Bizimle İletişime Geçin

Yaşam

Deniz kirliliği için büyük tehlike : İzmarit

Deniz kirliliği dünyanın en büyük sorunlarından biri. Dünya genelinde denizlere her gün atılan yaklaşık 16.5 milyar izmarit, buradaki ekosistemi zehirliyor ve insan sağlığını tehlikeye atıyor.

Deniz kirliliği hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Yaşam kaynağımız olan deniz ve okyanuslardaki kirliliği önlemenin bizim elimizde olduğu biliyor musunuz? Milyonlarca ton plastik atıktan, farklı kimyasallara kadar denizlere karışan atıkların buradaki ekosistemi ve insanı zehirlediğinin farkında mıyız? Bu gidişatı tersine çevirmek yine insanoğluna düşüyor. Denizdeki kirliliğe yüzde 80 oranında insan elinin neden olduğunu göz ardı etmeden hepimize önemli bir sorumluluk düştüğünü ve bu konuda çeşitli çalışmalar yapan bilim insanlarına kulak vermemiz gerektiğini unutmamalıyız.

Deniz ve Okyanuslar Tehlike Altında

Okyanuslardaki çöplerin toplamının Türkiye yüzölçümünden daha büyük olduğunu her fırsatta dile getiren bilim insanları denizlere karışan yıllık plastik miktarını da 8 milyon tondan fazla olduğunu ifade ediyor. Tehlike sadece plastiklerle sınırlı değil. Sigara izmaritleri de tahminden daha büyük bir tehlike olduğunu gösteriyor. Bilinenin aksine pamuktan değil, selüloz asetat denen plastik bir malzemeden üretilen izmarit, uzun süre bozulmadan doğada kalabiliyor. Küçük bir parça olarak görülen ve insanlar tarafından ‘Ne olacak’ diyerek yere veya denize attığı bu kimyasal madde, denizde ne kadar büyük bir toksik etki yaratacağı henüz bilinmiyor. Halkın bu konuda bilinçlendirilmesi, sigara tüketiminin azaltılması veya izmaritinin çöp kutusuna atılması noktasında uyarılarda bulunmak çok önemli. Tabi burada yerel yönetimlere de önemli görev düşüyor.

52 Balık Türünün Yarısı Yok Oldu

Günde yaklaşık 16.5 milyar sigara izmaritinin denize atıldığını dünya genelinde bu durumun tek sorumlusunun biz insanlar olduğu gerçeğini aklımızdan çıkarmamalıyız. Denizlerimizdeki kirliliğin bu denli büyük olması buradaki ekosistemi, balık neslini de tehlikeye atıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Karadeniz’de 52 olan balık çeşidinin bugün yarısı yok olmuş durumda. Bu durum böyle devam ederse yarın avlayacak balık bulamayacağımız gerçeği ile yüzleşmeliyiz.

Denizler Plastik Atık Dolu

Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Levent Bat, denizel ortamın son yıllardaki en büyük kirleticilerinden biri haline gelen deniz çöplerinin bugün hem deniz çevresinde hem de denizel organizmalar üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğunu söylüyor. Deniz çöplerinin tüm deniz ve okyanuslarda sadece yoğun nüfuslu bölgelerde değil aynı zamanda insan etkileşiminden çok uzaktaki bölgelere kadar her yerde bulunduğuna dikkat çeken Prof.Dr.Bat şunları söylüyor:
“Kıyılarda yer alan kentsel atık sahaları, yasadışı çöp sahaları olarak kullanılan nehir ve göl gibi su kütleleri, diğer iç kaynaklar ve atık sahalarından nehirlerle atık taşınması, arıtılmamış kentsel kanalizasyon sistemleri ve yağmur suyu deşarjı, endüstriyel tesisler, tıbbi atıklar ve kıyı turizmi, balıkçılık ve gemicilik faaliyetleri deniz çöplerinin başlıca kaynaklarıdır. Plastik materyaller deniz çöplerinin en yaygın tipidir ve denizlerde bulunan çöpler büyük oranda plastik çöplerden (yüzde 60-80) oluşmaktadır. Plastik ve diğer sentetik materyallerin kullanımı oldukça hızlı bir şekilde artmaktadır. Bu materyallerin kullanım alanlarının geliştirilip, uygulanıp ve daha çok insana ulaşabilir olmasıyla birlikte deniz çevresine giren plastik çöplerin miktarında artış gözlenmiştir. Plastikler şu anda dünya etrafındaki kumsallar ve okyanus sularının en yaygın kirleticileri olmuşlardır. Bazı bölgelerde karşılaşılan çöplerin yüzde 90’nından da fazlasının plastik olduğu bildirilmektedir. Plastiklerin doğada kaybolma süreleri göz önüne alındığında uzun yıllar boyunca ekosistemdeki varlıklarına dikkat çekilmelidir.”

En Sık Karşılaşılan Çöp : İzmarit

“Yapılan araştırmalar şu anda okyanuslarda 5.2 trilyon plastik parçanın bulunduğunu bildirilmektedir” diyor Prof.Dr.Levent Bat. Bunun 260 bin tonunun yüzer halde bulunduğunu ve deniz dibinin her kilometrekaresinde 4 milyar mikrolifin olduğunu söylüyor. Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr.Bat, “Denizlerde en çok karşılaşılan çöp tipleri arasında birinci sırada sigara izmaritleri yer alıyor” diyerek tehlikenin boyutunu şöyle anlatıyor:

5 Trilyonu Aşkın Sigara İzmariti

“Sigara izmaritini şişe kapakları, plastik içecek şişeleri, plastik torbalar ve besin ambalajları izliyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 5 trilyonu aşan sigara izmaritinin atıldığı tahmin ediliyor. Geri dönüştürülmeyen plastik maddelerden üretilen sigara filtreleri hem uzun yıllar doğada kaybolmamaları hem sigara üretimi sırasında eklenen kimyasal maddeler nedeniyle tehlike oluşturuyor. Ülkemizde ve Karadeniz bölgesinde de mevcut durumu anlamaya yönelik bilimsel çalışmalar yürütülüyor. Sahiller ve deniz tabanının deniz çöpleri ile yoğun olarak kirlendiği ve bunların büyük çoğunluğunun kara kökenli kaynaklardan kaynaklandığı biliniyor. Yapılan çalışmalarda en çok rastlanılan deniz çöpleri plastikler olup bu ürünleri büyük oradan tek kullanımlık plastiklerin oluşturduğu görülüyor.”

Bilimsel Bir Çalışma Yapıldı

Sinop Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen SÜF-1901-18-48 numaralı “Karadeniz’in Sinop İli Sahillerinde Deniz Çöplerinin Araştırılması” projesi kapsamında sanayi kirliliğinin olmadığı, balıkçılık ve turizmin ön plana çıktığı bir yerleşim alanı olan Sinop sahillerinde deniz çöplerini bir yıl boyunca mevsimsel olarak araştırdıklarını ifade ediyor Prof.Dr.Bat. Farklı kirletici kaynaklarından etkilenen sahillerde yapılan araştırma sırasında deniz çöplerinin miktarı, kompozisyonu, olası kaynakları ve orijinin belirlenmesi ve istasyonlar arası ve zamana bağlı olarak deniz çöpü miktarındaki değişimlerinin araştırıldığını aktaran Prof.Dr.Bat, “Yaptığımız çalışmalarda zamansal ve bölgesel olarak sonuçlar değişmekle birlikte yoğun miktarda deniz çöpü ile karşılaşılmış olup bunun büyük çoğunluğunu plastik çöpler (yüzde 90) oluşturduğu tespit edilmiştir. Çalışma sırasında yaz dönemlerinde turizm faaliyetlerinden kaynaklı atıklar ile karşılaşılırken sonbahar döneminde ise yoğun balıkçılık faaliyetlerinden kaynaklı özellikle köpük kutu parçalarının sahillerin önemli kirleticileri arasında yer aldığı tespit edilmiştir” diyerek şunları belirtiyor:

Balıkların Midelerinde Plastik Çöplere Rastlandı

“Yapılan çalışmalarda sentetik giysilerin yıkanması sonucunda doğaya binlerce mikron boyutunda sentetik lifin karıştığı ve kullandığımız kişisel bakım ürünlerinde yer alan plastik mikro-boncukların yine kanalizasyon sistemleri vasıtasıyla doğaya karıştığı bildirilmektedir.  Yapılan son çalışmalar ile ülkemizin de bu kirlilikten yoğun bir şekilde etkilendiği tespit edilmiştir. Bu parçaların oluşturduğu en büyük tehlike de deniz canlılarının bu parçacıkları besin sanarak tüketmesidir. Yapılan son çalışmalar ve raporlar ile ülkemizde çeşitli balık türlerinin midelerinde plastik çöplere rastlanmıştır. Ayrıca yine yapılan son çalışmalarda küçük balık türlerinin besinini oluşturan zooplanktonik organizmalarda da mikroplastiklere rastlanmıştır. Ayrıca dünya genelinde bu parçacıkların besin zincirinde aktarımına dair yapılan çalışmalarda mevcut olup bu parçacıkların besin zincirinde üst basamaklara taşındığı tespit edilmiştir. Tüm dünyada içtiğimiz sudan soframıza gelen tuza kadar mikroplastik varlığı tespit edilmiştir. Üretim sırasında plastiklere eklenenlerin yanı sıra plastiklerin doğadan absorbe ettiği bileşiklerin potansiyel tehlikesi önemli bir risk oluşturmaktadır ve bu plastik parçacıkların sindirimi toksisite tehlikesini de ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak plastikler son derece faydalı malzemelerdir. Ancak, denizlerde plastik kirliliği artmaya devam ederse, tüm canlılar olumsuz etkilere maruz kalabilir.  Bu nedenle, kullandığımız malzemelerdeki daha iyi atık işleme uygulamaları ve daha akıllı seçimler yoluyla deniz habitatlarında plastik ve mikroplastik kalıntıların birikmesini önlememiz son derece önemlidir.”

Yorum Yap

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Samsun’un ilk bölgesel gazetesi Halk’ta spor servisinde muhabirlik, editörlük, müdürlük yaptı. Ardından Asal Grup’un Türkiye distribütörü olduğu Errea ve Mizuno spor markalarının pazarlama iletişimi faaliyetlerini yürüttü. Bir sonraki durağı Samsunspor oldu. Store, reklam, bilet, sponsorluk süreçlerini yönetti. Peşinden arkadaşlarıyla FIFTY FIVE markasını oluşturdu. Markasıyla bir yandan şirketlere pazarlama iletişimi hizmetleri verirken diğer taraftan Kanal Daa için içerik üretiyor.

Samsun’un ilk bölgesel gazetesi Halk’ta spor servisinde muhabirlik, editörlük, müdürlük yaptı. Ardından Asal Grup’un Türkiye distribütörü olduğu Errea ve Mizuno spor markalarının pazarlama iletişimi faaliyetlerini yürüttü. Bir sonraki durağı Samsunspor oldu. Store, reklam, bilet, sponsorluk süreçlerini yönetti. Peşinden arkadaşlarıyla FIFTY FIVE markasını oluşturdu. Markasıyla bir yandan şirketlere pazarlama iletişimi hizmetleri verirken diğer taraftan Kanal Daa için içerik üretiyor.

Yaşam

Duruş bozukluğu iş hayatını nasıl etkiler?

Duruş bozukluğu

Duruş bozukluğu konusunda Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, basit uygulamalarla bu sorunun giderilebileceğini belirtti.

Çalışanlar iş hayatları boyunca sahip oldukları duruş bozukluğu nedeniyle zorluklar yaşayabiliyor. Duruş bozukluğu bir yapısal sorun sebebiyle olmak zorunda değil. Aynı zamanda uygun olmayan masa ya da koltuk yükseklikleri de bu sorunun başlıca nedenlerinden biri. Aynı zamanda, aşırı ağırlığa maruz kalma ve uzun süreli araç kullanma da bir başka neden. Bunun dışında çok uzun zaman bilgisayar başında çalışmak da bu sorunlara neden olabiliyor.

Bu konuda Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:

“Duruş ve postür sorunları, en eğlenceleri işleri bile bazen çok zorlayıcı hale getirebilir. Bazen basit bir yastık, yumuşak bir ayakkabı, yapılacak basit egzersizler, bizi bunlardan uzak tutabilir. En iyi iş verimliliği sağlam vücutla olur.”

Duruş bozukluğunu düzeltmek için ne yapmalı?

Duruş bozukluğu özellikle iş hayatında çalışanları zorluyor.

Duruş bozukluğu etkilerini en aza indirmek

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, duruş bozuklukları etkilerinin en aza indirilmesi konusunda şunları anlattı:

  • Ofis çalışanları için ilk şart, çalıştıkları ortamın ergonomisini en uygun hale getirmeye çalışmaktır. Bazen ekranın altına konulacak hafif bir yükselti ya da bir bel yastığı sizi uzun süreli ağrılardan koruyabilir.
  • Ofis çalışanlarının alabilecekleri diğer önlem ise, aşırı hareketsiz kalmamaktır. Mutlaka saatte bir ofiste atılacak bir tur yada basit gerinme hareketleri kas ve eklemleri rahatlatır.
  • Uygun olmayan ayakkabı seçimi de, duruş bozukluklarını tetikleyen faktörlerdendir. Aşırı sert yada yüksek veya dar ayakkabılar ayak anatomisini bozduğu gibi tüm omurga ve kalçada da sorunlara neden olabilir. İşe uygun, rahat ve kullanışlı ayakkabı seçimi bizi bunlardan korur.
Duruş bozukluğunu düzeltmek için ne yapmalı?

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım (Fotografta)

En fazla taşıma sektöründe var

  • Ağır iş yükü altındaki iş kollarında ayarlama yapmak bu kadar kolay olmayabilir, ancak yine de belinizi ya da sırtınızı destekleyecek basit korseler kullanmak ya da yük binen eklemleri arada bir germek ve iş dışında yapacağınız basit kuvvet egzersizleri sizi kalıcı hasarlardan korur.
  • Günümüzde en çok yaygınlaşan taşıma sektöründe de benzer zorluklar var. Büyük araç kullanan çalışanlar da, bel yastığı, koltuk yüksekliğinin iyi ayarlanması, araçta oturma postürlerine dikkat etmeleri, araçtan inildiğinde yapılacak hafif yürüyüşler ve germeler bu etkileri azaltacaklardır.
  • İş dünyasında aşırı yolculuk yapmak zorunda olan grupta, en az ofis çalışanları kadar risk altındalar. Uzun süre aynı pozisyonda oturmak ve değişik ortamlarda çalışmak, hem eklem, hem kas, hem de bağlarda zorlanmalara neden olabilmektedir. Bu grup iş dışında, yürüyüş yaparak, yüzerek yada spor salonunda hafif egzersizler yaparak kendilerini koruyabilirler.
Okumaya devam et

Yaşam

Çocuklarda uyku problemi nasıl çözülür

Çocuklarda uyku problemi nedenleri ve çözümü konusunda Dr.Ersin Sarı’dan açıklama. Arkası kesilmeyen kabuslar çocuklardaki gelişimi olumsuz etkiliyor.

Çocuklarda uyku problemi ciddi sorunları da beraberinde getirebilir. Özellikle çocuklar büyürken en çok zorlanılan konuların başında uyku düzeni geliyor. Birçok çocuk kendi odasında uyuma alışkanlığı kazanıyor.

Fakat birçok çocuk da anne babasının yanında uyumayı tercih ediyor. Uyku problemlerinin ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynayabiliyor. Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ersin Sarı çocukların uyku problemlerinin nedenlerini açıkladı.

Çocuklarda uyku problemi

Çocuklarda uyku problemi sorunu ile ilgili Uzm. Dr. Ersin Sarı (Fotoğrafta), aileleri uyardı.

Çocuklarda yaşanan uyku problemlerinin nedenleri nelerdir?

  • Kabuslar: Çocuklarda en sık görülen uyku bozukluklarının başındadır. Tüm yaş guruplarında olduğu gibi 3 – 5 yaş arasında daha fazla görülüyor. Çocuklar, kaygılı veya stresli dönemlerinde daha sık kabul görür. Kesinleşmiş, belli bir tedavisi maalesef yok. Ancak çocuklar etkilenebilecekleri çizgi filmler seyrettiklerinde, şiddet içeren oyunlar oynadıklarında veya korku hikayeleri duyduklarında kabuslar artabilir.
  • Uyku Terörü: Kabuslardan sonra en çok karşılaşılan uyku problemidir. Çocuk uyuduktan iki üç saat sonra ağlayarak ve bağırarak korku içinde gözlerini açar. Ayrıca bunu yaparken aslında ağır uykudadır. Ancak yaşanan uyku teröründe gözler açık olduğu için ebeveynler onları uyanık zannederler. Çocuk bu sırada uyandırılmaz ve tekrar yatırılırsa sabah bu durumu hatırlamaz.
  • Uyurgezerlik: Sıklığı önemlidir, genellikle 4 – 8 yaş civarında başlayıp ergenliğe doğru azalma gösterir. Uyurgezerlikte de yine gözler açıktır ama bakışlar donuk ve hareketsizdir.Emniyet tedbirleri çok önemlidir çünkü çocuk uyku sırasında bilinçsizce yaptığı eyleme devam edebilir.
  • Narkolepsi: Uyanıkken aniden gelen uyku ataklarıdır. Kişi konuşurken veya yemek yerken bir anda uykuya dalar, buna bazen ayaktayken yere düşmelerde eşlik edebilir. Gündüz olan bu uyku ataklarının sıklığı kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Aniden düştüğünde kafasını çarpıp çocukta ciddi bir hasar oluşmasına neden olabilir.
  • Huzursuz Bacak Sendromu: Gündüz genellikle fazla sıkıntı yaratmaz, gece uykuda veya istirahat halinde ortaya çıkar. Ayrıca bacaklarda ağrı, karıncalanma gibi bir huzursuzluk hissidir. Özellikle çocuklarda demir ve B12 eksikliği, böbrek hastalığı bunlardan bazılarıdır.

Çocuklarda uyku problemi

Tetikleyici faktörler var!

  • Çocuğun mizacı,
  • Anne, baba ve çocuk arasındaki iletişim,
  • Beslenme,
  • Hastalık,
  • Fiziksel koşullar,
  • Yatma saatleri,
  • Evlilik çatışması.

Bu önerilerle çocuğunuzun uyku kalitesini artırın!

  • Yatağın korunaklı olması,
  • Yatağa uyanık halde bırakılması ve kendi kendine uyumayı öğrenmesinin sağlanması,
  • Sallanma ve emme gibi bir araç kullanılmadan uyumanın öğretilmesi,
  • Odanın çok karanlık olmaması,
  • Uyku saatlerinden ödün verilmemesi,
  • Uyuduktan sonra yerinin değiştirilmemesi,
  • Sevdiği bir oyuncağı ile uyumasına izin verilmesi,
  • Uykudan önce masal anlatılması veya ninni söylenilmesi,
  • Yatağa aç olarak yatırılmaması,
  • Gece uyarıcı özelliği olan besinlerden uzak tutulmasıdır.
Okumaya devam et

Yaşam

Güne iyi hissederek başlamak için 6 öneri

Güne iyi başlamak

Güne iyi başlamak bütün gün kullanılacak enerjinin kaynağıdır.

Güne iyi başlamak için atılacak ve alışkanlık haline getirilecek minik adımlar var. Hem günün verimli geçmesine hem de kişinin kendisine daha fazla vakit ayırmasını olanak sunar.

Güne erken başlayın

Yapılan araştırmalar sabahları erken uyanan ve telaş halinde olmayan insanların gün içinde mutlu hissettiğini gösteriyor. Güne erken başlamak, yapılması gereken işleri ve aktiviteleri planlamak açısından fayda sağlamanın yanı sıra bütün güne pozitif etki ederek, kişinin kendine daha fazla vakit ayırmasına da katkı sağlar.

Güne ne içerek başlamak?

Güne 1 bardak su ile başlayın

Su, hayat için vazgeçilmezdir ve sağlığa olan yararları tartışılmazdır. Uyku zamanında susuz kalan metabolizmayı uyandırmanın en güzel yolu, güne 1 bardak su ile başlamaktır. Güne 1 bardak su ile başlamak metabolizmanızın uyanmasını sağlamanın yanı sıra vücutta biriken toksinlerin de dışarı atılmasına yardımcı olmaktadır.

Güne ne içerek başlamak?

Kahvaltıyı ihmal etmeyin

Dünyadaki tüm uzmanlar kahvaltının en önemli öğün olduğu konusunda birleşiyor. Kahvaltı uzun süren açlık sonrasında düşen kan şekeri seviyesini yükselterek, güne zinde ve enerjik başlamayı sağlar.

Güne ne içerek başlamak?

Keyifli bir sabah şarkısı seçin

Araştırmalar, sabahları uyandığımızda müzik dinlemenin günü daha iyi hale getirdiğini ortaya koyuyor. Sevilen bir parçayı dinlemek, güne olumlu düşüncelerle başlamanın en iyi yöntemleri arasında yer alıyor.

Ilık bir duş alın

Birçoğumuz sabah uyandıktan sonra ya da gece yatmadan önce duş almayı tercih ediyoruz. Araştırmalara göre, stresli çalışanlar için ideal olan sabah duş almak. Duş, rahatlatıcı etkiye sahipken aynı zamanda uyanmayı da sağlıyor.

Güne ne içerek başlamak?

Telefon ve e-postalardan uzak durun

Telefon ve e-postalar hayatımızın bir parçası durumunda. Ancak kahvaltı yapmadan, tam olarak uyanamadan ve günü planlamadan telefonları, mesajları ve e-postaları yanıtlamak stresi artırıyor. O nedenle kahvaltı ve sabah bakımı rutinlerini tamamladıktan sonra telefonların ve maillerin yanıtlanması öneriliyor.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021