American Civil War: Rüzgar Gibi Geçti’den Soğuk Dağ’a…

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Amerika Birleşik Devletleri (ABD). Kızılderililer’in bu ülkeye göçü (Sibirya üzerinden), 12 bin yıl öncesine dayandırılır. 16’ncı yüzyıla gelindiğinde ise Avrupa’dan akın akın gelen göçler. Sonrasında toprak savaşları, katledilen yerliler, beyazların kurduğu 13 koloni, ardından Bağımsızlık Savaşı, derken günümüzün süper gücü, emperyalizmin en büyük öncüsü, kapitalizmin lideri, 50 eyalet, 1 federal bölgeden oluşan kudretli ABD!..

Milyonlarca kitabın, yüzbinlerce belgesel filmin, yine milyonlarca belgenin, vesikanın anlatacağı bu büyük oluşumu, 3-5 satıra sığdırmak… Kargalar bile gülmez buna tabi ki, lakin bendeki bu ukala cesaretinin asıl amacı, bir noktaya dikkat çekmek için kısa bir girizgah yapabilmekti, kendi gücümce!..

Böylesine devasa bir tarih süzgecinden geçerek, baş döndürücü bir şekilde ortaya çıkan ve bugün bile dünyaya hükmeden Birleşik Devletler, yine dünya tarihinin gördüğü en büyük iç savaşı yaşamış bir ülkedir aynı zamanda.

Tek bir ulusun fertleri, koca ülkenin birçok noktasında göğüs göğüse çarpışarak birbirlerinin canını almışlardır…

Eşine benzerine ancak Çanakkale Savaşları‘nda rastlanabilecek onlarca göğüs göğüse çarpışmada, maviler ile yeşiller, birbirlerini acımasızca öldürmüşlerdir...

Öylesine bir iç savaş ki bu, 4 yıl boyunca, aynı ülkenin 2 tarafından 700 bini aşkın askerin ölümüne, milyonlarca insan hayatının darmadağın olduğu, inanılmaz bir kıyım ve inanılmaz dramlara yol açmıştır…

Acısı bugün bile çekilen dramlardır bunu. Ne Kuzeyliler’in, ne Güneyliler’in ‘gerçek zafer’ elde edemediği bir savaş. Ne görkemli Genereal Ulysses S. Grant‘ın ne de efsane General Robert Edward Lee‘nin kazandığı bir savaş…

Asıl çıkış nedeni olan ‘Köleliğe’, ne o zaman ne de günümüzde çare bulamamış bir savaştır American Civil War, ya da İç Savaş, ya da Kuzey Güney Savaşı…

En büyük ve en kanlı çarpışmanın yaşandığı, sonuçta Kuzeyliler’in zaferiyle sonuçlanan Gettysburg Muharebesi‘nden tam 4 ay sonra, büyük lider Abraham Lincoln, tarihi konuşmasını şöyle bitiriyordu:

“Tanrı’nın şahitliğindeki bu ülkenin yeni bir özgürlük doğuşu yaşamasını sağlayalım ve halkın, halk tarafından halk için yönetimi olduğu bu devlet yeryüzünden silinmesin…”

Cumhuriyet rejimini tarif eden Lincoln’un bu konuşması, ABD tarihinin dönüm noktalarından biridir aynı zamanda(Merak edenler konuşmanın tamamını internetten çok kolay bir şekilde bulabilirler)…

İşte 4 yıl süren bu büyük savaş(1861-1865), bu büyük yıkım, bu büyük dram, sinema sanatı için bulunmaz nimetler, malzemeler, konular sunmuştur.

Clark Gable’lı Rüzgar Gibi Geçti ile başlayan Civil War sinema macerası, John Wayne’li Kahraman Süvariler ile devam etmiş, İyi Kötü Çirkin gibi kült bir filmin içerisinden geçmiş, 1989 yapımı Glory(Zafer) ile tüm dünyayı etkilemiş(ki bu film sinema dünyasına Denzel Washington ve Morgan Freeman gibi 2 büyük usta kazandırmıştır), günümüze doğru gelindiğinde ise 1990 yılında Kevin Costner‘li başyapıt Kurtlarla Dans, 1994 yapımı Winona Ryder, Christian Bale, Susan Sarandon’lu Küçük Kadınlar, 2010 yapımı James McAvoy ve Robin Wright’lı Suikast(Yönetmeni efsane oyuncu Robert Redford’dur), 2012 yılı yapımı, Daniel Day Lewis‘in unutulmaz Oscar’lık performansıyla Lincoln gibi filmlerle devam etmiştir.

Bu iç savaş üzerine yapılmış belgesel ya da yarı belgesel birçok başarılı yapımı ve sadece Lincoln üzerine yapılmış onlarca diğer filmi de seriye ekleyebiliriz…

(Yalnız lütfen hiç kimse, ama hiç kimse Marvel Comics uyarlaması Captain Amerika:Civil War eğlenceliğini bu seriye dahil etmesin, keyfimizi kaçırmasın…)

Ama bir tanesi var ki… işte o film, altta kısa tanıtımını yapacağımız Could Mountain, benim tüm Civil War filmleri içerisindeki favorimdir. İstisnasız ve tartışmasız olarak…

American Cvil War
Büyük oyuncu Daniel Day Lewis, İç Savaş’ı bitiren adam Lincoln’e öyle bir hayat verdi ki, aktörlük mesleğinde zirveyi bir kez daha göstermiş oldu.

İzlemeden Olmaz!..

Kaybettiklerimiz bir daha asla geri dönmeyecek, çünkü çok kan aktı

COULD MOUNTAİN-Soğuk Dağ(2003)

Tam alev alacakken araya Amerikan İç Savaşı’nın girdiği bir aşk. Günler günleri, haftalar haftaları, derken aylar ayları, yıllar yılları… Savaş biter, külleri saçılır her tarafa. Her tarafta acı vardır, gözyaşı vardır. Dram vardır. Savaştan acılarla dönen genç Güneyli bir askerin zihninde ise sadece ve sadece tek bir şey vardır. O da canından çok sevdiği ve hayaliyle yanıp tutuştuğu sevgilisi Ada. Ada ve Inman, yıllardır birbirine kavuştukları ve tamamen özgür olabildikleri bir hayatın hayalini kurmuşlardır. Ancak ulusun temelinde yatan büyük sorunlar, huzur dolu bir hayatın peşinde olan bu 2 insanın peşini bırakmamış ve bırakmayacaktır. Nicole Kidman, Jude Law ve Renee Zellweger‘den inanılmaz performanslar. Natalie Portman, Charli Hunnam, Cillian Murphy bile, 18 yıl önceki halleriyle bu filmde…

American Civil War
Ne büyük bir aşk, ne büyük bir sevgi, ne büyük bir özlem… Ve tabi ki de ne büyük acılar, dramlar… Bu unutulmaz filmde Nicole Kidman da Jude Law da muhteşem oynuyorlar.

Hukuk elbette herkese lazım ama kuzen Billy’e çok daha fazla…

MY COUSİN VİNNY-Kuzenim Vinny(1992)

Yanlış anlaşılmalar sonucunda hapse düşen 2 kafadar ile onları kurtarmaya çalışan avukat bozuntusu kuzen ve sevgilisinin komik hikayesini anlatıyor. Bu avukat bozuntusu, hukuk fakültesini güç bela bitirmiş, 6 yıldır baroya kabul edilebilmek için sınavlara girip çıkan (lisansını alıp almadığı bile açık değildir) bir acemidir. Joe Pesci‘nin hayat verdiği Vinny Gambini ve Marisa Tomei‘nin canlandırdığı Mona Lisa Vito (Bu filmdeki rolüyle Marisa Tomei, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Akademi Ödülü’nü kazanmıştır), kafadarları kurtarabilecekler midir?

American Civil War
Jonathan Lynn’nın yönettiği 1992 yılı yapımı film, sinema afişlerinden birindeki tanıtım sloganında yazdığı gibi ‘Bir deneme yanılma komedisi!’ dir.

Seven’in ardından bir David Fincher mucizesi daha

THE GAME-Oyun(1997)

Tüm hayatını kontrol ederek yaşayan Nicholas Van Orton, engel olunamaz bir kontrolsüzlük ile karşı karşıya gelmek üzeredir. Hayatındaki başarıları, insanlarla ilişkileri ve huzurlu hayatı alacağı bir doğum günü hediyesi ile beraber değişecektir. Kardeşi Conrad, Nicholas’a sonunda çok büyük bir ödülün olduğu bir oyun hazırlar. Bu esrarengiz oyun bir süre sonra oyun olmaktan çıkacak ve Nicholas’ın tüm kararlarının tamamen gerçek bir şekilde yansıdığı bir ölüm kalım mücadelesine dönüşecektir.

American Civil War
Seven ile kendini ispatlayan David Fincher, The Game ile ustalığını da kanıtladı. Nefes nefese izlenebilecek bir film.

Vizyondakiler…

Distopik bir dünyada genç ve güzel bir kadın gizemi

CHAOS WALKİNG-Kaos Yürüyüşü(2021)

Patrick Ness’in Chaos Walking roman serisinin 2008’de yayımlanan ilk kitabı The Knife of Never Letting Go’dan uyarlanan Chaos Walking, kadınların tamamının öldüğü, erkeklerin ise birbirilerinin düşüncelerini Gürültü (Noise) adı verilen bir şekilde duyup görebildiği distopik bir dünyada, Violet adında gizemli bir genç kadının ortaya çıkmasıyla değişen dengeleri anlatıyor. Daisy Ridley, Tom Holland, Mads Mikkelsen, David Oyelowo’lu kadrosuyla izlenmeye değer görülüyor.

American Civil War
Aksiyon filmlerinin usta yönetmeni Doug Liman, aksiyon türüne bu kez bilim kurguyu da katmış.

101 Dalmaçyalı’nın unutulmaz kötüsü Cruella, 25 yıl sonra geri döndü!

CRUELLA(2021)

1996 yılında çocuklara yönelik bir komedi macera filmi yılın en çok dikkat çeken işlerinden biri olmuştu. 101 Dalmaçyalı‘da baş kötü olarak tanıştığımız Cruella de Vil‘i Glenn Close canlandırmıştı. Sinemaların en modaya düşkün ve kötü şöhretli karakterlerinden efsanevi Cruella de Vil’i bu kez Emma Stone canlandırıyor. Ve zalim karakterin adını verdiği ‘Cruella’, Estella adlı genç kızın kötülükler kraliçesine dönüşme öyküsünü anlatıyor. Yönetmeni ise, 2017 yılına damga vuran Oscarlı  Ben, Tonya‘nın da kamera arkasında yer alan Avustralyalı Craig Gillespie.

Dalmaçyalı
101 Dalmaçyalı’nın live-action versiyonuda başrol Emma Stone’un. Aşıklar Şehri’nin romantizminden suç ve komedi dünyasına…

Bir ahtapotu sevmekle başlayacak her şey…

MY OCTOPUS TEACHER-Ahtapot Öğretmenim(2020)

İki ayrı dünyadan 2 bambaşka canlının yolu kesişir. İlk bakışta birbirlerinden çok farklı gözüken bu erkek ve dişi aralarındaki tüm engellere rağmen birbirlerini tanımaya karar verir. Sıra dışı bir aşk yaşamaya başlarlar. Bir romantik komediden ödünç alınmış gibi duran bu konuya, neredeyse tamamı su altında geçen bir belgeselde şahit olacağınıza inanır mısınız? Ahtapottan Öğrendiklerim (My Octopus Teacher) filmlerde denk geldiğimizden çok daha imkânsız, çok daha zor, çok daha saplantılı bir aşk hikayesi…

Soğuk Dağ
Ellen Windemith’in yönetici yapımcılığını üstlendiği ‘My Octopus Teacher’ adlı bu belgeselin yapımı 10 yıl sürdü.

Muammer DİLBER.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
American Civil War: Rüzgar Gibi Geçti’den Soğuk Dağ’a…

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

2 Yorum

  1. 1 sene önce

    Biz okuyucularını geçmiş tarihle buluşturan,bu tarihi anları,yaşanılan gerçekleri sinama sanatı ile buluşturan onca filmi,”Al Birde Bunu İzle”tadında bir yazı.Keyifle okudum😊

    Cevapla
  2. 1 sene önce

    Her şeyi birbirine o kadar güzel bağlanmış ki yazıda büyük resmi gösteriyor ve düşündürüyor… Kalemine sağlık, teşekkürler…

    Cevapla
Giriş Yap

Kanaldaa ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!