Bizimle İletişime Geçin

Gündem

Hava kirliliği hayatımızı riske atıyor

hava kirliliği

Hava Kirliliği nedeniyle her yıl 7 milyon kişi hayatını kaybediyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre her 10 kişiden 9’u kirli hava soluyor. Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, “Herkes üzerine düşeni yapmalı. Gerekli önlemleri almalı” dedi.

Hava kirliliği her geçen zaman içerisinde hayatımızı tehdit ediyor. DSÖ verilerine göre akciğer sağlığını tehdit eden unsurlardan biri hava kirliliği. Bu konuya dikkat çeken TÜSAD Başkanı Prof. Dr. Ülkü hava kirliliğinin her yıl dünya çapında tahminen 7 milyon insanı öldürdüğünü söyledi.

Hava Kirliliği kanser türlerini tetikliyor

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Başkanı Yılmaz, Dünya Akciğer Gününde açıklama yaptı.

Hava Kirliliği

TÜSAD Başkanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, hava kirliliği ile ilgili konuştu.

Prof.Dr. Yılmaz şunları söyledi:

“Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri biliniyor. Hava kirliliği pek çok solunum yolu hastalığını ve özellikle akciğer kanseri gibi kanser türlerini tetikleyebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 10 kişiden 9’u yüksek oranda kirletici içeren hava soluyor.

Sağlığımızı bu denli tehdit eden kirlilik konusunda hükümetler, kurumlar ve bireyler üzerine düşeni yapmalı. Gerekli önlemleri almak adına ivedilikle harekete geçmeli. Birey olarak bizler hava kirliliğinin baş sorumlusu değiliz. Ancak, daha az yakıt tüketme, enerji kaynaklarını verimli kullanma gibi yöntemlerle bu konudaki önlemlere destek verebiliriz.”

Her yıl 8 milyon insan sigaradan ölüyor

Açıklamasında tütün konusuna değinen Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, dünyada her yıl 8 milyon insanın tütünden kaynaklanan nedenlerden dolayı hayatını kaybettiğini belirtti.

TÜSAD olarak, birçok akciğer hastalığının ana nedeni olan tütün ve tütün ürünleriyle mücadele konusunda sürekli uyarılar yaptıklarını hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

“Tütün dumanının çoğu toksik ve kansere neden olabilen 4 binden fazla kimyasal içeriyor. Bu noktada sigaraya başlamamak ya da kullanılıyorsa da bırakmak, akciğer sağlığını korumanın ve iyileştirmenin en iyi yollarından biri. Tütün ürünlerini bırakmak, dumanın akciğere verdiği hasarı azaltmada etkin rol oynuyor.”

Tütünü bırakmak amacıyla kullanımı artan e-sigaralarla alakalı da uyarıda bulunan Ülkü Yılmaz bu tip cihazlardan solunan nikotinin akciğer dokusuna zarar verdiğinin ve akciğerler için tehlikeli olduğunun da altını çizdi.

Hava kirliliği

Hava kirliliği nedeniyle her 10 kişiden 9’u kirli hava soluyor..

TÜSAD, tütünün bırakılmasının ardından görülen olumlu değişiklikleri ise şöyle sıraladı:

  • Sigarayı bıraktıktan sadece 20 dakika sonra kalp atış hızı düşer,
  • 12 saat içinde kandaki karbon monoksit seviyesi normale döner,
  • 2-12 hafta içinde dolaşım düzelir ve akciğer fonksiyonları artar,
  • 1-9 ay içinde öksürük ve nefes darlığı azalır,
  • 5-15 yıl içinde inme riski sigara içmeyenlerin seviyesine düşer,
  • 10 yıl içinde akciğer kanseri ölüm oranı, sigara içen birinin riskinin yaklaşık yarısına iner.
  • 15 yıl içinde kalp hastalığı riski sigara içmeyenlerinki kadar olur.

Hava kirliliği, sigara ve tütün ürünleri gibi nedenlerin insan sağlığını tehdit ettiğini söyleyen TÜSAD Başkanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, Kovid-19 salgınında da akciğerleri korumanın en etkin yolunun aşı olduğuna vurgu yaptı.

Hava kirliliği

Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri biliniyor.

Aşı en etkin mücadele yöntemi

Dünyada solunum hastalıklarında belirgin bir artış olduğunu ve ülkemizde de sağlık sistemine yük getirdiğini belirten Yılmaz, şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de solunum sistemi hastalıkları nedeniyle gerçekleşen hastane yatışlarının tüm yatışların yüzde 13’ünü, bu hastalıklardan kaynaklanan ölümlerin ise tüm ölümlerin yüzde 11’ini oluşturuyor.

Oysa solunum hastalıklarının pek çoğu önlenebilir kategoride. Bu nedenle korunma yöntemlerini bilmek ve uygulamak çok önemli.

Grip, boğmaca ve pnömoni/zatürre gibi rahatsızlıkların yanı sıra, halihazırda devam eden COVID-19 salgınından da akciğerleri korumanın en etkin yolu aşı. Aşı olmak, pek çok akciğer hastalığı ile mücadele etmekte en etkin yol.”

Yorum Yap

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Editör

Gündem

Cihat Yaycı Paşa Samsun’a geliyor

Cihat Yaycı

Mavi Vatan kavramını Türkiye’ye anlatan Müstafi Tümgeneral Cihat Yaycı, Samsun’da konferans verecek.

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Başkanı Müstafi Tümamiral Doç Dr. Yaycı, Samsun’a geliyor.

Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Türk Ocağı’nın konuğu olarak “Mavi Vatan Odağında Türkiye-Yunanistan ilişkileri” konulu konferasta konuşmacı olacak.

Konferans, 29 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’de DSİ Bölge Müdürlüğü Salonu’nda düzenlenecek.

Türk Ocağı tarafından yapılan duyuru ile Samsunlular konferansa davet edildi.

Cihat Yaycı

Türkiye’nin dört bir yanında konferanslar veren paşa, Mavi Vatan kavramını anlatıyor. Müstafi Tümgeneral konuşmalarında, “Denizlerimizin üzerinde her zaman ay yıldız hayal ettim.

Orası da vatan toprağıdır. Türkiye’nin bundan sonra ne verecek bir karış vatan toprağı ne de verecek bir damla vatan suyu vardır” sözlerine vurgu yapıyor.

Cihat Yaycı kimdir?

29 Nisan 1966’da dünyaya geldi. Türk asker, akademisyen ve yazar. Mavi Vatan’ın geliştiricisi olarak tanındı.

Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezinin kurucusudur.

Geliştirdiği “FETÖMETRE” adlı ölçme-değerlendirme metodu ile TSK’daki tasfiyelere katkısı ile tanınırlığı arttı.

Okumaya devam et

Gündem

Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti gezmenin tam zamanı

Kızılırmak Deltası

Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’nde en nadir kuş türlerini görmek için ekim ayı sonu ve kasım ayının ilk haftası en ideal zaman.

Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti 13 Nisan 2016’da Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı.

5 bin 174 hektarlık kısmı Yaban Hayatı Geliştirme Alanı olan ve Uluslararası RAMSAR Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan deltada irili ufaklı 20 göl ile büyük bataklık ve sazlık alanlar bulunuyor.

Avrupa Kuş Alanları Envanteri’ n deki en önemli 4 kriterden 3’üne sahip olan Kızılırmak Deltası, göç sırasında Karadeniz’i doğrudan aşan kuş türleri için yaşamsal önem taşıyor.

Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, Mayıs 2020’de de Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ‘kesin korunacak hassas alan’ ilan edilen 21 yerden biri oldu.

Kızılırmak Deltası

Kızılırmak deltası en iyi şekilde korunuyor

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, deltanın dünyada nesli tükenme tehlikesi altındaki türleri barındırdığını, şu ana kadar tespit edilen kuş türlerinden de 18’inin neslinin tükenme tehdidi altında olduğunu, 21’inin ise neslinin tehlike altına girmeye yakın türler arasında yer aldığını ifade etti.

Bu nedenle deltanın çok büyük öneme sahip olduğunu; geçici listede yer alan bölgenin UNESCO Dünya Mirası asıl Listesi’nde yer alabilmesi için Büyükşehir Belediyesi olarak hassasiyetle çalıştıklarını vurguladı.

Kuş Cenneti

Sürekli kontrol altında

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve toplam 56 bin hektarlık alana sahip Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, kuş gözlemcileri ve doğa fotoğrafçılarının da en önemli durak noktası konumunda.

362 kuş türü, 554 bitki, 35 balık, 42 memeli, 260 omurgasız, 13 sürüngen ve 12 amfibi türü için yaşam alanı sağlayan Kızılırmak Deltası, koruma amaçlı Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çalışmalarla dikkat çekiyor.

Araç trafiğine kapatılan ve sadece bisiklet ile akülü araçların girişine izin verilen delta, kameralar ve rutin denetimlerle sürekli kontrol ediliyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen tedbir uygulamalarıyla doğal yaşama insan müdahalesinin en aza indirilmesi yaban hayatını da olumlu etkiliyor.

Kızılırmak Deltası

Ekim sonu ve Kasım ayının ilk haftası önemli fırsat

Yaban hayatındaki zenginlik nedeniyle Kızılırmak Deltası’nın kuş gözlemcilerinin durak noktası olduğunu söyleyen Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, özellikle ekim ayı sonu ve kasım ayı başının nadir kuş türlerinin görülebileceği bir dönem olduğunu ifade etti.

Bu önemli doğal mirasın korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak için sorumluluk bilinciyle çalıştıklarını belirten Başkan Demir, bu dönemin gözlem için kaçırılmaması gereken bir zaman olduğunu da dile getirdi.

Başkan Demir, “Burası sadece Türkiye’nin değil dünyanın sayılı sulak alanlarından biri. Her yıl on binlerce ziyaretçi ağırlıyoruz. Bu alanın gelecek nesillere en iyi şekilde taşınması noktasında elimizden geleni yapıyoruz” dedi.

Kızılırmak Deltası

1 saatte 44 kuş türü gördü

Öte yandan “kuş dedektifi” olarak anılan kuş gözlemcisi ve araştırmacısı Emin Yoğurtcuoğlu’ da, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir’i ziyaret etti. Yaban hayatının korunması için yapılan çalışmalar ve atılan adımlar nedeniyle Başkan Demir’e teşekkür etti.

Daha sonra nadir kuş türlerini gözlemlemek için Genel Sekreter Yardımcısı Zennube Albayrak ile deltaya giden Emin Yoğurtcuoğlu, 1 saatte 44 kuş türü gördü.

Kızılırmak Deltası

17 yıldır Kızılırmak Deltası’na geldiğini ve yaşanan olumlu değişimi çok net bir şekilde gördüğünü ifade eden Yoğurtcuoğlu, “Burası başarılı koruma uygulamaları ile örnek gösterilecek yerlerden birisi. Türkiye’de bu kadar büyük bir alanda bu uygulamaların yapılabildiğini görmek bizi aşırı mutlu ediyor.

Alanın araç trafiğine kapalı olması, avcılığın yapılmaması nedeniyle kuşları çok rahat bir şekilde izleyebiliyoruz. Kuşların özgürce, güvenle kalabildikleri; insanların da doğal yaşamlarında kuşları gözlemleyebildikleri bir alan” diye konuştu.

Okumaya devam et

Gündem

Afrika ve dünya için acil eylem gerekli!

Afrika

İklim değişikliği nedeniyle Afrika ve dünya için acil eylem gerekliliği çağrısı yapıldı.

Haftalık yayınlanan dünyanın en yüksel etkili genel tıp dergisi olan Lancet, 18 Ekim’de çarpıcı bir makale yayınladı.

Dergide yer alan makalede, zengin ülkelerin, iklim değişikliğinin geçmiş, şimdiki ve gelecekteki etkilerini ele almak için Afrika’ya ve savunmasız ülkelere desteğini artırması gerektiği belirtildi.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin 2022 raporunun, ekosistemin çöküşü, türlerin yok olması ve sıcak hava dalgaları ve sel gibi

iklim tehlikeleri ile karakterize edilen dünyadaki yaşamın geleceğine dair karanlık bir tablo çizdiği de vurgulandı.

Küresel sıcaklıktaki artışın, sanayi öncesi seviyelere kıyasla 1.5 derecenin altında sınırlandırılması gerektiğine de vurgu yapıldı.

Afrika

Afrika krize neden olmak için çok az şey yaptı

2015 Paris Anlaşmasının, gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanı sağlamayı içeren küresel bir eylem çerçevesini ana hatlarıyla belirttiğini fakat, bu desteğin henüz gerçekleşmediği de ifade edildi.

Afrika’nın krize neden olmak için çok az şey yapmasına rağmen, iklim krizinden orantısız bir şekilde zarar gördüğü makalede yer aldı.

İklim krizinin, Afrika genelinde sağlığın çevresel ve sosyal belirleyicileri üzerinde etkisinin olduğu ve yıkıcı sağlık etkilerine yol açtığı kaydedildi.

Afrika’daki iklim değişikliğiyle ilgili riskler arasında sel, kuraklık, sıcak hava dalgaları, azalan gıda üretimi ve azalan işgücü verimliliğinin yer aldığı belirtildi.

Afrika

Kuraklık 3 katına çıktı

Makalede yer alan bilgiye göre, sahra altı Afrika’daki kuraklık 1970-1979 ve 2010-2019 yılları arasında üç katına çıktı.

2018’deki yıkıcı kasırgalar, Malavi, Mozambik ve Zimbabve’de 2.2 milyon insanı etkiledi.

Batı ve Orta Afrika’da şiddetli sel; barınak, ekili arazi ve hayvancılık kaybından ölüm ve zorunlu göçle sonuçlandı.

Vektör ekolojisinde sellerin neden olduğu değişiklikler ve çevresel hijyene verilen zararlar, sıtma, dang humması, Lassa ateşi, Rift Vadisi ateşi,

Lyme hastalığı, Ebola virüsü hastalığı, Batı Nil virüsü ile birlikte sahra altı Afrika’da hastalıklarda artışa yol açtı.

Yükselen deniz seviyeleri su kalitesini düşürerek, ülkede önde gelen ölüm nedeni olan ishalli hastalıklar da dahil olmak üzere su kaynaklı rahatsızlıklara neden oldu.

Aşırı hava koşulları su ve gıda arzına zarar veriyor, gıda güvensizliğini ve yetersiz beslenmeyi artırıyor ve bu da Afrika’da yılda 1.7 milyon ölüme neden oluyor.

Kuraklık

Yetersiz beslenme yüzde 50 arttı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, yetersiz beslenme, tarımın Afrika ekonomilerinde sahip olduğu merkezi rol nedeniyle 2012’den bu yana neredeyse yüzde 50 arttı.

Çevresel şoklar ve bunların zincirleme etkileri de ruh sağlığına ciddi zararlar verdi.

Ülkeye verilen zarar tüm uluslar için en büyük endişe kaynağı olmalıdır.

Makalede ayrıca iklim krizini ve giderek artan ciddi etkilerini tetikleyen küresel kümülatif emisyonlara en az etkilenen ülkelerin en az katkıda bulunması da eleştirildi.

Kuzey Amerika ve Avrupa, Sanayi Devrimi’nden bu yana karbondioksit emisyonlarının yüzde 62’sine katkıda bulundı.

Afrika yalnızca yüzde 3 oranında katkıda bulundu.

İklim krizinin akut ve kronik etkilerinin, küreselleşen sistemlere yayılan yoksulluk, bulaşıcı hastalık, zorunlu göç ve çatışma gibi sorunlar beraberinde getirdiği de vurgulandı.

İklim zirvelerinin birincil odak noktasının, küresel sıcaklık artışlarının 1.5 derecenin altında tutulması için emisyonları hızla azaltmanın bu zararı sınırlandıracağı ifade edildi.

Ülkedeki krizlerin önlem alınmaması durumunda er ya da geç dünyanın her köşesine yayılacağından bahsedildi.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021 | Tüm hakları saklıdır. İnternet sitesinde yer alan görsel ve metinlerin izinsiz kopyalanması yasaktır.