Bizimle İletişime Geçin

Yaşam

Aile hekimleri ‘tamamlayıcı tıp’a ne kadar hakim?

Aile Hekimleri ‘geleneksel ve tamamlayıcı tıp’ hakkında ne kadar bilgiye sahip?.. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Dr.Merve Dağcı, 213 aile hekimiyle görüşerek bu konuyu araştırdı.

Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği’nden Dr. Merve Dağcı, Samsun’daki aile hekimlerinin geleneksel ve tamamlayıcı tıp hakkındaki bilgi düzeyleri ve görüşlerini araştırdı. Son yıllarda geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarına tüm dünyada ve ülkemizde gösterilen ilginin arttığının vurgulandığı bu çalışmada Samsun’daki aile hekimlerinin GETAT ile ilgili bilgi düzeyleri ve görüşleri araştırıldı.

Araştırmaya 3 aylık sürede 213 hekim katıldı  

Tanımlayıcı, kesitsel türde dizayn edilen bu çalışmaya Ocak 2021- Mart 2021 tarihleri arasındaki 3 aylık süre içerisinde, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı aile sağlığı merkezinde çalışan 213 hekim katıldı. Hekimlere literatürden faydalanılarak hazırlanan GETAT ile ilgili bilgi düzeyi ve görüşlerini içeren bir anket uygulandı.

Yüzde 65,73’ü erkek hekimlerden oluşan katılımcıların yaş ortalaması ise 45 olarak saptandı. Ayrıca 15 yıl ve üstü hekimlik yapanların oranı yüzde 72,77 iken 11-15 yıllık aile hekimi olanların oranı ise yüzde 63,85 idi. Hekimlerin en sık duyum ya da bilgisi olduğu uygulamanın hipnoz (yüzde 89,67) olduğu gözlemlendi. Kendine yaptıranların en sık kupa tedavisi yaptırdığı görüldü. (yüzde 8,92).

Aile Hekimleri

Samsun’da 213 aile hekimi arasında alternatif tıp konusunda araştırma yapıldı.

Aile hekimleri en çok ozon tedavisini tavsiye ediyor

Yapılan araştırmada hekimlerin özellikle hastalarına ozon tedavisi tavsiye ettiği görüldü. (yüzde 27,23). Hastalarına uyguladıkları ve sertifikasyona sahip oldukları en sık uygulamanın ise kupa tedavisi (Sırasıyla yüzde 2,35, yüzde 1,41) olduğu belirlendi. Bununla birlikte GETAT uygulamalarının faydalı olduğunu ve klasik tıp ile tamamlayıcı tıbbın bir bütünün parçaları olduğunu düşünenlerin çoğunlukta olduğu, yapılan araştırmayla ortaya konuldu. Ayrıca hekimler, GETAT ilgili bilgileri yüzde 77 oranında sosyal çevre ve medyadan öğrendiklerini belirtti. ‘GETAT yönetmeliği, literatürü, etik kurulu ve anabilim dalı vardır’ diyenlerin oranı ise yüzde 37,56.

Aile hekimleri bilgi düzeyi

Ayrıca GETAT’ın popüler hale gelmesinde modern tıbbın talepleri yeterince karşılayamadığı inancının ortaya çıktığı kaydedildi. Dr.Merve Dağcı’nın araştırmasında daha az zararlı ve yan etkilerinin olması, bütüncül tıp anlayışına eğilim olması, insanların dini-kültürel olarak kendilerine yakın hissetmeleri gibi nedenlerin buraya yönelmesinde etkili olduğu saptandı.

Birinci basamak sağlık kuruluşlarının hastalarla ilk tıbbi temas noktası olması ve GETAT yöntemlerinin özellikle kronik hastalıkların tedavisinde kullanılması nedenleri ile aile hekimlerine önemli görevler düştüğü de vurgulandı.

Aile Hekimleri

Aile hekimleri, alternatif ve tamamlayıcı tıp konusundaki bilgi düzeylerini paylaştı.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre geleneksel tıp;

“Fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, bunlara tanı koyma, iyileştirme veya tedavi etmenin yanında sağlığın iyi sürdürülmesinde de kullanılan, farklı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı izahı yapılabilen veya yapılamayan bilgi, beceri ve uygulamalar bütünüdür. Tamamlayıcı tıp ise; bir ülkenin kendi geleneğinin bir parçası olmayan veya mevcut sağlık sistemi ile bütünleşmemiş sağlık uygulamalarına atıfta bulunmak için kullanılmaktadır.”

Araştırmada, Sağlık Bakanlığı tarafından 27 Ekim 2014 tarihinde ‘GETAT Uygulamaları Yönetmeliği’ hatırlatıldı. Böylece bu yönetmelikle sağlık mensubu olmayan kişilerce uygulanmasının önüne geçilmiş, uygulama yapılabilecek sağlık kuruluşları ve bunların çalışma usul ve esasları belirlendi. Yönetmeliğe göre 15 tane GETAT uygulaması bulunuyor.

Bunlar;

  • Akupunktur
  • Mezoterapi
  • Homeopati
  • Ozon tedavisi
  • Apiterapi
  • Fitoterapi
  • Kupa uygulaması
  • Hipnoz
  • Kayropraksi
  • Müzik terapi
  • Hirudoterapi
  • Refleksoloji
  • Osteopati
  • Larva tedavisi
  • Proloterapi
Akupunktur

Akupunktur, en sık tavsiye edilen alternatif ve tamamlayıcı tıp olarak dikkat çekti.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri olmak üzere toplam 76 uygulama ve 11 eğitim merkezi bulunuyor.

Araştırmanın sonuç bölümünde ise;

“Birinci basamak sağlık kuruluşları sağlık hizmeti almak isteyenler için giriş kapısıdır. Özellikle koruyucu sağlık hizmeti, eğitimi, danışmanlığı ve yönlendirme, kronik hastalık takibi, yaşlı sağlığı gibi birçok konuda hastalara bakım veren birinci basamak sağlık personeline GETAT uygulamaları hakkındaki soruları yanıtlamada önemli görevler düşmektedir.

Cinsiyete göre farklılık

Bu çalışmaya göre hekimlerin çoğunlukla GETAT uygulamaları hakkında duyum ya da bilgisi olduğunu ifade edildi. Fakat daha az sıklıkla hastalarına tavsiye ettikleri görüldü. Ayrıca sertifikasyon oranının düşüklüğü göze çarptı. Yarıdan fazlası bu uygulamaların faydalı olduğunu ve klasik tıpla beraber kullanılması gerektiğini düşünmektedir. Ayrıca faydalı olduğunu düşünenler bu uygulamaları hastalarına daha sık önermektedir. Cinsiyete göre tavsiye etme oranında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.

Genç hekimler, GETAT uygulamaları hakkında daha sık duyum ya da bilgiye sahip. Hekimlik yılı arttıkça bu oran azalmaktadır. Tıp alanındaki güncellemelerin takip edilmesi verilen hizmetin kalitesi açısından önemlidir. Bu yöntemler hakkındaki bilgi düzeyinin düşük olduğu aşikardır. Gün geçtikçe kullanımı artan uygulamalara günümüz tıp eğitim müfredatında henüz yer verilmemektedir. Kanıta dayalı çalışmaların artırılması ve bu uygulamaların eğitim müfredatına entegre edilmesi ile danışanlara yeterli ve gerekli bilgilendirilme sağlanarak hem tedavi süresi hem de maliyet azaltılabilir” denildi.

Yorum Yap

Yorum Yap覺n

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Editör

Yaşam

Duruş bozukluğu iş hayatını nasıl etkiler?

Duruş bozukluğu

Duruş bozukluğu konusunda Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, basit uygulamalarla bu sorunun giderilebileceğini belirtti.

Çalışanlar iş hayatları boyunca sahip oldukları duruş bozukluğu nedeniyle zorluklar yaşayabiliyor. Duruş bozukluğu bir yapısal sorun sebebiyle olmak zorunda değil. Aynı zamanda uygun olmayan masa ya da koltuk yükseklikleri de bu sorunun başlıca nedenlerinden biri. Aynı zamanda, aşırı ağırlığa maruz kalma ve uzun süreli araç kullanma da bir başka neden. Bunun dışında çok uzun zaman bilgisayar başında çalışmak da bu sorunlara neden olabiliyor.

Bu konuda Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:

“Duruş ve postür sorunları, en eğlenceleri işleri bile bazen çok zorlayıcı hale getirebilir. Bazen basit bir yastık, yumuşak bir ayakkabı, yapılacak basit egzersizler, bizi bunlardan uzak tutabilir. En iyi iş verimliliği sağlam vücutla olur.”

Duruş bozukluğunu düzeltmek için ne yapmalı?

Duruş bozukluğu özellikle iş hayatında çalışanları zorluyor.

Duruş bozukluğu etkilerini en aza indirmek

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, duruş bozuklukları etkilerinin en aza indirilmesi konusunda şunları anlattı:

  • Ofis çalışanları için ilk şart, çalıştıkları ortamın ergonomisini en uygun hale getirmeye çalışmaktır. Bazen ekranın altına konulacak hafif bir yükselti ya da bir bel yastığı sizi uzun süreli ağrılardan koruyabilir.
  • Ofis çalışanlarının alabilecekleri diğer önlem ise, aşırı hareketsiz kalmamaktır. Mutlaka saatte bir ofiste atılacak bir tur yada basit gerinme hareketleri kas ve eklemleri rahatlatır.
  • Uygun olmayan ayakkabı seçimi de, duruş bozukluklarını tetikleyen faktörlerdendir. Aşırı sert yada yüksek veya dar ayakkabılar ayak anatomisini bozduğu gibi tüm omurga ve kalçada da sorunlara neden olabilir. İşe uygun, rahat ve kullanışlı ayakkabı seçimi bizi bunlardan korur.
Duruş bozukluğunu düzeltmek için ne yapmalı?

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım (Fotografta)

En fazla taşıma sektöründe var

  • Ağır iş yükü altındaki iş kollarında ayarlama yapmak bu kadar kolay olmayabilir, ancak yine de belinizi ya da sırtınızı destekleyecek basit korseler kullanmak ya da yük binen eklemleri arada bir germek ve iş dışında yapacağınız basit kuvvet egzersizleri sizi kalıcı hasarlardan korur.
  • Günümüzde en çok yaygınlaşan taşıma sektöründe de benzer zorluklar var. Büyük araç kullanan çalışanlar da, bel yastığı, koltuk yüksekliğinin iyi ayarlanması, araçta oturma postürlerine dikkat etmeleri, araçtan inildiğinde yapılacak hafif yürüyüşler ve germeler bu etkileri azaltacaklardır.
  • İş dünyasında aşırı yolculuk yapmak zorunda olan grupta, en az ofis çalışanları kadar risk altındalar. Uzun süre aynı pozisyonda oturmak ve değişik ortamlarda çalışmak, hem eklem, hem kas, hem de bağlarda zorlanmalara neden olabilmektedir. Bu grup iş dışında, yürüyüş yaparak, yüzerek yada spor salonunda hafif egzersizler yaparak kendilerini koruyabilirler.
Okumaya devam et

Yaşam

Çocuklarda uyku problemi nasıl çözülür

Çocuklarda uyku problemi nedenleri ve çözümü konusunda Dr.Ersin Sarı’dan açıklama. Arkası kesilmeyen kabuslar çocuklardaki gelişimi olumsuz etkiliyor.

Çocuklarda uyku problemi ciddi sorunları da beraberinde getirebilir. Özellikle çocuklar büyürken en çok zorlanılan konuların başında uyku düzeni geliyor. Birçok çocuk kendi odasında uyuma alışkanlığı kazanıyor.

Fakat birçok çocuk da anne babasının yanında uyumayı tercih ediyor. Uyku problemlerinin ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynayabiliyor. Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Ersin Sarı çocukların uyku problemlerinin nedenlerini açıkladı.

Çocuklarda uyku problemi

Çocuklarda uyku problemi sorunu ile ilgili Uzm. Dr. Ersin Sarı (Fotoğrafta), aileleri uyardı.

Çocuklarda yaşanan uyku problemlerinin nedenleri nelerdir?

  • Kabuslar: Çocuklarda en sık görülen uyku bozukluklarının başındadır. Tüm yaş guruplarında olduğu gibi 3 – 5 yaş arasında daha fazla görülüyor. Çocuklar, kaygılı veya stresli dönemlerinde daha sık kabul görür. Kesinleşmiş, belli bir tedavisi maalesef yok. Ancak çocuklar etkilenebilecekleri çizgi filmler seyrettiklerinde, şiddet içeren oyunlar oynadıklarında veya korku hikayeleri duyduklarında kabuslar artabilir.
  • Uyku Terörü: Kabuslardan sonra en çok karşılaşılan uyku problemidir. Çocuk uyuduktan iki üç saat sonra ağlayarak ve bağırarak korku içinde gözlerini açar. Ayrıca bunu yaparken aslında ağır uykudadır. Ancak yaşanan uyku teröründe gözler açık olduğu için ebeveynler onları uyanık zannederler. Çocuk bu sırada uyandırılmaz ve tekrar yatırılırsa sabah bu durumu hatırlamaz.
  • Uyurgezerlik: Sıklığı önemlidir, genellikle 4 – 8 yaş civarında başlayıp ergenliğe doğru azalma gösterir. Uyurgezerlikte de yine gözler açıktır ama bakışlar donuk ve hareketsizdir.Emniyet tedbirleri çok önemlidir çünkü çocuk uyku sırasında bilinçsizce yaptığı eyleme devam edebilir.
  • Narkolepsi: Uyanıkken aniden gelen uyku ataklarıdır. Kişi konuşurken veya yemek yerken bir anda uykuya dalar, buna bazen ayaktayken yere düşmelerde eşlik edebilir. Gündüz olan bu uyku ataklarının sıklığı kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Aniden düştüğünde kafasını çarpıp çocukta ciddi bir hasar oluşmasına neden olabilir.
  • Huzursuz Bacak Sendromu: Gündüz genellikle fazla sıkıntı yaratmaz, gece uykuda veya istirahat halinde ortaya çıkar. Ayrıca bacaklarda ağrı, karıncalanma gibi bir huzursuzluk hissidir. Özellikle çocuklarda demir ve B12 eksikliği, böbrek hastalığı bunlardan bazılarıdır.

Çocuklarda uyku problemi

Tetikleyici faktörler var!

  • Çocuğun mizacı,
  • Anne, baba ve çocuk arasındaki iletişim,
  • Beslenme,
  • Hastalık,
  • Fiziksel koşullar,
  • Yatma saatleri,
  • Evlilik çatışması.

Bu önerilerle çocuğunuzun uyku kalitesini artırın!

  • Yatağın korunaklı olması,
  • Yatağa uyanık halde bırakılması ve kendi kendine uyumayı öğrenmesinin sağlanması,
  • Sallanma ve emme gibi bir araç kullanılmadan uyumanın öğretilmesi,
  • Odanın çok karanlık olmaması,
  • Uyku saatlerinden ödün verilmemesi,
  • Uyuduktan sonra yerinin değiştirilmemesi,
  • Sevdiği bir oyuncağı ile uyumasına izin verilmesi,
  • Uykudan önce masal anlatılması veya ninni söylenilmesi,
  • Yatağa aç olarak yatırılmaması,
  • Gece uyarıcı özelliği olan besinlerden uzak tutulmasıdır.
Okumaya devam et

Yaşam

Güne iyi hissederek başlamak için 6 öneri

Güne iyi başlamak

Güne iyi başlamak bütün gün kullanılacak enerjinin kaynağıdır.

Güne iyi başlamak için atılacak ve alışkanlık haline getirilecek minik adımlar var. Hem günün verimli geçmesine hem de kişinin kendisine daha fazla vakit ayırmasını olanak sunar.

Güne erken başlayın

Yapılan araştırmalar sabahları erken uyanan ve telaş halinde olmayan insanların gün içinde mutlu hissettiğini gösteriyor. Güne erken başlamak, yapılması gereken işleri ve aktiviteleri planlamak açısından fayda sağlamanın yanı sıra bütün güne pozitif etki ederek, kişinin kendine daha fazla vakit ayırmasına da katkı sağlar.

Güne ne içerek başlamak?

Güne 1 bardak su ile başlayın

Su, hayat için vazgeçilmezdir ve sağlığa olan yararları tartışılmazdır. Uyku zamanında susuz kalan metabolizmayı uyandırmanın en güzel yolu, güne 1 bardak su ile başlamaktır. Güne 1 bardak su ile başlamak metabolizmanızın uyanmasını sağlamanın yanı sıra vücutta biriken toksinlerin de dışarı atılmasına yardımcı olmaktadır.

Güne ne içerek başlamak?

Kahvaltıyı ihmal etmeyin

Dünyadaki tüm uzmanlar kahvaltının en önemli öğün olduğu konusunda birleşiyor. Kahvaltı uzun süren açlık sonrasında düşen kan şekeri seviyesini yükselterek, güne zinde ve enerjik başlamayı sağlar.

Güne ne içerek başlamak?

Keyifli bir sabah şarkısı seçin

Araştırmalar, sabahları uyandığımızda müzik dinlemenin günü daha iyi hale getirdiğini ortaya koyuyor. Sevilen bir parçayı dinlemek, güne olumlu düşüncelerle başlamanın en iyi yöntemleri arasında yer alıyor.

Ilık bir duş alın

Birçoğumuz sabah uyandıktan sonra ya da gece yatmadan önce duş almayı tercih ediyoruz. Araştırmalara göre, stresli çalışanlar için ideal olan sabah duş almak. Duş, rahatlatıcı etkiye sahipken aynı zamanda uyanmayı da sağlıyor.

Güne ne içerek başlamak?

Telefon ve e-postalardan uzak durun

Telefon ve e-postalar hayatımızın bir parçası durumunda. Ancak kahvaltı yapmadan, tam olarak uyanamadan ve günü planlamadan telefonları, mesajları ve e-postaları yanıtlamak stresi artırıyor. O nedenle kahvaltı ve sabah bakımı rutinlerini tamamladıktan sonra telefonların ve maillerin yanıtlanması öneriliyor.

Okumaya devam et

Editör Seçimi

    Copyright © 2021