İnsanın insanlığına rağmen sanat

İnsanın insanlığına rağmen sanat
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsanın kendi yaratılışına rağmen var edebilme potansiyeline sahip olmasının biraz olsun izini sürmeye çalışıyoruz. İnsan kendine rağmen bir oluş inşa ediyor. Üstelik bedenine rağmen üretimini gerçekleştiriyor. İnsan gözüne ve eline rağmen bunu yapabiliyor. Biz bu yazımızda rağmeni negatif bir alan olarak değil bir sınır olarak ele alıyoruz. Zira yapılanların sınırsızlığı ortada.

Beden ve öznenin dünya ile olan ilişki çerçevesi, zekâdan daha eskiye dayanıp, tüm yargılar son çözümlemede, onun dünyaya ilişkin yaşanmış tecrübesine dayanır. Beden, kendisine daha önceden birtakım anlamların aktarılmış olduğu bir dünyayla karşılaşır ve ona yeni anlamlar aktarır.

Bedeni toplumsal bir inşa olarak destekleyen olgu sanattır

Yüzyılımızda, psikolojik, fiziksel ve kültürel olguların karşılıklı etkisini koruma vizyonu, insan vücudunun sadece biyolojik olarak verili bir olgu değil, aynı zamanda toplumsal bir yapı olduğu, yani söylem ve sosyal yolla olduğu vizyonuyla da birleştirilmiştir. Bedeni toplumsal bir inşa olarak destekleyen, yani söylem ve pratiğin ürettiği bakış açısını destekleyen belki de en önemli olgu sanattır.

Dünya sanat tarihine baktığımızda üretilen eserler bize bunu böyle söylemektedir. Bu çalışmada da özellikle resim sanatından örneklerle beden-eser-dönem kapsamında beden anlayışının zaman içerisinde nasıl değiştiği ve bu değişikliğin sanat eserine (resim sanatına) nasıl yansıdığı incelenmiştir.

Sanat tarihçileri başlangıç olarak ilk toplumsallaşma adına atılan adımlardan biri olarak mağara yaşımı sırasında duvarlara çizilen o eskizleri ele almaktadır. Beden, bu dönemde belki de tarih içindeki en yalın halinde idi. En hakiki hali ile tarih sahnesinde yerini almaktaydı.

Ancak sahip olduğu zekâ onu sadece biyolojik bir gerçeklik olmaktan çıkartıp, bir birey olma konusunda tanımlamayı bildi. İnsanlık tarihindeki bu derin hatırlamadan daha yakın bir tarihe gelecek olursak, “beden” üzerindeki değişikliklerin yansımalarını başka bir açıdan görme olanağı bulabiliriz. İnsanın sosyalleşmesi ile birlikte, kendisini ifade etme biçimi de hem gelişmeye hem de çeşitlenmeye başlamıştır. Sanat da bunlardan birisi olmuştur.

İlkel topluluklardan günümüze insanın var olduğu her yerde kendisini göstermiştir. Ancak insanoğlunun bu sosyalleşme özelliği beraberinde bazı düzenlemeleri de mecbur kılmıştır. Sosyalleşme beraberinde kuralları getirmiş, kurallar yöntemleri, yöntemler yönetimleri meydana getirmiştir. Sanat da bu ortamdan üzerine düşeni almıştır. Hatta bu dönemlerin aynası olmuştur. Dolayısıyla, belki de “beden” olgusunun en iyi yansıtıcısı olmuştur.

İnsanın insanlığına rağmen sanat
125 cm × 101 cm (49 in × 40 in) Yağlı Boya. Yıl : 1610. Galleria Borghese’de sergilenmektedir.

Bir Davut Hikayesi…

Dört kadim kitapta da bahsi geçen bir hikayedir.

Davut Peygamber Kudüs’te doğmuştur. O dönemde İsrailoğullarının en büyük kralıdır. Eşsiz ve görkemlidir. 4 ana kitaptan bir tanesi olan Zebur, Davut peygambere inmiştir.

Olay günümüzde dahi devam etmekte olan Filistinliler ve İsrailoğulları arasında olan savaş esnasında gerçekleşir. Kur’ân-ı Kerîm’de Câlût olarak adlandırılan bu kişinin ismi Ahd-i Atîk’te Golyat şeklinde geçmektedir. Filistî kavminden ve Gat şehrinden olan Golyat iri cüssesi sebebiyle âdeta dev gibi tasvir edilmekte, onun Refaîm denilen ve devâsâ cüsseleriyle meşhur olan ırkın bir bakiyesi olduğuna inanılmaktadır. Filistîn ordusunda yer alan Golyat zorlu bir savaşçıdır. İsrâil ordusu ile Filistîn ordusu karşı karşıya geldiğinde başında tunç başlık, üzerinde pullu zırh, baldırlarında tunç zırhlar, omuzları arasında tunç kargı ve elinde mızrağı ile İsrâil ordusuna meydan okuyarak onları mübârezeye davet eder. Bu meydan okuma kırk gün sürer, fakat İsrâil ordusundan hiç kimse onun karşısına çıkmaya cesaret edemez.

Bir zaman sonra Davut gelir. Durumu gördüğünde “Babamın bazı koyunlarını kapmak istedikleri zaman bir ayıyı ve bir aslanı öldürdüm. Bu Filistinli de onlar gibi olacak. Yehova bana yardım edecek” der. O zaman Talut ona, “Git ve Yehova seninle beraber olsun” der.

İnsanın insanlığına rağmen sanat
Kısalma ‘’ H-AS OS ‘’ ‘’HUMULITAS OCCIDIT SUPERBIAM’’, ‘’ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK KİBİRİ YENER’’

Caravaggio’nun ünlü eseri

Davut’a çeşitli zırh ve silahlar getirilir. Golyat’ın gücünden söz edilir. Fakat Davut bunların hiçbirini kabul etmez. Golyat’ın karşısına bir sapan ve bir taşla çıkar. Golyat Davut’u gördüğünde hayretler içerisinde bakar ve karşısına günler sonra gelen insanın bu olduğuna inanmaz. O kendisinden küçük ve çelimsizdir. Davut’u hemen alt edeceğini düşünür.

Davut o sırada hemen kendine saklanacak bir yer bulur ve elinde ki taşı sapanına yerleştirir. Golyat’ı tam alnında vurur ve yere düşürür. Sersemlemiş olan Golyat’ın yanına gider ve kafasını keser. .

Caravaggio’nun o ünlü tablosunun hikayesi bu şekilde gerçekleşmiştir. Tabloya ilk baktığımızda Davut’u görmeye alıştığımız Michalengelo heykelinden çok farklı görürüz. Görkemli değildir. Güçlü görünmez. Hatta çelimsiz bir çocuk olarak göze çarpar. Işıkta ortaya çıkan o ince bedeni o heykelden uzaktan yakından benzerlik taşımaz. İnsanlar ilk tabloya baktıklarında buna şaşırabilirler. Bu küçük adam mı Golyat’ı devirdi diyebilirler…

Elinde tuttuğu Golyat’ın gözlerine bakıldığında o korkusu devam etmektedir. Çığlıklarını birazdan hissedebilirsiniz. Sizden asla o ifadesini saklayamaz.

Caravaggio bu hikayeyi iki kez resmediyor

Ama bir de Davut’a bakın. Suratında hiçbir mimiğe yer vermez Caravaggio. Öylece uzaklara bakar. Bakışlarında hiçbir zafer sevinci veya enaniyet taşımaz. O küçük bedenin o küçük ellerin arasında koca bir zafer taşır ama bu yüzüne hiç yansımaz. Ama kılıcı hemen orada gözümüze ilişir. Sırtında yüklediği o koca kılıç aslında bize bütün sırrı vermektedir. Kılıca dikkatli bakıldığında ne kadar büyük olduğunu görebiliriz. Bu büyüklükte bir kılıcın ne kadar ağır olduğu da tahmin edilebilir. Peki öyleyse nasıl oluyor da hiçbir zorlanma olmadan Davut o kılıcı bu kadar rahat kaldırabiliyor. İşte sır da bu noktada kulağımıza ilişiyor hemen. Seçilmişliği bu şekilde tasvir ediyor Caravaggio bizlere.

İnsanın insanlığına rağmen sanat
Michelangelo Merisi da Caravaggio, İtalyan ressam.

Caravaggio bu hikayeyi iki kez resmeder. Çarpıcı olan noktası şudur. Caravaggio ilk resimde kendisini Davud olarak hayal etmesi fakat ikinci resimde kendisi bir anda Golyat olarak belirmektedir. Baktığımız her zaman gördüğümüz değildir. Şimdi daha derinlerde bu tablonun hikayesinin ötesinde bir Caravaggio hesaplaşması görmekteyiz. İlk tabloda Davut’nun bakışları dışa doğrudur. Elinde tuttuğu zaferine hiç bakmaz. Onunla ilgilenmez hatta…

Evet şu sorular kafamızda bir anda beliriyor. Neden kendini onun yerine koysun ki ?

Çünkü ikisi de başka birinin canını almıştır. Şaşırtıcı ve çarpıcı bir durum. Sanat tarihine adına altın harflerle yazdıran, teknik anlamda devrimler yaratan bir katil.

İşte bu katil ikinci tabloda kendine bakar. Golyat olur. Kendini bir kuran olarak tasvir eder.Kendi kendine hesaplaşır. Kılıcın üzerine belki de bu yüzden şu kısaltmayı ekler ‘’ H-AS  OS ‘’

‘’HUMULITAS OCCIDIT SUPERBIAM’’

‘’ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK KİBİRİ YENER’’

Bir beden bir resimde kendini nasıl var ediyor. Bedenlerin arkasında sadece sanat tarihi değil insanlık tarihininde gizli olduğunu görüyoruz. Hatta daha da ileri bir derinlikte insanın kendisini görüyoruz. Biricikliğinden kalanları.

Cinayet olayını da bir Caravaggio Dosyasında anlatmak istiyorum. Beden’e rağmen olan yazımız devam edecek…

NOVA.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
İnsanın insanlığına rağmen sanat

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Kanaldaa ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin