyorum; bu işim olmasaydı ben bugün olmazdım. Lütfi usta olmazdım.

Adana Kebap

İlk kebabınızı ne zaman yaptınız ?

1985 yılının ortalarıydı. Onu da aileme yedirdim.

Kebap üretiminin bir reçetesi var mı?

Günümüzde herkes bir reçete çıkarabilir. Ancak bunun en önemli reçetesi anlamak, anlamak, anlamak…

X bir kişi geldi, ‘bana tarif et’ dedi. Tarif edersiniz o da sizi çok iyi anladı. Lakin tatbike geldiğinde bunu yapamayacaktır.

Çünkü Adana yapmanın, et işlemenin özelliği şudur; Güzel bir tezgah, bıçak, zırh, satırı olmalı.

Zırh dediğimiz el kıyması dediğimiz alet mutlaka olmalı. Bu olmadığında makineden çektiğiniz kıyma ile yaptığınızda bildiğiniz köfte yersiniz.

Şiş köfte olur. Reçete olarak baktığınızda, 20 gram tuz, 10 gram biber gibi bunları söyleyebiliriz. Ama önemli olan eti işlemek.

Adana Kebap

Lütfi usta, Adana kebap için eti iyi işlemek gerektiğini anlattı.

Eti kasaba giderek kendim alırım…

Bu detay isteyen bir şey, Belki bana deli diyecekler ama olsun desinler. Ben zaman zaman etle konuşurum. Ciddiyim. Etleri kasaba gidip kendim alıyorum. Eti işliyorum. Etlerin besisi ile alakalı; yağlı olur yağsız olur…

Bunu dengelemek lazım. Bilimsel olarak gramaj olarak söyleyebilirsiniz. Tatbik olarak kötü bir sonuçla karşı karşıya gelebilirsiniz. Önce o eti anlamak gerekir. Aldığınız etin yağ oranını besi oranını bilmeniz gerekiyor.

Bunları bilmediğiniz, anlamadığınız zaman ne olabilir; Adana kebap üzerinden konuşarak, dökülebilir, lezzetli olmayabilir, yağlı olabilir.

Bu ayar çok önemli. Bir de etin arasındaki sinirleri almak gerekiyor. Almazsanız, kebap parçalanır, sert düşebilir artı aradığınız lezzeti alamazsınız.

Adana Kebap

Favori kebabınız hangisi ?

Bütün kebaplar favoridir. Ancak benim favorim Adana. Benim ona farklı bir bakış açım var. Aşkla bakıyorum ben ona.

Buna inanmayacaksınız belki ama Adana kebaba bakınca benim içimde kabarma başlıyor. Adana benim için kutsaldır.

Kırmızı çizgimdir. Ben işime aşık ir adamım. Önce işime sonra eşime aşığım. Neden? İşim olmasaydı eşimle evlenemezdim.

4 çocuğum olmazdı. Evim, arabam olmazdı. Yaptığınız iş ne olursa olsun severek ve aşkla yapmalısınız.

Okumaya devam et

Röportaj

Saffet Emre Tonguç : Rüzgarın aşk ettiği şehir

Saffet Emre Tonguç, Büyükşehir Belediyesi’nin dijital yayın organı ‘Samsun E-Dergi‘ye Azerbaycan’ın başkenti Bakü’yü yazdı.

Seyahat yazarı Saffet Emre Tonguç kaleminden Rüzgarın aşk ettiği, ışıkların raks ettiği şehir Bakü…

Samsun E-Dergi’ye özel  

Bakü’ye Azerice “Bakı” deniyor ve “Rüzgarlı Şehir” anlamına geliyor. Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Azerbaycan; sınırları içinde bulunan petrol ve doğalgaz rezervleri sayesinde büyük bir gelişim yaşıyor. İşte Azerbaycan’ın başkenti Bakü…

Modern ve çok iddialı mimariyle yapılan binalar şehrin siluetini değiştiriyor. Bakü’nün merkezinde ve yakın çevresinde tarihi binalara uyum sağlamak amacıyla hemen hemen tüm binalar benzer üslupla ciddi bir restorasyon içinde.

En büyük, en uzun, en görkemli mantığı ile yapılan yerler Bakü’yü bir başka etkiliyor. Geceleri ayrı bir güzelliğe bürünen başkent Bakü’nün gerek tarihi taş binalarının gece aydınlatmalarına, gerekse de geniş bulvarların, parkların, gökdelenlerin ışıkla danslarına bayılacaksınız.

Bakü’yü üç ana bölüme ayırmak mümkün; İçeri Şehir (eski Bakü), Sovyetler Birliği zamanının Bakü’sü ve yeni şehir.

Bakü

İçeri şehir

Özellikle yerel halk tarafından “Köhne Şehir” olarak adlandırılan İçeri Şehir; Orta Doğu’nun en eski meskenlerinden biri. Ayrıca kazılar Paleolitik dönemden itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığını gösteriyor. Aralık 2000’de sınırları içinde yer alan Şirvanşahlar Sarayı ve Kız Kalesi ile birlikte UNESCO tarafından Dünya Mirasları arasına alınmış.

Kız kulesi

Kız Kulesi de deniyor Kız Kalesi de. Eski bir Zerdüşt Tapınağı olduğu düşünülen, çağlar boyunca deniz feneri, savunma kalesi ve rasathane olarak kullanılan Kız Kulesi; 12. yüzyılda inşa edilmiş. İçeri Şehir’in güneydoğu bölümündeki 1. katta duvar kalınlığı 5 metreyi bulan, 8 katlı kulenin her katı yоntma taşlarla yapılmış.

Bunun dışında; kalenin altından Şirvanşahlar Sarayı’na bir geçit olduğu söyleniyor.

Kulenin tarihi için çok ilginç bir ayrıntı var: Kız Kulesi’nin üstten görünümü Arapça’ da Allah’ın 94’üncü ismi “El Bâki” biçiminde. Bu da şehrin özgün adını hatırlatıyor.

Kız Kulesi’nin Hikâyesi…

Bir efsaneye göre o zamanlar Hazar Denizi’nin sularına kavuşacak kadar kardeşmiş kule ve sular. Kulede erkek kardeşi tarafından hapsedilen bir kız yaşarmış.

Ayrıca kutsak kız çok mutsuzmuş ve bu hapis hayatının azabına dayanamamış… Günün birinde kendini kaleden Hazar Denizi’nin şefkatli kollarına bırakmış.

Bu yüzden Kız Kulesi olmuş adı. Bir başka söylenti de hiçbir zaman düşmanlar tarafından ele geçirilemediği için bu adın verildiği.

Üçüncü bir görüşe göre de  önce adı ‘Göz Kalesi’ymiş, zamanla ve söylene söylene değişip ‘Kız Kulesi’ şeklini almış. Özellikle son yıllarda kale ve arkasındaki meydanda her yıl Nevruz Bayramı şenliklerinin yapılması gelenek olmuş.

Bakü

Kız Kalesi.

Devlet Bayrağı Meydanı

2010 yılında açılan Devlet Bayrağı Meydanı; Azerbaycan halkının birlik ve bütünlüğünü simgeleyen 162 metre yüksekliğindeki bayrağın bulunduğu meydan. Özellikle “En uzun bayrak” rekorunu kırarak Guinness Rekorlar Kitabı’na geçmiş. Bayrağın boyu 35 metre, eni 70 metre, toplam alanı 2450 metrekare, ağırlığı ise yaklaşık 350 kilogram.

Kristal Palas

Hazar Denizi’nin kıyısında yapılan Kristal Saray, muhteşem görkemiyle çok fonksiyonlu kapalı bir arena.

Kapasitesi 25 bin kişi. Kristal Saray’dan geceleri gökyüzüne doğru yükselen lazer ışınları olağanüstü bir görüntü oluşturuyor. Ayrıca yüzeyindeki ışıklandırma da koca yapıyı devasa bir kristale dönüştürüyor. Ayrıca Eurovision Şarkı Yarışması da Kristal Saray’da yapılmıştı.

Şehitlik

25 Mayıs-17 Kasım 1918’deki Kafkas Harekatı’nda Türk-Kafkas Ordusu 15 Eylül 1918’de Bakü’ye girmiş, Azerbaycan, Karabağ ve Dağıstan’ı düşman işgalinden kurtarmış. Bu savaşlarda şehit olmuş Azeri ve Türk askerlerinin defnedildiği bu yere Şehitler Hiyabanı adı verilmiş. 1130 Türk askerinin isimlerini 1999’da açılan anıtın üzerinde görebilirsiniz. Günümüzde hala protokol karşılamalarında kullanılıyor bu şehitlik. Buraya kolay ulaşılabilmesi için sahilde füniküler de inşa edilmiş. Şehitliğin yanına bir de cami yapılmış. Adı Şehitlik Camii. Azerbaycan topraklarını savunurken şehit olan Türk askerlerinin anısını yaşatmak için Türk Diyanet Vakfı tarafından inşa edilmiş.

Nizami Caddesi

Azeri şair Nizami Ganjavi’nin adı ile anılıyor. Araç trafiğine kapalı yaklaşık 3,5 kilometrelik bir cadde. Cadde boyunca neredeyse tüm Türk ve uluslararası markalara rastlamanız mümkün.

Tam bir piyasa yeri yapmışlar burayı. Ayrıca ciddi bir sosyal yaşam merkezi olmuş. Büyük alışveriş merkezleri ve mağazalar, restoran ve kafeler, dinlenme parkları ile İçeri Şehir’ in dışarısında bir Avrupa caddesi yaratmışlar. Işıklandırma caddeyi geceleri de gündüz gibi yapıyor.

Bakü

Saffet Emre Tonguç.

Bakü Bulvarı

Bakü sahil şeridine paralel uzanan Bakü Bulvarı 1909 yılında açılmış. Üstelik geçtiğimiz yüzyılın başında Bakü’deki zengin petrol tacirleri yaşıyormuş burada. Bölge daha sonra Deniz Kenarı Milli Parkı olarak adlandırılarak koruma altına alınmış. Hazar kıyısında bulunan bu bulvar alanının büyüklüğüne göre Paris’te Seine Nehri kıyısındaki parktan sonra ikinci sırada. İlk sırayı almak için kordon kıyı boyunca uzatılıyor. Ayrıca hedefleri dünyanın en büyüğü olmakmış.

Alev Kuleleri

Yeni Bakü’de bir yanda cam kuleler ile dev gökdelenler var diğer yanda klasik ve modern mimari. Dünyanın en büyük otel zincirleri şehirde yerlerini almış bile. Ayrıca şehir merkezindeki Ateş Kuleleri Bakü’nün yeni simgesi artık.

190 metre yüksekliğindeki kompleks ofis, konut ve otel olarak kullanılan 3 kuleden oluşuyor.

En önemli özelliği, 10 bin LED ampul ile kaplanmış dış yüzeylerinde Azerbaycan bayrağından, dans eden alevlere dek türlü ışık oyunlarıyla Bakü akşamlarına muhteşem görüntü katması.

İstanbul – Bakü arası uçakla 2 saat 45 dakika sürüyor. Ayrıca, Ankara – Bakü arasındaki yolculuk süresi 2 saat.

Bununla birlikte İstanbul’dan Bakü’ye otobüs ile de gitmek mümkün. Otobüs yolculuğu yaklaşık 34 saat sürüyor.

Türkiye’den Azerbaycan’a ayrıca tren seferi bulunmuyor.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021