Bizimle İletişime Geçin

Kültür - Sanat

Piyanist Yiğit Yüksel’den “Kurtuluş 1919” konseri

Piyanist

Piyanist Yiğit Yüksel, Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Kurtuluş 1919’ konseri ile sanatseverleri büyüledi.

Henüz 11 yaşında olan piyanist Yiğit Yüksel, ilk profesyonel konserine 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında çıktı ve sanat severlere piyano resitali sundu.

piyanist

Piyanist Yiğit Yüksel; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ekinlikleri kapsamında piyano resitali sundu. Henüz 11 yaşında olan ve ilk profesyonel konserine çıkan küçük piyanist; 1 saat süren konserde 10 eser çaldı. Konserde sahneye konan iki eserde Yiğit Yüksel’e; Samsun Klasik Türk Moziği Korosu’ndan İzzet Tekeli solist olarak eşlik etti.

Birbirinden güzel eserler

Samsun Devlet Opera ve Balesi Atatürk Kültür Merkezi Aydın Gün Salonu’nda düzenlenen ve sanat severlerin yoğun ilgi gösterdiği konserde Yiğit Yüksel, Emanuel Bach’ın ”Solfeggietto C Minor’”, Ludwin van Beethoven’in ”Allegro di molto e con brio, ”Adagio cantabile”, ”Rondo”, Tevfik Guliev’in ”Yalgızam’’, Nüşabe Muradova’nın “İntizar” adlı eserlerini çaldı. Ayrıca kendi bestelediği “Kurtuluş Balladı” nı da sahneye koydu.

piyanist

Samsunlu olduğunu; Kurtuluş Savaşı’nın sembol şehri Samsun’da ilk konserini 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında vermek istediğini belirten Yiğit Yüksel; bu sebeple de konserin temasını ‘”Kurtuluş 1919” olarak belirlediklerini söyledi.

Küçük piyanist; konser için salona gelen sanat severlere; kendisini yetiştiren hocalarına ve organizasyonda görev alan herkese teşekkür etti. Konser sonrası da bol bol hatıra fotoğrafı çekindi.

Yorum Yap

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Editör

Kültür - Sanat

Güliz Ayla 16 Haziran’da V Sahne’de

Güliz Ayla, 16 Haziran akşamı Samsun’da sahne alacak.

Aslen Samsunlu olan; 2015 yılında çıkardığı single ile kısa sürede müzik çevrelerinden büyük beğeni toplayan Güliz Ayla; “Benim evim” dediği Samsun’da hayranları ile buluşacak.

Atakum İlçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda yer alan V Sahne’de; hayranları ile buluşacak olan Güliz Ayla, unutulmaz bir gece yaşatacak.

Samsun sayesinde şahane bir çocukluk, ergenlik ve gençlik dönemi yaşadığını her fırsatta dile getiren Güliz Ayla, birbirinden güzel şarkılarını hayranları için seslendirecek.

Güliz Ayla kimdir ?

Güliz Ayla, 27 Nisan 1988’de Samsun’da doğdu. 1998 yılında Samsun’da iki yıllık Belediye Konservatuvarı Tiyatro ve Drama Bölümü’ne girdi.

Çeşitli orkestralarda solistlik veya koroistlik yaptı. Lise eğitimini Samsun Anadolu Lisesi’nde tamamladı.

2006 yılında Adelaide isimli gruba dahil oldu. Bu grupla Rock’n Dark Express Rock Müzik Yarışması’nda birinci oldu.

Güliz Ayla, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Batı Müziği bölümünü kazandı. Sonra da Müjdat Gezen’in yazdığı iki müzikalin şarkılarını seslendirdi. Müzik kariyerine Metin Özülkü, Işın Karaca ve Extra Orkestra gibi isimlere vokal yaparak başladı.

Vokalistliğin ardından albüm yapmaya karar veren Ayla’nın yolu Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır ile kesişti. Sıla ve Bahadır Ayla’nın albümünde prodüktör olmayı kabul ettiler. Sonrasında ise Uluslararası menajerlik, organizasyon ve iletişim danışmanlığı firması olan Day 1 Entertainment Turkey ve müzik şirketi Sony Music ile sözleşme imzaladı.

Güliz Ayla

İlk albüm 2015’te

16 Nisan 2015 tarihinde Ayla albüm öncesi söz ve müziğini kendisinin yaptığı “Olmazsan Olmaz” single’ını piyasaya sürdü. Ayla albüm öncesi single çıkartmasıyla ilgili olarak:

“Albümümüz bitmek üzere ama bir türlü gelmeyen baharın, geliyorum sinyallerini daha fazla göz ardı edemedik ve içimizde kaynayan enerjiyi sizinle paylaşmak istedik.” yorumu yaptı.[4] Şarkı, Youtube’da 175 milyon izlenme rakamına ulaşmayı başardı.

18 Eylül 2015’te Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır’ın prodüktörlüğünde kendi adını verdiği Güliz Ayla albümünü yayımladı. Ayrıca albümdeki şarkıların söz ve müzikleri Ayla, Gençoğlu ve Bahadır tarafından hazırlandı.

“Yalvarırım” şarkısının müziğini ise Yalın besteledi. Ayla’nın sözünü ve müziğini kendi yaptığı üç şarkı “Olmazsan Olmaz”, “Benim Olmazsan” ve “Sevgilim” albümde yer aldı. Ayla ilk albümünü şöyle açıkladı: “Öncelikle bu albüm uzun süren çalışmalarımız sonucunda hazırlandı. Çok küçük birkaç sentetik duyulan şeyler olsa da, sound olarak daha çok akustik ağırlıklı bir albüm olduğunu söyleyebilirim.

Albümde dokuz parça var. Bunlardan söz ve müziği sadece bana ait olan parçaların yanı sıra, Sıla Gençoğlu, Efe Bahadır ve Yalın’ın yer aldığı ortak çalışmalarımız da var. Bir de müziği Christos Dantis’a ait yunanca bir parça yer alıyor. Sözlerini yine Sıla Gençoğlu yaptı. Albümün prodüktörleri Efe Bahadır ve Sıla Gençoğlu.”

Albümün ikinci klibi sözünü Sıla’nın müziğini Dantis’in yaptığı “Bahsetmem Lazım” şarkısına çekildi. Şarkı, Türkiye Resmî Listesi’nde 5 numaraya kadar yükselmeyi başardı.

20 Nisan 2016 tarihinde “İlk Öpücük Benden Olsun” single’ı piyasaya sürüldü. Şarkının sözünü ve müziğini Yalın hazırladı. Klibin çekimleri ise Nihat Odabaşı tarafından gerçekleşti.

Okumaya devam et

Kültür - Sanat

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi 4 ilde ücretsiz oyunlar

Karadeniz

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi mayıs ayında; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını da içine alacak şekilde; üye tiyatrolarının bazılarının gösterimlerine belli bir kontenjan ayırıp; çocuk ve gençleri ‘ücretsiz tiyatro’ ile buluşturdu.

Genel merkezi Samsun’da olan Kooperatif’e bağlı tiyatro grupları Samsun, Amasya, Trabzon ve Giresun’da gençler ve çocukları tiyatroyla buluşturdu.

Özellikle maddi veya sosyal olarak dez avantajlı olan ve daha önce hiç tiyatro izlememiş çocuk ve gençlerin davet edildiği projede; Samsun, Amasya, Trabzon ve Giresun Bulancak’ta gerçekleştirildi. Ayrıca her tiyatro kendi salon kapasitesine göre bir kontenjan ayırıp; çocuk ve gençleri salonda ağırlayarak tiyatroyla buluşturdu.

Karadeniz Tiyatro

29 Mart 2021’de Samsun’da kuruldu

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı ve Samsun Düşevi Sahnesi Kurucusu Cem Kaynar; “29 mart 2021 yılında merkezi Samsun olarak kurulan Karadeniz Tiyatro Kooperatifi; özellikle ilk olarak 2021 yaz ayında Gümüşhane Belediyesi ile ortak bir tiyatro festivali düzenledi. Sonrasında birçok tiyatro meslek grubu ile ortaklaşa mesleki sorunlar üzerine çalışmalar yaptı. Şimdi de Türkiye Tiyatro Kooperatifleri Birliği bünyesinde çalışmalarını sürdürüyor” bilgisini verdi.

Yetişkinler ve çocuklar var

Son olarak 4 ilde gerçekleştirdikleri ücretsiz oyunlara değinen Cem Kaynar, şunları söyledi:

Karadeniz Tiyatro

“Proje kapsamında; özellikle Samsun’da Düşevi Oyuncular Dil Yurdu – Kuyunun Dibindeki Taş/Nazım Hikmet adlı yetişkin oyununu, Amasya’da İris Sanat Tiyatrosu Darbeli Çocuklar adlı yetişkin oyununu; Trabzon’da Tiyatro Panki Aldatan Oyun adlı yetişkin oyununu ve Ağustos Böceği ve Karınca adlı çocuk oyununu; yine Samsun’da Küçükeller Sahne Resimdeki Dinozor adlı çocuk oyununu; Giresun’un Bulancak İlçesi’nde ise Mürsel Gülmez Tiyatro Günleri kapsamında Karma Sahne; Antigone adlı yetişkin oyununu çocuklarla ve gençlerle buluşturdu.

Gördüğümüz ilgi projemizin amacına ulaşmasını göstermesi açısından da memnuniyet verici oldu. Karadeniz Tiyatro Kooperatifi olarak özellikle bölgemizde sanatsal akvitivitelerimizi sürdürebilmek hedefindeyiz.”

Okumaya devam et

Kültür - Sanat

‘Kader ‘in kaçınılmazlığı ‘Vicdan’ın acımasızlığı…

‘Kader ‘in kaçınılmazlığı ‘Vicdan’ın acımasızlığı…

Bu yazımda sevgili dostlar, 2 yerli filmden söz edeceğim. Aslında bir şekilde duyduğunuz, bildiğiniz, bir yerlerde gözünüze çarptığınız, muhtemelen seyrettiğiniz 2 film bu. Niçin yeniden gündeme getirmek istedim peki?

Aslında çok önemli bir nedeni yok. Belki de en önemli nedeni, yeniden hatırlamak bu filmleri ve izlemeyen olduysa eğer; sayemde belki 1, belki 2 kişiye daha izlettirebilmektir.

BELKİ DE SEBEP, ÇOK SEVİYOR OLMAMDIR…

Yazarken şimdi geldi aklıma, belki de bilinçaltımda yer edin filmler listesinde yer alan filmlerin sonra birden bir girdap içine girmişçesine yok oluşlarını kabul etmeyişimdir… Hani böyle ise bu filmlerin kaderi gerçekten, bir şey yapamamanın kahredici hüznü çökmesin üstüme diyedir… Sinemayı çok seviyorum ya, ondandır büyük ihtimal. Evet ondandır, başka neden olacaktı ki zaten!..

Kader

BİR ZEKİ DEMİRKUBUZ FİLMİ: KADER

Bunlardan birisi Zeki Demirkubuz’un filmi, KADER… Zeki Demirkubuz’un 2006 yılı yapımı Kader’i… 1 saat 43 dakikalık muazzam sinema gösterisi… Muazzam bir drama örneği…

Filme geçmeden Zeki Demirkubuz’a dair ‘bir kaç söyle etme’ cesareti göstersem; bilemiyorum, ne kadar başarılı olurum…

O Zeki Demirkubuz ki, adeta kendi sinemasını oluşturmuş bir yaratıcı… ‘Zeki Demirkubuz sineması’ diye bir gerçek var çünkü...

Kendine ait anlatımı, öyküsü, görüntüleri, sesi ışığı olan bir sinemadır Zeki Demirkubuz sineması. Sinema diliyle, kamera arkasındaki yönetimiyle, karakterleri, mekânları kullanışıyla kendine özgü bir yönetmendir Zeki Demirkubuz çünkü. Hele o karakterleri, hele o kadın karakterleri yok mu? Akılcı, dakik, tam da olması gerektiği gibi kullandığı zaman diliminde izleyici üzerinde büyük iz bırakan kadın karakterleri… Ya ruhumuzun derinliklerine işleyen senaryolar... Ya sanki belirli dakikalara(bilerek) bölünmüş, ışığı, rengi, kısaca doğada ne varsa bizi aydınlatan, dikkat kesilmemize yol açan sahneler, görüntüler…

Kader

ŞEHİRDE SIKIŞIP KALMIŞ TAŞRALILAR

Zeki Demirkubuz, aslında taşralıların öyküsünü anlatıp durur bize genellikle. Aslında taşralı olan karakterler şehire gelmişlerdir ve orada adeta sıkışıp kalmışlardır zamanla… Çoğu zaman nefessiz kalmalarına rağmen yaşayan, yaşamayı bir türlü başaran bu taşralılar, yine de yaşam kavgasının hiç bir yerinde taviz vermezler aslında… Her şeye rağmen mutludurlar, diyeceğim ama değillerdir aslında. Belki de geri dönmeyi çok istemelerine rağmen bunu bir türlü gerçekleştirememiş olmalarıdır bütün mesele…

İNATÇI BİR KÖPEĞİN İZ SÜRMESİ GİBİ!..

“..Kader, yönetmenin ikinci filmi Masumiyet’te (1997) tanımış olduğumuz 2 karakterin gençlik öyküsünü anlatır. Bekir, Uğur’a aşık olur. Uğur da başı hep belada olan Zagor’a. Zagor, 2 polisin öldürülmesi olayına karışıp tutuklanır. Bu olay, başlangıçta Bekir için bir umut gibi görünse de, bu acımasız aşkın peşinde yıllarca sürecek amansız bir hastalığın başlangıcı olacaktır. Bekir, üçüncü sınıf otel odalarında, esrar alemlerinde, taşra pavyonlarında Uğur’un inatçı bir köpek gibi izini sürecek, 3 insan arasında yaşanan bu tuhaf aşk, acıyla, yoksullukla, gözyaşıyla ve kötülükle büyüyecektir.”

AŞKIN, SEVGİNİN, ACININ, TUTKUNUN FİLMİ

Cihargir’de gittiği kahvenin çaycısını oyuncu yapması, desteklediği Beşiktaş’ın hiç bir maçını kaçırmaması ve siyasal ideolojik tercihini sosyalizmden yana kullanması gibi aykırı kimlikleri olan yönetmen Zeki Demirkubuz bu defa da aşkın masumiyetinin peşine düşme kaygısında. Kör düğüm olmuş bir aşk üçgeni, Bekir, Uğur ve Zagor’un bu zorlu yolculuğunda işler karışıktır. Bekir Uğur’a, Uğur Zagor’a, Zagor’da serseriliğe aşıktır. Kısacası bu 3 kişinin kalplerindeki yaşadıkları ancak karşılığını bulamadıkları aşkın, sevginin ya da tutkunun filmidir Kader.

Kader

OYUNCULUĞUN ZİRVESİ: VİLDAN ATASEVER

Kader’i benim için unutulmaz kılan en önemli etkenlerden birisi de, belki de en önemlisi, 2 oyuncunun inanılmaz oyunculuklarıdır. Uğur’da Vildan Atasever, Bekir’de Ufuk Bayraktar. İnanılmaz, müthiş, harika oyunculuklar sergilerle film boyunca. Özellikle birini diğerinden üstün kılamazsam da bu filmde, Vildan Atasever’e en azından bir parantez açmak gerekir. Bu rolü üzerine geçirdiğinde henüz 25 yaşında olan Vildan Atasever’in aklımıza kazınan, ruhumuza işleyen oyunculuğu, asla unutulmayacak türdendir.

KABULLEN, BAŞINI ÖNÜNE EĞ, YÜRÜ USUL USUL

İnanılmaz bir kaderi kabullenip yaşamak, başını öne eğip usul usul yoluna gitmek, yürümek. Kim yapabilir bunu. İşte bu filmde, Kader’de Uğur yapıyor. Peki, kim böyle bir kadına, sinemada da olsa hayat verebilir? İnanın bir tek kişi, inanın bir tek o, Vildan Atasever…  Tamam buldum galiba bu filmi yeniden niye gündeme getirdiğimi bu arada. Sebebi o işte. Vildan Atasever… O inanılmaz oyuncu. Evet, tamam buldum…

Kısacası sevgili dostlar, Kader, öyle benim şu ana kadar yazdıklarımla sınırlandırılamayacak kadar büyük bir sinema örgüsü, bir sinema mucizesidir. Bahsettiği, gün yüzüne bir kez daha çıkartmaya çalıştığı ciddi toplumsal meseleler, kadınlar ve erkeklere ayrı ayrı bakışı gibi temalar üzerine söz söylemek ise bizim haddimizin üzerinedir. Belki bir kaç söz edebilecek kadar dağarcığım vardır filmdeki bu temalarla ilgili olarak, lakin haddimizi aşmamak en iyisidir…

Eğer izlemediyseniz şu ana kadar ve beni okuduktan sonra derhal izlemeye koyulduysanız, inanın beni mutlu edeceksiniz demektir. Hem de çok mutlu…

Vicdan

NURGÜL YEŞİLÇAY’DAN ‘VİCDAN’SIZ BİR PERFORMANS

Gelelim 2’nci filmimize. VİCDAN… Erden Kıral ustanın 2008 yılı yapımı filmi Vicdan. Özellikle Nurgül Yeşilçay’ın Aydanur karakteriyle inanılmaz bir performans sergilediği film Vicdan.

ÇOCUKLUK ARKADAŞI, ONUN KOCASI VE AYDANUR…

Sıradan, emekçi, bir fabrika işçisidir Aydanur. Hayatını bu fabrikada tüketen bir kadındır adeta. Çocukluk arkadaşı Songül(Tülin Özen’i izleriz bu rolde de) ile evli tek aşkı olan Mahmut da olmazsa(Murat Han’ın hayat verdiği), hayat asla çekilmez olurdu onun için. Mahmut’la yaşadığı yasak aşktır ama tutkulu da bir aşktır aynı zamanda. Ve aynı zamanda ve en önemlisi yıkıcı da bir aşktır. Aralarındaki ilişkiyi öğrenen Songül, Aydanur’un rahat tavırlarına uyarak kocasından uzaklaşıp Aydanur’la yakınlaşır. Bu durum, 3 kişinin hayatını trajediye döndürecektir.

Vicdan

‘HEPSİ BU MU YANİ?’ DEDİK Mİ, DEDİK!

Usta yönetmen Erden Kıral, bu sefer de vicdani duyguların çarpıştığı bir aşk üçgeni hikayesiyle sinema tutkunlarının karşısına çıkarken iz bırakan bir yapıma da imza atıyordu kuşkusuz. Zor ve çetrefilli bir konu, usta yönetmenin elinde, 3 başrol oyuncusunun kusursuza yakın oyunculuğu ile izlenebilir bir dramaya dönüşüyor.

Bir eleştiri yazısında okumuştum, çok beğenmiştim, o yüzden bu alıntıyı sizinle paylaşıyorum:

“Vicdan, kritik bir noktasında ‘3 Yıl Sonra’sına taşıyor bizi. Filmin dönüm noktasının ardından, karakterlerin yaşamlarının nerelere savrulduğunu izliyoruz önce. Ve film bizi, karakterlerin yollarının yeniden kesişeceği noktaya doğru hazırlıyor. Bu hazırlık, film içinde bir köprü. Fakat Vicdan, bizi hazırladığı o karşılaşmayı ve çözüm bölümünü son derece çabuk geçiyor ve film öyle hızlıca bitiyor ki, ‘Hepsi bu mu yani?’ diye düşünerek çıkıyorsunuz salondan.”

Evet, salondan çıkışım böyle olmadı film bittiğinde ama televizyonun karşısında öylesine kalışım ve oturma odasından bir süre çıkamayışım dün gibi gözümün önünde.

Nurgül Yeşilçay

SANA NE KADER’DEN, SANA NE VİCDANDAN?

Başta da dediğim gibi sevgili dostlar; klavye karşısına geçtiğimde aklıma düşüveren bu 2 film için hemen bir şeyler karalamaya başladım jet hızıyla. Sanki acelem varmış gibi… Sanki, sonra yazamayacakmışım gibi, sana ne Kader’den, sana ne Vicdan’dan diyecek mişim gibi.

EN BÜYÜK SORUMLULUK, VİCDANLI OLMAKTIR!

Son sözü, bir önceki filmimizin ustası Zeki Demirkubuz, söylesin:

“Buradan şu çıkıyor ki; insanın en büyük sorumluluğu kendine karşı olan sorumluluğudur. İnsanın en büyük yükümlülüğü kendine karşı olan yükümlülüğüdür ve bunu gerçekleştirebilmenin tek bir yolu vardır; vicdan sahibi olmak. Bu yeterli midir bilemem; ama bugüne kadar icat edilebilen tek şey budur, diğer türlüsü beni ilgilendirmiyor.”

Muammer DİLBER

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021