Bizimle İletişime Geçin

Yaşam

Aşı oldunuz mu? diye sormak uygun mudur?

Aşı oldunuz mu? sorusu herkesin çevresinde sıkça duyduğu ve sorduğu bir soru. Peki bunu sormak uygun mu?

Aşı oldunuz mu? sorusunun nasıl ele alınacağı konusunda ABD’nin Temple Üniversitesi’nden öğretim üyesi Deborah Cai, araştırma yaptı. Aşılama oranların haftalık olarak yayınlandığı Türkiye’de herkes yakınındakilere bu soruyu sıklıkla soruyor.

Evde, işlerinde, sosyal ortamlarda bu soru daha da sıkça sorulmaya başlayacak. Ancak bu konuya nasıl yaklaşılır? Bunu tartışmak bile kabul edilebilir mi?

Temple Üniversitesi Klein Medya ve İletişim Koleji’nde kıdemli dekan yardımcısı ve profesör olan Deborah A. Cai, bu sorulara cevap aradı.

Aşı oldunuz mu

Aşı yaptırıp yaptırmadığını karşı tarafa nasıl sormalıyız.

Aşı oldunuz mu sorusu en uygun nasıl sorulmalı

İşte Proföser Deborah A. Cai’nin araştırmasının detayları;

Birine aşı yaptırıp yaptırmadığını sormak kolay değil.  Ancak artık hayatın her alanında, işte, kafede, lokantada, evde bu kaçınılmaz görünen bir sorudur.

Konu gündeme geldiğinde bir kişiyi gücendirmemeniz veya mahremiyetini ihlal etmemeniz önemlidir. Bu zorlu konuşmalar başladığında aklınızda tutabileceğiniz bazı öneriler var.

Aşı olup olmadığını sormadan önce bir kişiyle olan ilişkinizi düşünün. Bir arkadaş, aile üyesi veya iyi tanıdığınız biriyse, yaklaşımınızda daha doğrudan olabilirsiniz.

Bu konuyu dolaylı olarak gündeme getirmekte fayda var. Özellikle önce kendi durumunuzu açıklayın. Yaptırıp yaptırmadığınızı önce siz karşı tarafa iletin. Sizin bunu açıklamanız, karşınızdakinin de aynı şeyi yapmasını teşvik edebilir.

Kültür de anahtardır. ABD’de aşı statüsü özel bir konu olarak görülüyor. Ayrıca oldukça politize edildi. Ancak, diğer kültürlerde durum böyle olmayabilir. Bazı kültürlerde aşıyı alıp almadığınızı tartışmak tamamen uygun olabilir.

Aşı oldunuz mu

Aynı iş yerinde çalışan insanların birbirine bu konuda nasıl davranması gerekir.

Saygılı olun!

Bağlam önemlidir. Evinizde parti veriyorsanız, misafirlerinizin evinize girmeden aşı olup olmadığını önceden sormanız çok daha mantıklıdır.

Her şeyden önce, saygılı olun. Bir kişinin aşı durumu ile aynı fikirde değilseniz, sorumluluğu kendinize verin. Maske takabileceğinizi ve birkaç metre uzakta durabileceğinizi unutmayın.

Bu, ülke genelindeki insan kaynakları departmanlarının şu anda boğuştuğu çok büyük bir konu. İnsanlar aşı olduklarını başkalarına nasıl bildirmeli? Kimlik kartına eklenen bir şey mi? Etrafında hala birçok soru var.

Dikkate alınması gereken anahtarlardan biri, bu konuyu gündeme getirirken doğrudan mı yoksa dolaylı mı olmanız gerektiğidir.

Aslında insanlar birinden bir şey istediğinde daha doğrudan mı yoksa dolaylı mı olacağına karar verirken kullanılması gereken belirli kriterler olduğunu savunuyorlar. Dikkate alınması gereken ilk şey, o kişiyle sahip olduğunuz ilişkisel tarih. Örneğin, meslektaşınız yakın arkadaşınız olarak gördüğünüz biriyse, ‘Aşı oldunuz mu?’ gibi bir şey söylemek kolay olurdu.

Ancak, yeni bir çalışanla ilk kez tanışıyorsanız durum böyle değildir. İşte bu noktada dolaylı olmak ve ‘Hey, aşı oldum, bu yüzden istediğiniz zaman masama uğrayabilirsiniz’ şeklinde bir şeyler söylemek en iyisi olabilir. Bu bilgi, yeni çalışanı aşı durumunu açıklamaya teşvik edebilir.

Aşı oldunuz mu

Sosyal mesafe, maske gibi kurallar önemli.

Benden uzak dur, maske tak…

Bağlam da önemlidir. Bir meslektaşınız çalışma alanınıza yaklaşır ve bir metre yakınına gelirse, aşı olup olmadığını sormak mantıklıdır. Ancak, çalışma alanlarına gidip agresif bir şekilde ‘Aşı oldunuz, değil mi?’ derseniz, aynı türden bir yanıtla karşılanmayabilir.

Bir kişinin size katılmayabileceğiniz bir aşı durumunu açıkladığı zamanlar da olacaktır. Ancak yanıtınız herhangi bir anlaşmazlığı azaltmanın anahtarıdır.

Bunu ele almada iki uç nokta var. Özellikle bunlardan biri çok doğrudan; ‘Benden uzak dur. Bir maske tak.’

Refleksimiz yanıtları eşleştirmek, bu da muhtemelen kişiyi daha da kızdıracak ve bir çatışmayı tırmandıracak. Dolaylı yanıt ve muhtemelen bu durumlarda daha iyi olanı. ‘Tamam, kararına saygı duyuyorum. Sadece bir maske takacağım ve bununla daha rahat hissedeceğim için birkaç adım uzakta duracağım.’

Bir kişiyle aynı fikirde olmayabileceğinizi ancak yine de ona saygı duyabileceğinizi göstermek önemlidir.

Yorum Yap

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Editör

Yaşam

Duruş bozukluğu iş hayatını nasıl etkiler?

Duruş bozukluğu

Duruş bozukluğu konusunda Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, basit uygulamalarla bu sorunun giderilebileceğini belirtti.

Çalışanlar iş hayatları boyunca sahip oldukları duruş bozukluğu nedeniyle zorluklar yaşayabiliyor. Duruş bozukluğu bir yapısal sorun sebebiyle olmak zorunda değil. Aynı zamanda uygun olmayan masa ya da koltuk yükseklikleri de bu sorunun başlıca nedenlerinden biri. Aynı zamanda, aşırı ağırlığa maruz kalma ve uzun süreli araç kullanma da bir başka neden. Bunun dışında çok uzun zaman bilgisayar başında çalışmak da bu sorunlara neden olabiliyor.

Bu konuda Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:

“Duruş ve postür sorunları, en eğlenceleri işleri bile bazen çok zorlayıcı hale getirebilir. Bazen basit bir yastık, yumuşak bir ayakkabı, yapılacak basit egzersizler, bizi bunlardan uzak tutabilir. En iyi iş verimliliği sağlam vücutla olur.”

Duruş bozukluğunu düzeltmek için ne yapmalı?

Duruş bozukluğu özellikle iş hayatında çalışanları zorluyor.

Duruş bozukluğu etkilerini en aza indirmek

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, duruş bozuklukları etkilerinin en aza indirilmesi konusunda şunları anlattı:

  • Ofis çalışanları için ilk şart, çalıştıkları ortamın ergonomisini en uygun hale getirmeye çalışmaktır. Bazen ekranın altına konulacak hafif bir yükselti ya da bir bel yastığı sizi uzun süreli ağrılardan koruyabilir.
  • Ofis çalışanlarının alabilecekleri diğer önlem ise, aşırı hareketsiz kalmamaktır. Mutlaka saatte bir ofiste atılacak bir tur yada basit gerinme hareketleri kas ve eklemleri rahatlatır.
  • Uygun olmayan ayakkabı seçimi de, duruş bozukluklarını tetikleyen faktörlerdendir. Aşırı sert yada yüksek veya dar ayakkabılar ayak anatomisini bozduğu gibi tüm omurga ve kalçada da sorunlara neden olabilir. İşe uygun, rahat ve kullanışlı ayakkabı seçimi bizi bunlardan korur.
Duruş bozukluğunu düzeltmek için ne yapmalı?

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım (Fotografta)

En fazla taşıma sektöründe var

  • Ağır iş yükü altındaki iş kollarında ayarlama yapmak bu kadar kolay olmayabilir, ancak yine de belinizi ya da sırtınızı destekleyecek basit korseler kullanmak ya da yük binen eklemleri arada bir germek ve iş dışında yapacağınız basit kuvvet egzersizleri sizi kalıcı hasarlardan korur.
  • Günümüzde en çok yaygınlaşan taşıma sektöründe de benzer zorluklar var. Büyük araç kullanan çalışanlar da, bel yastığı, koltuk yüksekliğinin iyi ayarlanması, araçta oturma postürlerine dikkat etmeleri, araçtan inildiğinde yapılacak hafif yürüyüşler ve germeler bu etkileri azaltacaklardır.
  • İş dünyasında aşırı yolculuk yapmak zorunda olan grupta, en az ofis çalışanları kadar risk altındalar. Uzun süre aynı pozisyonda oturmak ve değişik ortamlarda çalışmak, hem eklem, hem kas, hem de bağlarda zorlanmalara neden olabilmektedir. Bu grup iş dışında, yürüyüş yaparak, yüzerek yada spor salonunda hafif egzersizler yaparak kendilerini koruyabilirler.
Okumaya devam et

Yaşam

Çocuklarda uyku problemi nasıl çözülür

Çocuklarda uyku problemi nedenleri ve çözümü konusunda Dr.Ersin Sarı’dan açıklama. Arkası kesilmeyen kabuslar çocuklardaki gelişimi olumsuz etkiliyor.

Çocuklarda uyku problemi ciddi sorunları da beraberinde getirebilir. Özellikle çocuklar büyürken en çok zorlanılan konuların başında uyku düzeni geliyor. Birçok çocuk kendi odasında uyuma alışkanlığı kazanıyor.

Fakat birçok çocuk da anne babasının yanında uyumayı tercih ediyor. Uyku problemlerinin ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynayabiliyor. Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ersin Sarı çocukların uyku problemlerinin nedenlerini açıkladı.

Çocuklarda uyku problemi

Çocuklarda uyku problemi sorunu ile ilgili Uzm. Dr. Ersin Sarı (Fotoğrafta), aileleri uyardı.

Çocuklarda yaşanan uyku problemlerinin nedenleri nelerdir?

  • Kabuslar: Çocuklarda en sık görülen uyku bozukluklarının başındadır. Tüm yaş guruplarında olduğu gibi 3 – 5 yaş arasında daha fazla görülüyor. Çocuklar, kaygılı veya stresli dönemlerinde daha sık kabul görür. Kesinleşmiş, belli bir tedavisi maalesef yok. Ancak çocuklar etkilenebilecekleri çizgi filmler seyrettiklerinde, şiddet içeren oyunlar oynadıklarında veya korku hikayeleri duyduklarında kabuslar artabilir.
  • Uyku Terörü: Kabuslardan sonra en çok karşılaşılan uyku problemidir. Çocuk uyuduktan iki üç saat sonra ağlayarak ve bağırarak korku içinde gözlerini açar. Ayrıca bunu yaparken aslında ağır uykudadır. Ancak yaşanan uyku teröründe gözler açık olduğu için ebeveynler onları uyanık zannederler. Çocuk bu sırada uyandırılmaz ve tekrar yatırılırsa sabah bu durumu hatırlamaz.
  • Uyurgezerlik: Sıklığı önemlidir, genellikle 4 – 8 yaş civarında başlayıp ergenliğe doğru azalma gösterir. Uyurgezerlikte de yine gözler açıktır ama bakışlar donuk ve hareketsizdir.Emniyet tedbirleri çok önemlidir çünkü çocuk uyku sırasında bilinçsizce yaptığı eyleme devam edebilir.
  • Narkolepsi: Uyanıkken aniden gelen uyku ataklarıdır. Kişi konuşurken veya yemek yerken bir anda uykuya dalar, buna bazen ayaktayken yere düşmelerde eşlik edebilir. Gündüz olan bu uyku ataklarının sıklığı kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Aniden düştüğünde kafasını çarpıp çocukta ciddi bir hasar oluşmasına neden olabilir.
  • Huzursuz Bacak Sendromu: Gündüz genellikle fazla sıkıntı yaratmaz, gece uykuda veya istirahat halinde ortaya çıkar. Ayrıca bacaklarda ağrı, karıncalanma gibi bir huzursuzluk hissidir. Özellikle çocuklarda demir ve B12 eksikliği, böbrek hastalığı bunlardan bazılarıdır.

Çocuklarda uyku problemi

Tetikleyici faktörler var!

  • Çocuğun mizacı,
  • Anne, baba ve çocuk arasındaki iletişim,
  • Beslenme,
  • Hastalık,
  • Fiziksel koşullar,
  • Yatma saatleri,
  • Evlilik çatışması.

Bu önerilerle çocuğunuzun uyku kalitesini artırın!

  • Yatağın korunaklı olması,
  • Yatağa uyanık halde bırakılması ve kendi kendine uyumayı öğrenmesinin sağlanması,
  • Sallanma ve emme gibi bir araç kullanılmadan uyumanın öğretilmesi,
  • Odanın çok karanlık olmaması,
  • Uyku saatlerinden ödün verilmemesi,
  • Uyuduktan sonra yerinin değiştirilmemesi,
  • Sevdiği bir oyuncağı ile uyumasına izin verilmesi,
  • Uykudan önce masal anlatılması veya ninni söylenilmesi,
  • Yatağa aç olarak yatırılmaması,
  • Gece uyarıcı özelliği olan besinlerden uzak tutulmasıdır.
Okumaya devam et

Yaşam

Güne iyi hissederek başlamak için 6 öneri

Güne iyi başlamak

Güne iyi başlamak bütün gün kullanılacak enerjinin kaynağıdır.

Güne iyi başlamak için atılacak ve alışkanlık haline getirilecek minik adımlar var. Hem günün verimli geçmesine hem de kişinin kendisine daha fazla vakit ayırmasını olanak sunar.

Güne erken başlayın

Yapılan araştırmalar sabahları erken uyanan ve telaş halinde olmayan insanların gün içinde mutlu hissettiğini gösteriyor. Güne erken başlamak, yapılması gereken işleri ve aktiviteleri planlamak açısından fayda sağlamanın yanı sıra bütün güne pozitif etki ederek, kişinin kendine daha fazla vakit ayırmasına da katkı sağlar.

Güne ne içerek başlamak?

Güne 1 bardak su ile başlayın

Su, hayat için vazgeçilmezdir ve sağlığa olan yararları tartışılmazdır. Uyku zamanında susuz kalan metabolizmayı uyandırmanın en güzel yolu, güne 1 bardak su ile başlamaktır. Güne 1 bardak su ile başlamak metabolizmanızın uyanmasını sağlamanın yanı sıra vücutta biriken toksinlerin de dışarı atılmasına yardımcı olmaktadır.

Güne ne içerek başlamak?

Kahvaltıyı ihmal etmeyin

Dünyadaki tüm uzmanlar kahvaltının en önemli öğün olduğu konusunda birleşiyor. Kahvaltı uzun süren açlık sonrasında düşen kan şekeri seviyesini yükselterek, güne zinde ve enerjik başlamayı sağlar.

Güne ne içerek başlamak?

Keyifli bir sabah şarkısı seçin

Araştırmalar, sabahları uyandığımızda müzik dinlemenin günü daha iyi hale getirdiğini ortaya koyuyor. Sevilen bir parçayı dinlemek, güne olumlu düşüncelerle başlamanın en iyi yöntemleri arasında yer alıyor.

Ilık bir duş alın

Birçoğumuz sabah uyandıktan sonra ya da gece yatmadan önce duş almayı tercih ediyoruz. Araştırmalara göre, stresli çalışanlar için ideal olan sabah duş almak. Duş, rahatlatıcı etkiye sahipken aynı zamanda uyanmayı da sağlıyor.

Güne ne içerek başlamak?

Telefon ve e-postalardan uzak durun

Telefon ve e-postalar hayatımızın bir parçası durumunda. Ancak kahvaltı yapmadan, tam olarak uyanamadan ve günü planlamadan telefonları, mesajları ve e-postaları yanıtlamak stresi artırıyor. O nedenle kahvaltı ve sabah bakımı rutinlerini tamamladıktan sonra telefonların ve maillerin yanıtlanması öneriliyor.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021