Bizimle İletişime Geçin

Röportaj

Sampa gözünü gelecek 10 yılda dünya liderliğine dikti

Ticari ağır vasıtalar için 24 farklı grup altında 40 binden fazla ürün üreten, Avrupa ve Amerika menşeili ticari vasıtalara uygun geniş yelpazesi ve son teknolojiye sahip fabrikaları ile 140 ülkeye ihracat yapan Samsun’un gururu Sampa’nın Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Üstündağ ile buluştuk. Sampa olarak hedeflerini anlattı.

Bizimle hem kendi özel hayatına dair bilgileri hem de Sampa ile ilgili gelecek hedeflerini bizimle paylaşan Bülent Üstündağ, “Önümüzdeki 10 yıl içinde sektöründe dünya lideri olmak” istediklerini söylüyor.

Bülent Üstündağ kimdir? Bize yaşam yolculuğunuzdan biraz bahseder misiniz?
1967 yılında Tokat’ın Reşadiye ilçesinde üç çocuklu ailenin ortancası olarak dünyaya geldim. İlk, orta ve liseyi Samsun’da tamamladıktan sonra ilk gurbet olarak üniversite için Trabzon’a gittim. Karadeniz Teknik Üniversitesi. Ankara Mamak’ta vatani görevimi tamamladıktan sonra profesyonel iş hayatı için İstanbul’a geçtim ve 2015 yılından emekli olana kadar yerli ve yabancı sermayeli firmalarda yönetici olarak görev yaptım. 2015 sonrası memleketime dönerek Sampa’da genel müdürlük ve daha sonrasında yönetim kurulu üyesi olarak görevime devam etmekteyim. Evli ve iki çocuk babasıyım.

“Öğrenirken Uygulamaya Daha Çok Önem Verdim”

Eğitim hayatınız nasıldı? Jeoloji mühendisi olmaya nasıl karar verdiniz?
Notlar bakımından çok çalışkan bir öğrencilik hayatım olmadı. Fakat işin daha çok teori değil pratik tarafında olmaya gayret gösterdim. Yani öğrenirken uygulamaya daha çok önem verdim. Ezberden uzak durdum. Jeoloji Mühendisi olmak amcamın o dönemlerde işlettiği maden şirketinin içinde olma düşüncesiydi. Fakat hiçbir zaman bu mesleği icra etme şansına erişemedim. Kader, bana ticaret ve üretim üzerinde kariyer yapmayı nasip etti.

Hayatınızda size ilham veren kişi / kişiler oldu mu?
Mutlaka her insana olduğu gibi oldu. Tabi bu isimleri çoğaltmak mümkün. Fakat öncelikle en yakınımdan babam, amcam ve daha sonrasında ticari ve üretim olarak iki kişi daha sayabilirim. Esnaf olmayı Hamdi Yılmaz (Karınca Ticaret Sahibi) ve sanayiciliği de Viktor Razon’dan (ilk profesyonel işverenim) öğrendim. Hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Sampa Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Üstündağ.

Aileniz ve çocuklarınızla ilgili bilgi paylaşır mısınız?
Evliyim, eşim emekli devlet memuru. Kızım geçen sene üniversiteyi bitirdi, Sampa’da dış ticaret bölümünde Fransa sorumlusu olarak çalışıyor. Oğlum henüz lise öğrencisi. Hedefleri konusunda çok fazla bize ip uçları vermiyor. Hayırlısı bakalım.

Anne / baba ve diğer aile büyükleriyle ilişkinizden bahseder misiniz?
Büyük bir aile değiliz maalesef. Fakat çekirdek aile olarak birbirine bağlı bir aileyiz. Yegane aile büyümüz olarak annem benim için önemlidir. Kardeşlerimle ilişkimi her zaman sıcak ve canlı tutuyoruz. Eşim ve çocuklarımın öneminden bahsetmeye sanırım gerek yok. Aile içinde saygı ve sevginin çok önemli olduğuna inanan birisiyim.

Hobileriniz var mı?
Bugünlerde en büyük hobim arta kalan vakitlerimde kendimi dinlemek, yürüyüş, bisiklete binmek ve okumak.

İş dışındaki zamanınız nasıl geçer? Neler yapmaktan hoşlanırsınız?
Çok uzun yıllar iş hayatımız nedeniyle aileme vakit ayıramadım. Onu telafi etmek anlamında onlarla bir şeyler yapabilmenin gayreti içindeyim. Bunun dışında sosyal aktivitelerde bulunup insanlara dokunabilmeye ve onları dinlemeye çalışıyorum.

Sampa Kariyeri 2015’te Başladı

Sampa ile yolunuz nasıl kesişti?
Uzun yıllar önce küçük ticari münasebetlerle başlayıp öncesinde ortaklık sonrasında profesyonel iş birliğine uzanan bir süreç oldu.

Sampa’daki kariyer yolculuğunuzu anlatır mısınız?
Bildiğiniz üzere Sampa Otomotiv ağır ticari araçlar için yedek parça anlamında özellikle süspansiyon parçalar üreten bir firma. Gelecekte vizyonu için OEM üreticilerine de parça üretme hedefi ve isteğini firma içinde gerçekleştirmek üzere firma sahibimiz Sayın Tarık Altuncu’nun görevlendirmesiyle Sampa kariyerimiz genel müdür olarak 2015’de başladı. Sonrasında yönetim kurulu üyesi olarak devam etmektedir.

İnsana ve Teknolojiye Yatırım

Sampa bugün Samsun’un yüz akı kuruluşlarından. Bu noktaya nasıl geldi? Süreci paylaşabilir misiniz?
Sampa; 1994 yılında başlayan serüven özellikle 2008 yılındaki global krizle birlikte her geçen yıl yükselişini, yatırımlarına hız kesmeden, cesur adımlarla devam ettiren, geleceği için emin ve geniş vizyonel kararlar alarak bugüne geldi. Yatırım yaparken öncelikle insana ve teknolojiye öncelik vererek bölgede ilk Ar-Ge tesisini Sanayi Bakanlığına onaylatarak yüzlerce mühendis istihdamı yaptı. Teknolojiye de yatırım yaparak en büyük kimya ve fizik laboratuvarlarına da kurdu. Bu sayede ürün geliştirmeyi sağlayarak birçok ulusal ve uluslararası otomotiv markasına hizmet vermekte.

Bülent Üstündağ, teknolojiye, gelişmeye ve insana yatırıma önem verdiklerini söyledi.

Kendi Sektöründe 47.Sırada

Sampa neler yapar? Nasıl yapar? Biraz anlatabilir misiniz?
40 binin üzerinde ürün, 140 ülkeye ihracat, ağır ticari araçlar, treyler, savunma sanayi ve raylı sistemler için kauçuktan esas süspansiyon parçalar geliştirir ve üretir. 3 bin çalışan, 150 bin metrekare tesis, 13 ayrı çeşit proses, dev üretim tesisleriyle hem bölge hem de ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. TİM rakamlarına göre genel ihracatta 169. sırada olup kendi sektöründe 47. sırada.

Sampa sektördeki ulusal ve global rakipleriyle nasıl rekabet ediyor? Nasıl ayrışıyor?
Teknolojiye, gelişmeye ve insana yatırıma önem veriyoruz. Sürekli pazarın ihtiyaçlarını takip etmekle beraber, müşteri özel isteklerini anlamak, satış sonrası hizmetlere katkı sağlamak, Sampa’nın kalite, fiyat ve kesintisiz hizmet anlayışı diğer rakip firmalarla farkımızı oluşturuyor.

Covid-19 pandemisi Sampa’yı nasıl etkiledi?
Maalesef dünya, bu illete karşı çetin bir sınav veriyor. Bu süreçte ülkeler birçok sosyal ve ekonomik kararlar almak zorunda kaldı. Kimi sektörler küçülürken bazı sektörler de yeni ihtiyaçlara göre büyüdü. Otomotiv sektörü bildiğiniz üzere kesintilere hatta duruşlara maruz kaldı. Krizin etkisini azaltmak ve insan ihtiyaçları için lojistik faaliyetleri çok önemli birtakım uygulamalar yapmak zorunda kaldığından özellikle kara taşımacılığı önem kazandı. Buna bağlı olarak da yedek parça talepleri devam etti. Biz de bu süreçte temizlik, maske ve mesafe kurallarına uygun olarak sınırlı üretime devam ettik.

Hedef Dünya Lideri Olmak

Sampa’nın gelecek vizyonu nedir?
Önümüzdeki 10 yıl içinde sektöründe dünya lideri olmak, bölgemiz ve ülkemiz ekonomisine hem istihdam hem de ihracat geliri bakımından büyük katkılar sağlamak. Bilim ve teknolojiye önem vermeyi sürdürerek özellikle üniversite, teknopark ve Ar-Ge merkezleriyle kalifiye iş ve iş gücü oluşturmak.

Samsun ekonomisine dair görüşleriniz nelerdir?
Kara, hava, deniz ve tren yoluna sahip lojistik merkezi durumda olan şehrimizin hak ettiği büyüklüğe kavuşacağı düşüncesindeyim. Bu bakımdan hali hazırda çalışmalarına devam eden kamu, üniversite ve STK’ların siyasi yönetimi de önlerine alarak katma değer yaratacak sanayi yatırımlarına öncülük yapacakları, tarımda, sağlıkta lider şehir olması için inovatif fikirler oluşturmalarını ve bunu gerçekleştirmek üzere zemin hazırlamalarını önemli görüyorum.

Yetişmiş İnsan Gücümüz Maalesef  Kaçıyor

Samsun’un avantaj / dezavantajlarına dair yorumlarınız?
Her ne kadar Samsun coğrafyası avantaj olarak görülse de bir bakıma da zorlu yapısı gereği gelişmesine engel olduğunu düşünmekteyim. Bu bakımdan özellikle sanayi alanı yetersizliği yeni yatırımcının bölgeye gelmesine engel olmaktadır. Ayrıca yetişmiş insan gücümüzü maalesef daha büyük şehirlere kaçırıyoruz. Yeni yatırım alanlarıyla birlikte geri göçü sağlamamız gerekiyor. Daha yaşanabilir, refah ve kültürel zenginliklerine değer katmaya devam eden şehir olmalıyız.

Sampa, sosyal sorumluluk adına neler yapıyor?
Bizim geleneklerimizde iyilikler söylenmez bizi bilenler bilir diyelim.

Sampa, her zaman Samsunspor’u destekliyor. Samsunspor’a bu desteği verirken hangi duygularla hareket ediyorsunuz? Ticari mi? Sosyal sorumluluk mu? Şehre karşı sorumluluk mu?
Evet, Samsunspor’umuzun iyi gününde kötü gününde her durumda yanında olmaya gayret göstermeye çalışıyoruz. Kaldı ki bunu sadece Samsun için Samsunspor için yapıyoruz. Şehrimizin en önemli marka değeri olan Samsunspor’umuzun, önce hak ettiği Süper Lig’de daha sonra da uluslararası müsabakalarda Türkiye’mizin adını taşımasını istiyoruz. İnşallah en kısa zamanda bunu bizlere yaşatacaklarına inancımız tamdır.

Yorum Yap

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Samsun’un ilk bölgesel gazetesi Halk’ta spor servisinde muhabirlik, editörlük, müdürlük yaptı. Ardından Asal Grup’un Türkiye distribütörü olduğu Errea ve Mizuno spor markalarının pazarlama iletişimi faaliyetlerini yürüttü. Bir sonraki durağı Samsunspor oldu. Store, reklam, bilet, sponsorluk süreçlerini yönetti. Peşinden arkadaşlarıyla FIFTY FIVE markasını oluşturdu. Markasıyla bir yandan şirketlere pazarlama iletişimi hizmetleri verirken diğer taraftan Kanal Daa için içerik üretiyor.

Samsun’un ilk bölgesel gazetesi Halk’ta spor servisinde muhabirlik, editörlük, müdürlük yaptı. Ardından Asal Grup’un Türkiye distribütörü olduğu Errea ve Mizuno spor markalarının pazarlama iletişimi faaliyetlerini yürüttü. Bir sonraki durağı Samsunspor oldu. Store, reklam, bilet, sponsorluk süreçlerini yönetti. Peşinden arkadaşlarıyla FIFTY FIVE markasını oluşturdu. Markasıyla bir yandan şirketlere pazarlama iletişimi hizmetleri verirken diğer taraftan Kanal Daa için içerik üretiyor.

Röportaj

Yakup Özden : Futbol oynamak, futbolcu olmak hayalimizdi

Ampute futbolu

Yakup Özden ile Ampute Futbolu üzerine sohbet ettik. Nasıl sakat kaldığından bugün geldiği noktaya kadar her konuya cevap verdi.

Yakup Özden kimdir ?

Samsun Bedensel Engelliler Spor Kulübü Başkanıyım. 1960 doğumluyum. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Küçük yaşlarda geçirdiğim bir kaza sonucu sakat kaldım.

Yaşadığınız kaza nasıl oldu?

İlkokula gidiyordum. Okuldan çıkıp eve geldim. Üstümü değiştirip top oynamak için dışarıya çıktım. Eksiden Piazza’ya giden yol üzerinde mezbahane vardı.

Onun yanında da at yarışlarının deve güreşlerinin yapıldığı bir alan vardı. Oraya da TIR’larla at getirmişlerdi. Biz de sahaya top oynamaya gitmeden önce onları izliyorduk.

O sırada Çarşamba tarafından gelen tren düdüğünü öttürünce atlar ürktü. Ben de korkup ters tarafa doğru kaçtım. Karşı taraftan gelen kamyonun altında kaldım. Sonra ayağımız kesildi.

Ampute futbolu

Kazadan sonra hayata bakışınız değişti mi?

7 yaşına kadar sokakta koşuyorsun, okula gidiyorsun. Arkadaşlarında top oynuyorsun. O yaştan sonra sakat kalıyorsun. Bir yıl evden dışarı çıkmadım.

Sonra arkadaşlarımın eve gelip gitmesi ile yavaş yavaş dışarıya çıkmaya başladım. Tekrar tek bacağımda arkadaşlarımla birlikte futbol oynamaya başladım. Belki de amatör liglerde tek bacağı ile futbol oynayan tek kişi Yakup Özden olarak benimdir.

Futbol oynamak, futbolcu olmak, antrenörlük yapmak, kulüp başkanı olmak hayalimizdi. Basamak basamak hepsini yaparak bugünlere kadar geldik.

Yakup Özden ampute futbolunun doğuşunu anlattı.

Samsun’da Ampute Futbol Takımı ne zaman kuruldu?

Samsun’da ilk ben kurmuştum. Tabi o zaaman Ampute değil ‘Koşar Futbol’ deniyordu. Parmağı olmayan, eli olmayan, ayağı olmayan bir spordu.

Bizim sayemizde basının aracılığıyla ‘Koşar Futbol’ tüm Türkiye’ye yayıldı. Sonra dünyada bir Ampute futbolu diye bir şey ortaya çıktı. Bir gün beni GATA’dan aradılar ve Ankara’ya davet ettiler. Ben de GATA’ya gittim. Gazilerimiz var. Onların spora teşvik etmek için…

Yakup Özden : Spor sayesinde insanlar hayata bağlandı

Bana Ampute futbol var, siz de Koşar Futbol diyorsunuz. Bu ikisini harmanlayabilir miyiz? Tamam dedik ve şöyle oldu. Dedi ki; kolu olmayanlar kaleci olsun, ayağı olmayanlar futbolcu olsun. Türkiye’de bu şekilde Ampute futbolunu kurduk. Türtiye’de Ampute futbolu kuran kişiyim. Gururluyum.

Daha önce evlerinde çıkamayan engelli arkadaşlarımız, kardeşlerimiz bu spor sayesinde hayata tutundu. Kendileriyle barıştı. Hayata bağlandılar. İş sahibi oldular, aile sahibi oldular.

Ampute futbolu

Kaç sporcunuz var ?

250 sporcumuz var. Samsun’da ilçelerimizle birlikte 150 bin engelli vatandaşımız var. İnsanlarımızı spor yapmaya çağırıyoruz. Sadece futbola değil, tüm branşlara. Tabi çogu gelmek istemiyor.

Samsun’da Ampute Futbol Takımı’nın durumu nasıl?

5 yıl öncesine kadar Türkiye’de bir numaraydık. Ancak kulüplere yardım yapılmıyor. Sporcularımız da büyük takımlara transfer oluyor. Elimizdeki oyuncuları tutamıyoruz. Böyle olunca da Samsun olarak pek iyi durumda değiliz.

Ampute Milli Takım hatıralarınızdan bahseder misiniz?

Yine Ankara’da toplandık ve milli takım için ne yapabiliriz diye konuştuk. Türkiye’deki tüm engelli sporcuları Antalya’ya davet ettik. 40-50 kişi geldi. Antalya’da 2 ay kamp yaptık. Seçmeler yapıldı ve sayıyı 22 kişiye indirdik. Milli takım kuruluşu böyle başladı. İlk defa kurulan milli takım, dünya üçüncüsü oldu.

İyi ki sporcu olmuşum dediğin an oldu mu?

İyi ki sporcu olmuşum, iyi ki engelli olmuşum. Engelli olmasam kim bilir ne olacaktım.

Engelli sporcular destek görüyor mu?

Yeterli desteği gördüğümüzü söyleyemeyeceğim. Bakın Samsun spor kenti diyoruz. Ama Samsun’da engelli spor kulüpleri kapandı. Maddiyatsızlıktan faaliyetlerini durdurdu. Destek olsa daha çok engelli kardeşimize dokunabiliriz.

Okumaya devam et

Röportaj

Lütfi Pirinç : Adana Kebap kırmızı çizgim

Lütfi Pirinç

Lütfi Pirinç, ‘Kanaldaa’ Youtube kanalı ‘Anlat İşini’ programına konuştu. Adana Kebap yapmanın püf noktası nedir? Neye dikkat etmek gerekir? Bu işe nasıl başladı?

Lütfi Pirinç, “Önce işime sonra eşime aşığım” diyerek meslekteki 40 yılını anlattı…

Sizi tanıyabilir miyiz?

1971 Şanlıurfa Siverek’te doğdum. Adana’da büyüdüm.

Sizin hikayeniz nerede ve nasıl başladı ?

Küçüklüğümde, 1980’li yılların başlarında çok hayta bir çocuktum. Ele avuca gelmeyen , rahat durmayan, düz duvara durmayan bir çocuktum. Buna istinaden rahmetli amcam, babam ve dayımla konuşmuş. ‘Bunu durdurabilmek için ne yapalım’ diye. O zaman işte beni lokantacılar odası başkanı ve dönemin en iyi ustalarından Nuri Usta’nın yanına verdiler beni. Orada iş başı yaparak kebapçılık serüvenimiz başladı.

Adana Kebap

Lütfi Pirinç, ekip ruhunun önemine de değindi.

Kebapçılık serüveniniz kaç yaşında başladı?

14 Şubat 1983’te. Hiç unutmam o tarihi. Aşkla sevgiyle başladık. Neredeyse 40’ncı yıla gireceğiz.

Her sabah kalktığımda aynı heyecanla işe başlıyorum. Bir müddet komilik yaptım.

Sonra ‘komilik bana göre değil’ diyerek bulaşık yıkamaya geçtim. Bir kaç gün bulaşık yıkadıktan sonra o zaman mezeci ustamı da takip ediyordum.

Bıçağı nasıl kullanıyor, domatesi soğanı nasıl doğruyor takip ediyordum. Bunları bir film sahnesi gibi gözümün önüne getire getire akşamları evde tatbik ediyordum.

Bir gün aldığım yevmiye ile gittim kasaba. 100 gram kıyma aldım. Bir tane de şiş aldım. Adana saplamayı öğreneceğim. Sabaha kadar uyumadan onu öğrendim.

Her zaman söylüyorum; bu işim olmasaydı ben bugün olmazdım. Lütfi usta olmazdım.

Adana Kebap

İlk kebabınızı ne zaman yaptınız ?

1985 yılının ortalarıydı. Onu da aileme yedirdim.

Kebap üretiminin bir reçetesi var mı?

Günümüzde herkes bir reçete çıkarabilir. Ancak bunun en önemli reçetesi anlamak, anlamak, anlamak…

X bir kişi geldi, ‘bana tarif et’ dedi. Tarif edersiniz o da sizi çok iyi anladı. Lakin tatbike geldiğinde bunu yapamayacaktır.

Çünkü Adana yapmanın, et işlemenin özelliği şudur; Güzel bir tezgah, bıçak, zırh, satırı olmalı.

Zırh dediğimiz el kıyması dediğimiz alet mutlaka olmalı. Bu olmadığında makineden çektiğiniz kıyma ile yaptığınızda bildiğiniz köfte yersiniz.

Şiş köfte olur. Reçete olarak baktığınızda, 20 gram tuz, 10 gram biber gibi bunları söyleyebiliriz. Ama önemli olan eti işlemek.

Adana Kebap

Lütfi usta, Adana kebap için eti iyi işlemek gerektiğini anlattı.

Eti kasaba giderek kendim alırım…

Bu detay isteyen bir şey, Belki bana deli diyecekler ama olsun desinler. Ben zaman zaman etle konuşurum. Ciddiyim. Etleri kasaba gidip kendim alıyorum. Eti işliyorum. Etlerin besisi ile alakalı; yağlı olur yağsız olur…

Bunu dengelemek lazım. Bilimsel olarak gramaj olarak söyleyebilirsiniz. Tatbik olarak kötü bir sonuçla karşı karşıya gelebilirsiniz. Önce o eti anlamak gerekir. Aldığınız etin yağ oranını besi oranını bilmeniz gerekiyor.

Bunları bilmediğiniz, anlamadığınız zaman ne olabilir; Adana kebap üzerinden konuşarak, dökülebilir, lezzetli olmayabilir, yağlı olabilir.

Bu ayar çok önemli. Bir de etin arasındaki sinirleri almak gerekiyor. Almazsanız, kebap parçalanır, sert düşebilir artı aradığınız lezzeti alamazsınız.

Adana Kebap

Favori kebabınız hangisi ?

Bütün kebaplar favoridir. Ancak benim favorim Adana. Benim ona farklı bir bakış açım var. Aşkla bakıyorum ben ona.

Buna inanmayacaksınız belki ama Adana kebaba bakınca benim içimde kabarma başlıyor. Adana benim için kutsaldır.

Kırmızı çizgimdir. Ben işime aşık ir adamım. Önce işime sonra eşime aşığım. Neden? İşim olmasaydı eşimle evlenemezdim.

4 çocuğum olmazdı. Evim, arabam olmazdı. Yaptığınız iş ne olursa olsun severek ve aşkla yapmalısınız.

Okumaya devam et

Röportaj

Saffet Emre Tonguç : Rüzgarın aşk ettiği şehir

Saffet Emre Tonguç, Büyükşehir Belediyesi’nin dijital yayın organı ‘Samsun E-Dergi‘ye Azerbaycan’ın başkenti Bakü’yü yazdı.

Seyahat yazarı Saffet Emre Tonguç kaleminden Rüzgarın aşk ettiği, ışıkların raks ettiği şehir Bakü…

Samsun E-Dergi’ye özel  

Bakü’ye Azerice “Bakı” deniyor ve “Rüzgarlı Şehir” anlamına geliyor. Özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Azerbaycan; sınırları içinde bulunan petrol ve doğalgaz rezervleri sayesinde büyük bir gelişim yaşıyor. İşte Azerbaycan’ın başkenti Bakü…

Modern ve çok iddialı mimariyle yapılan binalar şehrin siluetini değiştiriyor. Bakü’nün merkezinde ve yakın çevresinde tarihi binalara uyum sağlamak amacıyla hemen hemen tüm binalar benzer üslupla ciddi bir restorasyon içinde.

En büyük, en uzun, en görkemli mantığı ile yapılan yerler Bakü’yü bir başka etkiliyor. Geceleri ayrı bir güzelliğe bürünen başkent Bakü’nün gerek tarihi taş binalarının gece aydınlatmalarına, gerekse de geniş bulvarların, parkların, gökdelenlerin ışıkla danslarına bayılacaksınız.

Bakü’yü üç ana bölüme ayırmak mümkün; İçeri Şehir (eski Bakü), Sovyetler Birliği zamanının Bakü’sü ve yeni şehir.

Bakü

İçeri şehir

Özellikle yerel halk tarafından “Köhne Şehir” olarak adlandırılan İçeri Şehir; Orta Doğu’nun en eski meskenlerinden biri. Ayrıca kazılar Paleolitik dönemden itibaren yerleşim yeri olarak kullanıldığını gösteriyor. Aralık 2000’de sınırları içinde yer alan Şirvanşahlar Sarayı ve Kız Kalesi ile birlikte UNESCO tarafından Dünya Mirasları arasına alınmış.

Kız kulesi

Kız Kulesi de deniyor Kız Kalesi de. Eski bir Zerdüşt Tapınağı olduğu düşünülen, çağlar boyunca deniz feneri, savunma kalesi ve rasathane olarak kullanılan Kız Kulesi; 12. yüzyılda inşa edilmiş. İçeri Şehir’in güneydoğu bölümündeki 1. katta duvar kalınlığı 5 metreyi bulan, 8 katlı kulenin her katı yоntma taşlarla yapılmış.

Bunun dışında; kalenin altından Şirvanşahlar Sarayı’na bir geçit olduğu söyleniyor.

Kulenin tarihi için çok ilginç bir ayrıntı var: Kız Kulesi’nin üstten görünümü Arapça’ da Allah’ın 94’üncü ismi “El Bâki” biçiminde. Bu da şehrin özgün adını hatırlatıyor.

Kız Kulesi’nin Hikâyesi…

Bir efsaneye göre o zamanlar Hazar Denizi’nin sularına kavuşacak kadar kardeşmiş kule ve sular. Kulede erkek kardeşi tarafından hapsedilen bir kız yaşarmış.

Ayrıca kutsak kız çok mutsuzmuş ve bu hapis hayatının azabına dayanamamış… Günün birinde kendini kaleden Hazar Denizi’nin şefkatli kollarına bırakmış.

Bu yüzden Kız Kulesi olmuş adı. Bir başka söylenti de hiçbir zaman düşmanlar tarafından ele geçirilemediği için bu adın verildiği.

Üçüncü bir görüşe göre de  önce adı ‘Göz Kalesi’ymiş, zamanla ve söylene söylene değişip ‘Kız Kulesi’ şeklini almış. Özellikle son yıllarda kale ve arkasındaki meydanda her yıl Nevruz Bayramı şenliklerinin yapılması gelenek olmuş.

Bakü

Kız Kalesi.

Devlet Bayrağı Meydanı

2010 yılında açılan Devlet Bayrağı Meydanı; Azerbaycan halkının birlik ve bütünlüğünü simgeleyen 162 metre yüksekliğindeki bayrağın bulunduğu meydan. Özellikle “En uzun bayrak” rekorunu kırarak Guinness Rekorlar Kitabı’na geçmiş. Bayrağın boyu 35 metre, eni 70 metre, toplam alanı 2450 metrekare, ağırlığı ise yaklaşık 350 kilogram.

Kristal Palas

Hazar Denizi’nin kıyısında yapılan Kristal Saray, muhteşem görkemiyle çok fonksiyonlu kapalı bir arena.

Kapasitesi 25 bin kişi. Kristal Saray’dan geceleri gökyüzüne doğru yükselen lazer ışınları olağanüstü bir görüntü oluşturuyor. Ayrıca yüzeyindeki ışıklandırma da koca yapıyı devasa bir kristale dönüştürüyor. Ayrıca Eurovision Şarkı Yarışması da Kristal Saray’da yapılmıştı.

Şehitlik

25 Mayıs-17 Kasım 1918’deki Kafkas Harekatı’nda Türk-Kafkas Ordusu 15 Eylül 1918’de Bakü’ye girmiş, Azerbaycan, Karabağ ve Dağıstan’ı düşman işgalinden kurtarmış. Bu savaşlarda şehit olmuş Azeri ve Türk askerlerinin defnedildiği bu yere Şehitler Hiyabanı adı verilmiş. 1130 Türk askerinin isimlerini 1999’da açılan anıtın üzerinde görebilirsiniz. Günümüzde hala protokol karşılamalarında kullanılıyor bu şehitlik. Buraya kolay ulaşılabilmesi için sahilde füniküler de inşa edilmiş. Şehitliğin yanına bir de cami yapılmış. Adı Şehitlik Camii. Azerbaycan topraklarını savunurken şehit olan Türk askerlerinin anısını yaşatmak için Türk Diyanet Vakfı tarafından inşa edilmiş.

Nizami Caddesi

Azeri şair Nizami Ganjavi’nin adı ile anılıyor. Araç trafiğine kapalı yaklaşık 3,5 kilometrelik bir cadde. Cadde boyunca neredeyse tüm Türk ve uluslararası markalara rastlamanız mümkün.

Tam bir piyasa yeri yapmışlar burayı. Ayrıca ciddi bir sosyal yaşam merkezi olmuş. Büyük alışveriş merkezleri ve mağazalar, restoran ve kafeler, dinlenme parkları ile İçeri Şehir’ in dışarısında bir Avrupa caddesi yaratmışlar. Işıklandırma caddeyi geceleri de gündüz gibi yapıyor.

Bakü

Saffet Emre Tonguç.

Bakü Bulvarı

Bakü sahil şeridine paralel uzanan Bakü Bulvarı 1909 yılında açılmış. Üstelik geçtiğimiz yüzyılın başında Bakü’deki zengin petrol tacirleri yaşıyormuş burada. Bölge daha sonra Deniz Kenarı Milli Parkı olarak adlandırılarak koruma altına alınmış. Hazar kıyısında bulunan bu bulvar alanının büyüklüğüne göre Paris’te Seine Nehri kıyısındaki parktan sonra ikinci sırada. İlk sırayı almak için kordon kıyı boyunca uzatılıyor. Ayrıca hedefleri dünyanın en büyüğü olmakmış.

Alev Kuleleri

Yeni Bakü’de bir yanda cam kuleler ile dev gökdelenler var diğer yanda klasik ve modern mimari. Dünyanın en büyük otel zincirleri şehirde yerlerini almış bile. Ayrıca şehir merkezindeki Ateş Kuleleri Bakü’nün yeni simgesi artık.

190 metre yüksekliğindeki kompleks ofis, konut ve otel olarak kullanılan 3 kuleden oluşuyor.

En önemli özelliği, 10 bin LED ampul ile kaplanmış dış yüzeylerinde Azerbaycan bayrağından, dans eden alevlere dek türlü ışık oyunlarıyla Bakü akşamlarına muhteşem görüntü katması.

İstanbul – Bakü arası uçakla 2 saat 45 dakika sürüyor. Ayrıca, Ankara – Bakü arasındaki yolculuk süresi 2 saat.

Bununla birlikte İstanbul’dan Bakü’ye otobüs ile de gitmek mümkün. Otobüs yolculuğu yaklaşık 34 saat sürüyor.

Türkiye’den Azerbaycan’a ayrıca tren seferi bulunmuyor.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021