Bizimle İletişime Geçin

Yaşam

Coğrafi işaretli ürünler, daha çok tercih ediliyor

coğrafi işaretli ürün

Coğrafi işaretli ve organik ürünler ile ilgili tüketicilerin bilgi seviyeleri ile tutumları ve tüketim davranışları incelendi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünden Merve Yılmaz, tez konusu olarak coğrafi işaretli ve organik ürünler ile ilgili tüketicilerin bilgi seviyelerini inceledi. Tüketicilerin bu ürünlere yönelik tutum, bilgi ve satın alma davranışları üzerindeki etkileri araştırıldı. Atakum, İlkadım ve Canik ilçelerinde yaşayan tüketiciler ile gerçekleştirilen araştırmada daha yüksek gelirli kişilerin bu konuda dikkat ettikleri ifade edildi.

39 yaş ortalaması ile çoğunluğu memurlardan oluşanların araştırmaya katıldığı çalışmada, gıda ürünleri satın alınırken, en fazla sağlıklı olmalarına dikkat ettikleri saptandı. Bununla birlikte Gıda ürünlerinin üzerinde bulunan etiketlerin ise okunduğu belirtildi. Katılımcılar, “coğrafi işaret nedir ve coğrafi işareti nasıl anlarsınız” diye sorulduğunda “bir bölgeye, yöreye özgü ürün” olarak tanımladı.

Coğrafi İşaretli ürün

Bafra nokulu, lezzeti ile herkesi büyülüyor.

En fazla Ezine peyniri

Coğrafi işaretli ürün tüketenlerin en fazla Ezine peyniri aldığı belirtildi. Bunun dışında katılımcılar, Erzincan tulum peyniri, Kars kaşarı ile Afyon kaymağı ve Maraş dondurmasından da tükettiklerini ifade etti. Bunun için de ortalama olarak en fazla 91 TL harcama yaptıkları görüldü.

Aylık geliri 10 bin TL üzerinde olan tüketicilerin organik ürünlere yönelik tutumlarının diğer gelir grubuna göre farklılık gösterdiği belirlendi. Yapılan analizler sonucunda bu ürünler hakkındaki tüketim davranışı ile coğrafi işaretli ürün satın alma niyeti ve organik ürün satın alma niyetleri arasında anlamlı ve pozitif düzeyde bir ilişki olduğu gözlendi. Yani coğrafi işaretli ve organik ürünler hakkındaki tüketim davranışı arttıkça satın alma niyeti ve organik ürün satın alma niyetleri de artıyor.

Tüketicilerin tüketimleri incelendiğinde önemli oranda coğrafi işaretli ürün tükettiklerini belirlendi. Ancak araştırma bulguları incelendiğinde tüketicilerin bu konuda hakkında yeterli bilgilere sahip olmadıkları görüldü. Tüketicilerin bilgilendirilmesi ve de bilinçlendirilmesi amaçlı şu çözümlerin getirilebileceği araştırma sonunda belirtildi:

Coğrafi işaretli ürün

Samsun’un Bafra, Çarşamba ve Terme pideleri coğrafi işaretli ürün olarak tescillendi.

Tanıtım günleri yapılsın

Yerel marketlerde ve halk pazarlarında ürün satışının ve tanıtımının yapılması. Ayrıca, şehir içinde sabit satış noktalarının kurularak görevliler tarafından hem satışının hem tanıtımının yapılması.

Öte yandan sosyal medyanın ürün tanıtımında etkin bir şekilde kullanılması. Coğrafi işaret tescilinin önemini anlatan reklam kampanyaları ile tanıtım filmlerinin çekilmesi.

Bunun dışında tüketicilere bu ürünü satın aldıklarında kırsal ekonomiye, ürünün üretildiği bölgenin kültürel varlığına ve geleneksel üretim metotlarının korunduğuna katkı sağladığının bilincinin yerleştirilmesi. Coğrafi işaretli ve organik ürünler adına merak uyandıran, şehrinde belirli noktalarındaki billboardlara ilanlar, afişler vb. tanıtım araç gereçlerinin yerleştirilmesi. Bu ürünlerin yaygınlaşmasına yönelik yerel ürünlerin satın alınması tarzında tanıtıcı ve özendirici kampanyaların düzenlenmesi. İl tanıtımlarının, yöresel ürün tanıtımlarının yapıldığı günler gibi “Coğrafi İşaretli Ürünler Tanıtım Günleri” etkinliklerinin yapılması.

Samsun’da 15 ürün var

Samsun’da 2021 itibariyle coğrafi işaret tescili alınmış 15 ürün bulunuyor.
Samsun’da coğrafi işaret tescili almış ürünler ise şunlar:
Bafra kaymaklı lokum, Vezirköprü tahtaköprü kilimi, Vezirköprü susuz bezi, Çarşamba pidesi, Vezirköprü semaveri, Yakakent mantısı,  Bafra nokulu, Bafra zembili, Samsun simidi, Samsun kaz tiridi, Terme pidesi, Bafra pidesi, Yumurta topuk Çarşamba ayakkabısı/Çarşamba ayakkabısı, Çarşamba sekiz köşe kasketi/Çarşamba kasketi, Çarşamba kıvratması.

Çarşamba keşkeği ve Terme pirinci içinde başvuru yapıldı.

Yorum Yap

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İbrahim CANBULAT

Yaşam

Duruş bozukluğu iş hayatını nasıl etkiler?

Duruş bozukluğu

Duruş bozukluğu konusunda Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, basit uygulamalarla bu sorunun giderilebileceğini belirtti.

Çalışanlar iş hayatları boyunca sahip oldukları duruş bozukluğu nedeniyle zorluklar yaşayabiliyor. Duruş bozukluğu bir yapısal sorun sebebiyle olmak zorunda değil. Aynı zamanda uygun olmayan masa ya da koltuk yükseklikleri de bu sorunun başlıca nedenlerinden biri. Aynı zamanda, aşırı ağırlığa maruz kalma ve uzun süreli araç kullanma da bir başka neden. Bunun dışında çok uzun zaman bilgisayar başında çalışmak da bu sorunlara neden olabiliyor.

Bu konuda Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:

“Duruş ve postür sorunları, en eğlenceleri işleri bile bazen çok zorlayıcı hale getirebilir. Bazen basit bir yastık, yumuşak bir ayakkabı, yapılacak basit egzersizler, bizi bunlardan uzak tutabilir. En iyi iş verimliliği sağlam vücutla olur.”

Duruş bozukluğunu düzeltmek için ne yapmalı?

Duruş bozukluğu özellikle iş hayatında çalışanları zorluyor.

Duruş bozukluğu etkilerini en aza indirmek

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, duruş bozuklukları etkilerinin en aza indirilmesi konusunda şunları anlattı:

  • Ofis çalışanları için ilk şart, çalıştıkları ortamın ergonomisini en uygun hale getirmeye çalışmaktır. Bazen ekranın altına konulacak hafif bir yükselti ya da bir bel yastığı sizi uzun süreli ağrılardan koruyabilir.
  • Ofis çalışanlarının alabilecekleri diğer önlem ise, aşırı hareketsiz kalmamaktır. Mutlaka saatte bir ofiste atılacak bir tur yada basit gerinme hareketleri kas ve eklemleri rahatlatır.
  • Uygun olmayan ayakkabı seçimi de, duruş bozukluklarını tetikleyen faktörlerdendir. Aşırı sert yada yüksek veya dar ayakkabılar ayak anatomisini bozduğu gibi tüm omurga ve kalçada da sorunlara neden olabilir. İşe uygun, rahat ve kullanışlı ayakkabı seçimi bizi bunlardan korur.
Duruş bozukluğunu düzeltmek için ne yapmalı?

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım (Fotografta)

En fazla taşıma sektöründe var

  • Ağır iş yükü altındaki iş kollarında ayarlama yapmak bu kadar kolay olmayabilir, ancak yine de belinizi ya da sırtınızı destekleyecek basit korseler kullanmak ya da yük binen eklemleri arada bir germek ve iş dışında yapacağınız basit kuvvet egzersizleri sizi kalıcı hasarlardan korur.
  • Günümüzde en çok yaygınlaşan taşıma sektöründe de benzer zorluklar var. Büyük araç kullanan çalışanlar da, bel yastığı, koltuk yüksekliğinin iyi ayarlanması, araçta oturma postürlerine dikkat etmeleri, araçtan inildiğinde yapılacak hafif yürüyüşler ve germeler bu etkileri azaltacaklardır.
  • İş dünyasında aşırı yolculuk yapmak zorunda olan grupta, en az ofis çalışanları kadar risk altındalar. Uzun süre aynı pozisyonda oturmak ve değişik ortamlarda çalışmak, hem eklem, hem kas, hem de bağlarda zorlanmalara neden olabilmektedir. Bu grup iş dışında, yürüyüş yaparak, yüzerek yada spor salonunda hafif egzersizler yaparak kendilerini koruyabilirler.
Okumaya devam et

Yaşam

Çocuklarda uyku problemi nasıl çözülür

Çocuklarda uyku problemi nedenleri ve çözümü konusunda Dr.Ersin Sarı’dan açıklama. Arkası kesilmeyen kabuslar çocuklardaki gelişimi olumsuz etkiliyor.

Çocuklarda uyku problemi ciddi sorunları da beraberinde getirebilir. Özellikle çocuklar büyürken en çok zorlanılan konuların başında uyku düzeni geliyor. Birçok çocuk kendi odasında uyuma alışkanlığı kazanıyor.

Fakat birçok çocuk da anne babasının yanında uyumayı tercih ediyor. Uyku problemlerinin ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynayabiliyor. Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ersin Sarı çocukların uyku problemlerinin nedenlerini açıkladı.

Çocuklarda uyku problemi

Çocuklarda uyku problemi sorunu ile ilgili Uzm. Dr. Ersin Sarı (Fotoğrafta), aileleri uyardı.

Çocuklarda yaşanan uyku problemlerinin nedenleri nelerdir?

  • Kabuslar: Çocuklarda en sık görülen uyku bozukluklarının başındadır. Tüm yaş guruplarında olduğu gibi 3 – 5 yaş arasında daha fazla görülüyor. Çocuklar, kaygılı veya stresli dönemlerinde daha sık kabul görür. Kesinleşmiş, belli bir tedavisi maalesef yok. Ancak çocuklar etkilenebilecekleri çizgi filmler seyrettiklerinde, şiddet içeren oyunlar oynadıklarında veya korku hikayeleri duyduklarında kabuslar artabilir.
  • Uyku Terörü: Kabuslardan sonra en çok karşılaşılan uyku problemidir. Çocuk uyuduktan iki üç saat sonra ağlayarak ve bağırarak korku içinde gözlerini açar. Ayrıca bunu yaparken aslında ağır uykudadır. Ancak yaşanan uyku teröründe gözler açık olduğu için ebeveynler onları uyanık zannederler. Çocuk bu sırada uyandırılmaz ve tekrar yatırılırsa sabah bu durumu hatırlamaz.
  • Uyurgezerlik: Sıklığı önemlidir, genellikle 4 – 8 yaş civarında başlayıp ergenliğe doğru azalma gösterir. Uyurgezerlikte de yine gözler açıktır ama bakışlar donuk ve hareketsizdir.Emniyet tedbirleri çok önemlidir çünkü çocuk uyku sırasında bilinçsizce yaptığı eyleme devam edebilir.
  • Narkolepsi: Uyanıkken aniden gelen uyku ataklarıdır. Kişi konuşurken veya yemek yerken bir anda uykuya dalar, buna bazen ayaktayken yere düşmelerde eşlik edebilir. Gündüz olan bu uyku ataklarının sıklığı kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Aniden düştüğünde kafasını çarpıp çocukta ciddi bir hasar oluşmasına neden olabilir.
  • Huzursuz Bacak Sendromu: Gündüz genellikle fazla sıkıntı yaratmaz, gece uykuda veya istirahat halinde ortaya çıkar. Ayrıca bacaklarda ağrı, karıncalanma gibi bir huzursuzluk hissidir. Özellikle çocuklarda demir ve B12 eksikliği, böbrek hastalığı bunlardan bazılarıdır.

Çocuklarda uyku problemi

Tetikleyici faktörler var!

  • Çocuğun mizacı,
  • Anne, baba ve çocuk arasındaki iletişim,
  • Beslenme,
  • Hastalık,
  • Fiziksel koşullar,
  • Yatma saatleri,
  • Evlilik çatışması.

Bu önerilerle çocuğunuzun uyku kalitesini artırın!

  • Yatağın korunaklı olması,
  • Yatağa uyanık halde bırakılması ve kendi kendine uyumayı öğrenmesinin sağlanması,
  • Sallanma ve emme gibi bir araç kullanılmadan uyumanın öğretilmesi,
  • Odanın çok karanlık olmaması,
  • Uyku saatlerinden ödün verilmemesi,
  • Uyuduktan sonra yerinin değiştirilmemesi,
  • Sevdiği bir oyuncağı ile uyumasına izin verilmesi,
  • Uykudan önce masal anlatılması veya ninni söylenilmesi,
  • Yatağa aç olarak yatırılmaması,
  • Gece uyarıcı özelliği olan besinlerden uzak tutulmasıdır.
Okumaya devam et

Yaşam

Güne iyi hissederek başlamak için 6 öneri

Güne iyi başlamak

Güne iyi başlamak bütün gün kullanılacak enerjinin kaynağıdır.

Güne iyi başlamak için atılacak ve alışkanlık haline getirilecek minik adımlar var. Hem günün verimli geçmesine hem de kişinin kendisine daha fazla vakit ayırmasını olanak sunar.

Güne erken başlayın

Yapılan araştırmalar sabahları erken uyanan ve telaş halinde olmayan insanların gün içinde mutlu hissettiğini gösteriyor. Güne erken başlamak, yapılması gereken işleri ve aktiviteleri planlamak açısından fayda sağlamanın yanı sıra bütün güne pozitif etki ederek, kişinin kendine daha fazla vakit ayırmasına da katkı sağlar.

Güne ne içerek başlamak?

Güne 1 bardak su ile başlayın

Su, hayat için vazgeçilmezdir ve sağlığa olan yararları tartışılmazdır. Uyku zamanında susuz kalan metabolizmayı uyandırmanın en güzel yolu, güne 1 bardak su ile başlamaktır. Güne 1 bardak su ile başlamak metabolizmanızın uyanmasını sağlamanın yanı sıra vücutta biriken toksinlerin de dışarı atılmasına yardımcı olmaktadır.

Güne ne içerek başlamak?

Kahvaltıyı ihmal etmeyin

Dünyadaki tüm uzmanlar kahvaltının en önemli öğün olduğu konusunda birleşiyor. Kahvaltı uzun süren açlık sonrasında düşen kan şekeri seviyesini yükselterek, güne zinde ve enerjik başlamayı sağlar.

Güne ne içerek başlamak?

Keyifli bir sabah şarkısı seçin

Araştırmalar, sabahları uyandığımızda müzik dinlemenin günü daha iyi hale getirdiğini ortaya koyuyor. Sevilen bir parçayı dinlemek, güne olumlu düşüncelerle başlamanın en iyi yöntemleri arasında yer alıyor.

Ilık bir duş alın

Birçoğumuz sabah uyandıktan sonra ya da gece yatmadan önce duş almayı tercih ediyoruz. Araştırmalara göre, stresli çalışanlar için ideal olan sabah duş almak. Duş, rahatlatıcı etkiye sahipken aynı zamanda uyanmayı da sağlıyor.

Güne ne içerek başlamak?

Telefon ve e-postalardan uzak durun

Telefon ve e-postalar hayatımızın bir parçası durumunda. Ancak kahvaltı yapmadan, tam olarak uyanamadan ve günü planlamadan telefonları, mesajları ve e-postaları yanıtlamak stresi artırıyor. O nedenle kahvaltı ve sabah bakımı rutinlerini tamamladıktan sonra telefonların ve maillerin yanıtlanması öneriliyor.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021