Bizimle İletişime Geçin

Kültür - Sanat

Charlie Chaplin…Ne komünist, ne sosyalist, sadece hümanist!

Charlie Chaplin ; Komünist olmayan hümanist, sosyalist olmayan toplumcu!

Mozart için söylenen bir söz vardır, “O bir uzaylıydı. Dünyaya uğradı, unutulmaz eserlerini bıraktı ve gitti” diye. İnsanoğlu sanatı keşfettiğinden bu yana böyle düşünmemize yol açan birçok sanatçı oldu elbette. Uzaylıydılar sanki, uğradılar ve gittiler… Eşsiz güzellikte eserler bırakarak…

Sir Charles Spencer Chaplin, nam-ı diğer Şarlo da benim için, tıpkı Mozart gibi sanki bir başka evrenden gelip geçmiştir bu dünyadan…

Charlie Chaplin

Charles Chaplin ; Komünist olmayan hümanist, sosyalist olmayan toplumcu!

Charlie Chaplin büyük sanatçı

Londra’nın güneyindeki küçük yerleşim birimi Walworth’da 1889 yılında dünyaya gelen Charlie Chaplin, 88 yıllık ömründe ortaya koyduğu eserlerle sadece ‘büyük bir sanatçı’ olarak adını tarihe yazdırmamış, insanlık tarihindeki yerini ‘efsane’ olarak tescilleyen isimler arasında yer almış…

Bugün hayranı olduğumuz sinema, kuşkusuz bu büyük ustaya çok ama çok şey borçludur…

Dönemin şartlarında, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) kısa bir süre içerisinde sinemasıyla büyük bir açılıma imza atması, bunun karşılığında büyük bir şöhrete ulaşması, kolay olmamıştır kuşkusuz…

Lakin Chaplin’deki büyük oyunculuk gücü ve sinemanın geleceğine dair duyduğu inanç, onu çok çalışmaya teşvik etmiş, tek kelimeyle az zamanda çok büyük işlere imza atmasına yol açmıştır…

1930’ların ABD’si ekonomik buhran altında inim inim inlerken bile Charlie Chaplin sinemasıyla büyümeye devam etmiştir.

ABD’de rahatsızlık yarattı

Toplumsal sorunlara el atışı, elbette kısa sürede dikkatleri çekecek, ABD gibi ‘Derin’ bir devlette rahatsızlık yaratacaktı.

Sessiz sinema döneminde The Tramp (Serseri) ile kötü ekonomi yönetimi politikalarını, Modern Times’ta (Asri Zamanlar) işçilerin, ezilenlerin, yoksul halkın sorunlarını dile getirmiş, Great Dictatör (Büyük Diktatör) filmiyle henüz Hitler sağ iken, henüz Nazi Almanyası dimdik ayakta iken faşizmi çok sert şekilde eleştirmiştir.

Üzerine ‘Komünist’ yaftasını yapıştırmaları uzun sürmedi elbette…

ABD istihbaratını 40 yıl boyunca yönetip sonunda dünyaya Federal Soruşturma Bürosu’nu (FBI) armağan eden (!) John Edgar Hoover gibi bir gözü kara, tam 20 yıl boyunca Chaplin’i ablukaya almış ancak her seferinde hüsrana uğramıştı…

Hoover acımasızı, ‘komünistliği’nden sonuç alamayınca Chaplin’in genç kadınlara olan düşkünlüğünü, Yahudi kökenini delik deşik etmesine rağmen onu tutuklayacak ya da sınır dışı edecek tek bir şey bulamamıştı…

Charlie Chaplin toplumcuydu, insan sömürüsüne karşıydı

Sadece, 1942 yılında şöyle söylediği bilinir: Komünist değilim ama kendimi komünizm yanlısı hissettiğimi söylemekten onur duyarım...

1947’de ise muhabirlere şöyle söylüyordu: Bu günlerde ölüme sol ayağınızla adım attığınız için bile sizi komünist olmakla suçlayabilirler.

Evet, aslında hiçbir zaman komünist olmamış, sosyalist de… Ancak hümanistti, insanları eşitlik ilkesi dahilinde seviyordu. Toplumcuydu, insan sömürüsüne karşıydı…

Rusya’daki büyük devriminin hemen sonrasında ABD’ye yerleşmiş olan Chaplin’in, ‘Özgürlükler Ülkesi’nde gördüğü ve 1930’ların sonlarına kadar sürecek ‘Buhran’ krizi de hümanist ve toplumcu düşüncelerini bu yönde etkilemiştir…

Tüm bu bilinenlere rağmen 30 yıl yaşadığı ABD’yi terk edecek, Akademi’nin  1972’de verdiği Yaşam Boyu Başarı Oscar’ı alana kadar da ABD’ye geri dönmeyecekti…

Büyük usta ile ilgili yazılacak o kadar çok şey var ki… Ne bizim köşemizde sıraladığımız sözcükler onu anlatmaya yetecek ne de yazılan ve yazılması muhtemel bir kitap ne de çekilecek uzun süreli bir belgesel…

Charlie Chaplin ile ilgili en kısa, en net ama en anlamlı değerlendirmeyi yapmak işte bu yüzden belki de bir FBI ajanına düşmüştür.

Ajan, Chaplin’in dosyasındaki makalesine şöyle yazacaktır:

“Dünyanın uzak diyarlarında İsa’nın adını bile duymayan insanlar Charlie Chaplin’i tanıyor ve onu seviyor.”

İZLEMEDEN OLMAZ

Charlie Chaplin’i andığımız satırlarımızın sonunda onun efsane 2 filminin tanıtımını yapmamak ise olmazdı tabi. Benim için Chaplin’in denilince aklıma Büyük Diktarör, Yumurcak ve Altına Hücum gelir. Elbette Serseri ile Asri Zamanlar da izlenmelidir…

Charlie Chaplin

Filmde Nazizm ve Chaplin tarafından canlandırılan Adolf Hitler, oldukça sert bir şekilde eleştirilir.

Bir FAŞİZM güzellemesi

GREAT DICTATOR-Büyük Diktatör(1940)

Hitler ve emrindeki Nazilerin işgal ettikleri bölgelerde yaptıklarının henüz tam olarak açığa çıkmadığı bir dönemde, Charlie Chaplin yaptığı bu film ile Hitler’in Yahudi mallarını kamulaştırması, antisemitizm, faşizm konularını Nazileri yerden yere vurarak işlemiş, hatta filmde Nazileri ‘beyinleri ve kalpleri makineden yapılma insanlar’ olarak tanımlamıştır.

Filmde Chaplin unutulmaz bir Hitler portresi çizmiştir. Ayrıca ona çok benzeyen ‘berber’ rolündedir. Kendisini Hitler zannedenlere karşı berberin yaptığı konuşma unutulmazdır:

‘Siz insanlar, makineleri yaratacak güçtesiniz, mutluluğu yaratacak güçte. Bu güçle yaşamı hür ve güzel yapın, harika bir maceraya dönüştürün…’

Sessiz sinemanın ALTIN çağı

THE GOLD RUSH-Altına Hücum (1925)

Şarlo herkes gibi altın bulup kısa yoldan zengin olmak istemektedir. Kendini Alaska’nın dondurucu soğuğunun kollarında bulduğunda ise her şey değişir. Gelme amacı ve önceliği olan altının yerini, sıcak ve güvenli bir çatı altı alır.

Yalnız küçük bir sorun vardır bu çatının altını Big Joe denen başka bir altın arayıcısıyla paylaşacaktır. Açlık, soğuk ve gözü dönmüş avcılar da bu mücadeleye eklendiğinde bu ev arkadaşlığı hiç kolay olmayacaktır. Bu hikâye de Şarlo’nun içini ısıtan tek ayrıntı ise aşk olacaktır.

Charlie Chaplin

Altına Hücum, o tarihte rekor sayılacak bir süre olan 14 ayda ve astronomik sayıcak bir maliyetle tamamlandı. Tam 650.000 dolar!

Evet o bir dahiydi. Sinemanın dahisi… Kısaca onu ve filmlerini hatırlamışken Charlie Chaplin’i anlatan muhteşem bir filminden bahsetmemek ise olmazdı sanırım. Sinemanın büyük yönetmenlerinden Richard Attenborough’un(Gandhi filminin Oscarlı yönetmeni) 1992 yılında piyasaya sürülmüş Chaplin filminden bahsediyoruz.

Robert Downey Jr.’ı sinemaya kazandıran film

CHAPLİN (1992)

Charlie Chaplin, bir vodvil grubu ile çeşitli turnelere katılarak hayatını kazanmaktadır. Bir Amerika turnesinde Mack Sennett tarafından keşfedilince dünyaca ünlü olmasını sağlayacak sessiz sinema sektörüne ilk adımını atmış olur. Şarlo rolü ile dünya çapında bir ünün sahibi iken özel hayatındaki çalkantılar, her geçen gün daha çok yıpratır onu.

Bir yandan da Amerika’daki politik atmosferin iyice kızışması ve Hollywood’daki konumist avı nedeni ile ABD’ye girişinin engellenmesi, hayatındaki zorlukları pekiştirecektir. Robert Downey Jr., Kevin Kline, Diane Lane, henüz 17 yaşındaki Milla Jovovich, Dan Aykroyd, Marisa Tomei, James Woods, Anthony Hopkins ve Charli Chaplin’in kızı Geraldine Chaplin, filmin yıldız oyuncuları…

Charlie Chaplin

Bu rolüyle Robert Downey Jr. yıldızını parlatıyor, sonraki dönemlerde ortaya koyduğu performanslarla da büyük aktörler arasındaki yerini alıyordu.

VİZYONDAKİLER…

Paul Verhoeven’den bir ‘sansasyonel’ örneği daha

BENEDETTA (2021)

Paul Verhoeven’in, 17’nci yüzyılda yaşadığı lezbiyen ilişkiler nedeniyle kilise tarafından yargılanan Benedetta Carlini’nin yaşam öyküsünü anlatan filmi Benedetta. Temel İçgüdü, Gerçeğe Çağrı, Kara Kitap gibi ses getirmiş, tartışılmış filmlerin yönetmeni Paul Verhoeven’ın heyecanla beklenen yeni filmi Benedetta’nın dünya prömiyerini geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde yapması bekleniyordu.

Ancak salgın nedeniyle Cannes Film Festivali iptal edildi ve filmin vizyon programı da ileri bir tarihe alındı. Virginie Efira ve Charlotte Rampling’in başrollerini üstlendiği film, 6-17 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen Cannes Film Festivali’nde ana yarışma bölümünde  yer aldı.

Benedetta

Belçikalı güzel aktris Virgine Efira’nın Benedetta Carlini’yi canlandırdığı filmde ona efsane Charlotte Ramling eşlik ediyor.

1.5 saatlik korku ve gerilim şöleni

CANDYMAN – Şeker Adamın Laneti(2021)

Candyman efsanesi yaklaşık 30 yıl sonra yine aynı mekânı merkeze alarak ama bambaşka bir yorumla seyircinin karşısına çıktı ağustos ayı itibarıyla. Rivayete göre Candyman, ayna karşısında adını beş kez söyleyen kişiye görünmektedir. Ancak onun ortaya çıkması, pek de iyi şeylere yol açmaz.

Bir üniversitede yerel efsaneler üzerine tez çalışması yapan genç bir adam, eski bir batıl inanç haline gelen Candyman’i araştırmaya karar verir. Çevresindeki insanlar ona bu konuyu araştırmaması için uyarılarda bulunsa da, o söylenilenleri umursamayarak işe koyulur.

Korkulacak bir şey olmadığını herkese kanıtlamak isteyen genç adam, ayna karşısına geçerek, yasaklı ismi beş kez telaffuz eder. Bu andan itibaren yaşananlar, hiç de genç adamın düşündüğü gibi olmaz.

Charlie Chaplin

1992 tarihli filmin 2021 versiyonu, hikâyeyi sağlam bir sosyo-politik bakış açısıyla ele alıyor. Nia DaCosta imzalı yapım, yılın en iyilerinden kabul ediliyor.

Margot Robie’nin güzeliği için…

DREAMLAND-Düşler Ülkesi(2021)

Düşler Ülkesi, ödül avcısı olan bir gencin hayatına odaklanıyor. 17 yaşındaki bir gencin ailesi ile birlikte yaşadığı çiftliğe haciz gelir. Genç, hacizi durdurmanın yolunu ararken önüne beklenmedik bir fırsat geçer.

Banka soygunu yapan bir kaçak aranmaktadır ve bulan kişiye yüklü bir miktar para ödülü verilecektir. Çiftliği kurtarmak için soyguncunun peşine düşmeye karar veren genç, bir süre sonra dahil olduğu olayın beklediğinden çok daha tehlikeli olduğunu keşfeder.

Margot Robie

Filmde güzel yıldız Margot Robie’ye Animal Kingdom ile Peaky Blinders’ten tanıdığımız Finn Cole eşlik ediyor.

1 Yorum

1 Yorum

  1. Metin Toprak

    5 Eylül 2021 at 21:08

    Sinemanın sessiz ama unutulmaz kahramanı Charlie Chaplin’in gizemli yaşamına eşsiz lezzette bir dokunuş olmuş.Film seçkileri yine özel, nitelikli tercihlerden ortaya çıkmış.Okuru laf kalabalığıyla sıkmayan sade ama belleklerde sinema sanatına dair derin izler bırakan yazılarınızı ilgiyle okuyoruz.Devamının gelmesi dileğiyle.Tebrik ederim

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Muammer DİLBER

Kültür - Sanat

Güliz Ayla 16 Haziran’da V Sahne’de

Güliz Ayla, 16 Haziran akşamı Samsun’da sahne alacak.

Aslen Samsunlu olan; 2015 yılında çıkardığı single ile kısa sürede müzik çevrelerinden büyük beğeni toplayan Güliz Ayla; “Benim evim” dediği Samsun’da hayranları ile buluşacak.

Atakum İlçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda yer alan V Sahne’de; hayranları ile buluşacak olan Güliz Ayla, unutulmaz bir gece yaşatacak.

Samsun sayesinde şahane bir çocukluk, ergenlik ve gençlik dönemi yaşadığını her fırsatta dile getiren Güliz Ayla, birbirinden güzel şarkılarını hayranları için seslendirecek.

Güliz Ayla kimdir ?

Güliz Ayla, 27 Nisan 1988’de Samsun’da doğdu. 1998 yılında Samsun’da iki yıllık Belediye Konservatuvarı Tiyatro ve Drama Bölümü’ne girdi.

Çeşitli orkestralarda solistlik veya koroistlik yaptı. Lise eğitimini Samsun Anadolu Lisesi’nde tamamladı.

2006 yılında Adelaide isimli gruba dahil oldu. Bu grupla Rock’n Dark Express Rock Müzik Yarışması’nda birinci oldu.

Güliz Ayla, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Batı Müziği bölümünü kazandı. Sonra da Müjdat Gezen’in yazdığı iki müzikalin şarkılarını seslendirdi. Müzik kariyerine Metin Özülkü, Işın Karaca ve Extra Orkestra gibi isimlere vokal yaparak başladı.

Vokalistliğin ardından albüm yapmaya karar veren Ayla’nın yolu Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır ile kesişti. Sıla ve Bahadır Ayla’nın albümünde prodüktör olmayı kabul ettiler. Sonrasında ise Uluslararası menajerlik, organizasyon ve iletişim danışmanlığı firması olan Day 1 Entertainment Turkey ve müzik şirketi Sony Music ile sözleşme imzaladı.

Güliz Ayla

İlk albüm 2015’te

16 Nisan 2015 tarihinde Ayla albüm öncesi söz ve müziğini kendisinin yaptığı “Olmazsan Olmaz” single’ını piyasaya sürdü. Ayla albüm öncesi single çıkartmasıyla ilgili olarak:

“Albümümüz bitmek üzere ama bir türlü gelmeyen baharın, geliyorum sinyallerini daha fazla göz ardı edemedik ve içimizde kaynayan enerjiyi sizinle paylaşmak istedik.” yorumu yaptı.[4] Şarkı, Youtube’da 175 milyon izlenme rakamına ulaşmayı başardı.

18 Eylül 2015’te Sıla Gençoğlu ve Efe Bahadır’ın prodüktörlüğünde kendi adını verdiği Güliz Ayla albümünü yayımladı. Ayrıca albümdeki şarkıların söz ve müzikleri Ayla, Gençoğlu ve Bahadır tarafından hazırlandı.

“Yalvarırım” şarkısının müziğini ise Yalın besteledi. Ayla’nın sözünü ve müziğini kendi yaptığı üç şarkı “Olmazsan Olmaz”, “Benim Olmazsan” ve “Sevgilim” albümde yer aldı. Ayla ilk albümünü şöyle açıkladı: “Öncelikle bu albüm uzun süren çalışmalarımız sonucunda hazırlandı. Çok küçük birkaç sentetik duyulan şeyler olsa da, sound olarak daha çok akustik ağırlıklı bir albüm olduğunu söyleyebilirim.

Albümde dokuz parça var. Bunlardan söz ve müziği sadece bana ait olan parçaların yanı sıra, Sıla Gençoğlu, Efe Bahadır ve Yalın’ın yer aldığı ortak çalışmalarımız da var. Bir de müziği Christos Dantis’a ait yunanca bir parça yer alıyor. Sözlerini yine Sıla Gençoğlu yaptı. Albümün prodüktörleri Efe Bahadır ve Sıla Gençoğlu.”

Albümün ikinci klibi sözünü Sıla’nın müziğini Dantis’in yaptığı “Bahsetmem Lazım” şarkısına çekildi. Şarkı, Türkiye Resmî Listesi’nde 5 numaraya kadar yükselmeyi başardı.

20 Nisan 2016 tarihinde “İlk Öpücük Benden Olsun” single’ı piyasaya sürüldü. Şarkının sözünü ve müziğini Yalın hazırladı. Klibin çekimleri ise Nihat Odabaşı tarafından gerçekleşti.

Okumaya devam et

Kültür - Sanat

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi 4 ilde ücretsiz oyunlar

Karadeniz

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi mayıs ayında; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını da içine alacak şekilde; üye tiyatrolarının bazılarının gösterimlerine belli bir kontenjan ayırıp; çocuk ve gençleri ‘ücretsiz tiyatro’ ile buluşturdu.

Genel merkezi Samsun’da olan Kooperatif’e bağlı tiyatro grupları Samsun, Amasya, Trabzon ve Giresun’da gençler ve çocukları tiyatroyla buluşturdu.

Özellikle maddi veya sosyal olarak dez avantajlı olan ve daha önce hiç tiyatro izlememiş çocuk ve gençlerin davet edildiği projede; Samsun, Amasya, Trabzon ve Giresun Bulancak’ta gerçekleştirildi. Ayrıca her tiyatro kendi salon kapasitesine göre bir kontenjan ayırıp; çocuk ve gençleri salonda ağırlayarak tiyatroyla buluşturdu.

Karadeniz Tiyatro

29 Mart 2021’de Samsun’da kuruldu

Karadeniz Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı ve Samsun Düşevi Sahnesi Kurucusu Cem Kaynar; “29 mart 2021 yılında merkezi Samsun olarak kurulan Karadeniz Tiyatro Kooperatifi; özellikle ilk olarak 2021 yaz ayında Gümüşhane Belediyesi ile ortak bir tiyatro festivali düzenledi. Sonrasında birçok tiyatro meslek grubu ile ortaklaşa mesleki sorunlar üzerine çalışmalar yaptı. Şimdi de Türkiye Tiyatro Kooperatifleri Birliği bünyesinde çalışmalarını sürdürüyor” bilgisini verdi.

Yetişkinler ve çocuklar var

Son olarak 4 ilde gerçekleştirdikleri ücretsiz oyunlara değinen Cem Kaynar, şunları söyledi:

Karadeniz Tiyatro

“Proje kapsamında; özellikle Samsun’da Düşevi Oyuncular Dil Yurdu – Kuyunun Dibindeki Taş/Nazım Hikmet adlı yetişkin oyununu, Amasya’da İris Sanat Tiyatrosu Darbeli Çocuklar adlı yetişkin oyununu; Trabzon’da Tiyatro Panki Aldatan Oyun adlı yetişkin oyununu ve Ağustos Böceği ve Karınca adlı çocuk oyununu; yine Samsun’da Küçükeller Sahne Resimdeki Dinozor adlı çocuk oyununu; Giresun’un Bulancak İlçesi’nde ise Mürsel Gülmez Tiyatro Günleri kapsamında Karma Sahne; Antigone adlı yetişkin oyununu çocuklarla ve gençlerle buluşturdu.

Gördüğümüz ilgi projemizin amacına ulaşmasını göstermesi açısından da memnuniyet verici oldu. Karadeniz Tiyatro Kooperatifi olarak özellikle bölgemizde sanatsal akvitivitelerimizi sürdürebilmek hedefindeyiz.”

Okumaya devam et

Kültür - Sanat

Piyanist Yiğit Yüksel’den “Kurtuluş 1919” konseri

Piyanist

Piyanist Yiğit Yüksel, Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Kurtuluş 1919’ konseri ile sanatseverleri büyüledi.

Henüz 11 yaşında olan piyanist Yiğit Yüksel, ilk profesyonel konserine 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında çıktı ve sanat severlere piyano resitali sundu.

piyanist

Piyanist Yiğit Yüksel; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ekinlikleri kapsamında piyano resitali sundu. Henüz 11 yaşında olan ve ilk profesyonel konserine çıkan küçük piyanist; 1 saat süren konserde 10 eser çaldı. Konserde sahneye konan iki eserde Yiğit Yüksel’e; Samsun Klasik Türk Moziği Korosu’ndan İzzet Tekeli solist olarak eşlik etti.

Birbirinden güzel eserler

Samsun Devlet Opera ve Balesi Atatürk Kültür Merkezi Aydın Gün Salonu’nda düzenlenen ve sanat severlerin yoğun ilgi gösterdiği konserde Yiğit Yüksel, Emanuel Bach’ın ”Solfeggietto C Minor’”, Ludwin van Beethoven’in ”Allegro di molto e con brio, ”Adagio cantabile”, ”Rondo”, Tevfik Guliev’in ”Yalgızam’’, Nüşabe Muradova’nın “İntizar” adlı eserlerini çaldı. Ayrıca kendi bestelediği “Kurtuluş Balladı” nı da sahneye koydu.

piyanist

Samsunlu olduğunu; Kurtuluş Savaşı’nın sembol şehri Samsun’da ilk konserini 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında vermek istediğini belirten Yiğit Yüksel; bu sebeple de konserin temasını ‘”Kurtuluş 1919” olarak belirlediklerini söyledi.

Küçük piyanist; konser için salona gelen sanat severlere; kendisini yetiştiren hocalarına ve organizasyonda görev alan herkese teşekkür etti. Konser sonrası da bol bol hatıra fotoğrafı çekindi.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021