Denizde balık biter mi? Uzmanlar uyardı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Denizde balık çeşitliliği azalıyor. Türkiye’de yıllardır söylenen ‘Denizde balık bitmez’ anlayışı yapılan araştırmalar ve ortaya konulan raporlarla gerçekliğini yitirmeye başladı. Denizde balık biter mi? sorusuna yapılan araştırmalar en net cevabı veriyor.

Denizlerdeki balık çeşitliliği azalıyor.

Deniz Temiz Derneği/TURMEPA dergisinde yer alan habere göre; Av yasağının 15 Nisan’da başlamasıyla beraber, tezgahların nabzını ölçen uzmanlar, bu sene, pandemi ve beraberinde yaşanan ihracat kısıtı nedeniyle, balık çeşitliliğinin ve miktarının önceki yıllara göre fazla olduğunu, bunun önümüzdeki sezon için de bu şekilde olacağını ancak sonrasında bu bolluğun görülemeyeceğini söylüyor. Tüm dünyanın gündemini oluşturan pandeminin tek olumlu yansımasının doğada ve hayvanlar üzerinde görülmesinin bir sonucu olarak, uzmanlar mayıs-haziran döneminde üreme ve çok az miktarda avlanma sebebiyle önümüzdeki dönemde balık stoklarında ve çeşitliliğinde artış olacağını kaydediyor. Ancak bunun bir sonraki sezona nasıl yansıyacağı belirsiz. Diğer yandan ihracatın azalması tezgahlardaki miktarı çok gösterse de genel tabloda durum pek iç açıcı değil. Hamsi sadece sezonun ilk aylarında boldu, palamut yok denecek kadar azdı, kofana neredeyse yoktu. Levrek ve çipura daha ziyade kültür balıkçılığı sayesinde tezgahlara gelirken, uskumru ise büyük oranda Norveç’ten ithal ediliyor. Palamut tezgahlarda görülebilsin diye, bir büyük boyları torik ve çiputa çok nadir görülür oldu. Bu arada palamut da artık eskisi kadar bol değil. Türkiye’de, senelerdir yerleşmiş olan “denizde balık bitmez” anlayışı, son yıllarda rakamların ve raporların da ortaya koyduğu gerçeklikle büyük bir çöküş yaşadı.

Türkiye’de de yaşanan bilinçsiz avlanma, deniz zengini Türkiye’yi balık fakiri bir ülke olma yoluna sokmak üzere…

Dünyadakine paralel olarak Türkiye’de de yaşanan bilinçsiz avlanma, deniz zengini Türkiye’yi balık fakiri bir ülke olma yoluna sokmak üzere. Aşırı avlanma, balıkların yeteri olgunluğa erişemeden avlanması ve başarılı bir balık ve su ürünleri yönetiminin bulunmaması, Türkiye’deki balık stoklarının gözle görülür şekilde azalmasına neden oldu. Yapılan araştırmalar, Türkiye’de balık ve su ürünleri üretiminin son 10 yılda yüzde 10-15 arasında azaldığını ortaya koyuyor. Buna ek olarak, okyanusların ve denizlerin plastik atık yuvasına dönüşmesi, artan kirlilik ve küresel iklim değişikliği, balık stoklarındaki azalmayı daha da tetikledi. Bu sene 15 Nisan’da başlayan av yasağı, Karadeniz Bölgesi’nde havaların hızlı ısınması sebebiyle, birkaç hafta öncesinden başladı. Sezonun erken kapanmasıyla tezgahlarda balık miktarı azaldı. Karadeniz’deki balıkçılar, “Bu sene çinakop, lüfer ve palamut hiç olmadı, bizi kurtaran hamsi oldu. Fazla iri olmadılar ama olsun” diyor. İklim değişikliği balıkların üreme dönemlerinde ve göç yollarında değişikliği sebep oluyor. Diğer yandan ısınan sular, şu anda Akdeniz’i tehdit eden istilacı türlerin Karadeniz’i de etkilemeye başlamasına sebep oldu.

Önlem alınmazsa “Karadeniz Akdenizleşecek”

Hem Türkiye’de Hem de Dünyada Kontrolsüz Avcılık İçin Tedbir Alınmıyor
TÜDAV Başkanı Bayram Öztürk, konuyla alakalı önlem alınmazsa “Karadeniz Akdenizleşecek” diyor. Palamut, lüfer gibi büyük balıkların son yıllarda miktar bazında yaşadığı sorunun temelinde iklim değişikliği olduğunu ifade eden Öztürk, büyük bazlı balıkların ekosistemdeki değişikliklerden daha çabuk etkilendiğini, bu nedenle de tezgahlarda kurtarıcının küçük balıklar olduğunu ancak bunların da son 10 yılda azalmaya başladığını söylüyor. Asırlar boyunca, yüzlerce türe ev sahipliği yapan Türkiye denizlerinde pek çok tür yok olma eşiğinde. Bir zamanlar Saroz Körfezi’ni sesleri ve görüntüleri ile süsleyen orkinos ve kılıçbalığı gibi büyük türler şu an Ege ve Akdeniz’de varlık mücadelesi veriyor. Burada bilinçsiz avlanmanın ve yasaklara uymamanın yanında gelişen teknolojinin de payı büyük. Endüstriyel balıkçılığın artması, küçük ölçekli yerel balıkçılığı bitirdi gibi. Bu da sürdürülebilir balıkçılığın zedelenmesine sebep oldu. Ancak yerel balıkçılığın da türlere zarar verecek av malzemeleri kullanması ve balığın yetişkin olmadan avlanması tahribat oluşturuyor. Özellikle orkinos ve kılıçbalığı gibi büyük türler başta olmak üzere, balıkların büyük bir kısmı henüz göç sezonu bitmeden ve yumurtlamak için tamamlamaları gereken rotayı bitiremeden avlanıp satışa sunuluyor ya da semirtilmek için balık çiftliklerine gönderiliyor. Hem Türkiye’de hem de dünyada kontrolsüz avcılığı önlemek için tedbirler alınıyor. Ancak denetimlerin yeterince sıkı olmaması bu durumun yoğun şekilde yaşanmasını engelleyemiyor.

Sürdürülebilir Denizler İçin Kaynak Yönetimi Gerekiyor
Tüm bunlar “balıkçılık nasıl yönetilmeli” sorusunu beraberinde getiriyor. Deniz ve su ürünleri ile uğraşan tüm uzman ve yetkililerin üzerinde ehemmiyetle durduğu konu, ülkelerin kendi dinamikleri ve uluslararası normlarla paralel bir balıkçılık yönetimi hazırlamaları gerekliliği. Balıkçılık yönetiminde ilk adımı ise denizel ürün stoklarının tespiti ve av filolarının bu doğrultuda dengelenmesi oluşturuyor. Türkiye’de, deniz kaynaklarının yasa dışı şekilde kullanılmaması adına denetimler yapan Tarım ve Orman Bakanlığı, yasa dışı mücadele izleme sistemleri, para cezaları gibi uygulamalar kullanıyor ancak yeterli değil. Yetkililer, Türkiye’de balıkçılıkla ilgili kapsamlı çalışmalar yapan, denizel ve doğal kaynakların yönetimi üzerine stratejiler oluşturabilen, denetleyen ve yasaları güncelleyen bir bakanlığa veya kuruma ihtiyaç olduğunu söylüyor. Çünkü yönetsel eksiklikler büyük tekne sayısının ve kontrolsüz avlanmanın artmasını sağlamış durumda. Bu da denizlerin devamlılığına ket vuruyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi önde gelen küresel kuruluşlar da sıklıkla sürdürülebilir deniz ekosistemine vurgu yapıyor. BM, 2018 yılında yayınladığı raporunda dünya denizlerindeki balıkların üçte birinin avlandığını ve bu durumun sürdürülebilirlik sınırlarını aştığını ifade etti. DSÖ ise, gıda güvenliği ve deniz ekosistemi adına bu durumun büyük bir sorun olduğuna dikkat çekiyor. Dünyanın önde gelen kuruluşları da bu durumun önüne geçmek için endüstriyel balıkçılığın ve yerel balıkçılığın yeniden dengeye oturtulması ve küresel bazda sistemsel değişikliklere gidilmesi gerektiğini vurguluyor. Kaynak: TURMEPA

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Denizde balık biter mi? Uzmanlar uyardı

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Kanaldaa ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!